Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Şubat 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Karanlık!


Bazen söz aşınır, lafın hükmü kalmaz. Şaşar kalırsın öyle. Bir an diyecek bir şey bulamazsın, nutkun tutulur.
Geçen akşam ben de öyle oldum. TGRT'deki haber görüntülerini seyrederken, benim de nutkum tutuldu.
Hrant'in katili yakalanmış.
Hatıra görüntüleri çekiliyor karakolda. Bir yanında bir polis, bir yanında bir jandarma.
Elinde bir Türk bayrağı... Arkasında bir Türk bayrağı... Bayrağın altında, Atatürk'ün "Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez" sözü...
Katil sanki bir kahraman!
Sevgili Hrant da düşman...
Öyle mi?
Ne yazık!
Bu arada güvenlik görevlileri arasında ilginç konuşmalar duyuluyor:
"Atatürk'ün sözünü, tam şöyle kafasının üstüne denk getirebilir misiniz?"
"Geliyor zaten."
"Vatan toprağı kutsaldır diyor ya..."
"Saçları düzelt."
"Bir de şurdan alalım."
Söyler misiniz, bu nasıl bir hava, bu nasıl bir muamele?..
Katil mi, kahraman mı?..
Ne denir ki?..
Sevgili İsmet Berkan yazısına, "Cinayetten daha vahim görüntüler!" başlığını atmış. "Bu kasedin ortaya çıkması, Hrant'ın bir kez daha öldürülmesidir" diye devam etmiş...
Jandarmadan, emniyetten yapılan açıklamalara bakıyorum. Hayret, meselenin özünden ne kadar uzak, ne denli duyarsız sözler...
Rakel'in, Hrant'ın sevgili eşinin, cenaze törenindeki sesi yine kulağımda çınlıyor:
"Ah kardeşlerim,
Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşim."
İşte karanlık bu!
Katile kahraman muamelesi yapmak, karanlığın ta kendisi... Katile vatansever ilân edercesine davranmak karanlığın ta kendisi... Katili değil de, kurbanı sorgulamaya kalkışmak karanlığın ta kendisi...
Öyle değil mi?
Dün Abdullah Çatlı'ları devlet katında, siyasetin doruklarında vatansever ilan eden zihniyet neyse (dünkü yazım), bugün de Hrant'ın katiline kahraman muamelesi çeken zihniyet, Rakel'in o çığlığında anlatmak istediği karanlığın ta kendisi değil mi?
Bugünlerde beni rahatsız eden o kadar çok şey var ki. Okudukça, dinledikçe, bazen boğulur gibi oluyorum.
Biri şöyle özetlenebilir:
'Vatansever katilleri' yaratan karanlığın üstüne değil de, bu karanlığı sorgulayanların üstüne giden zihniyet medyanın havasında suyunda, bazı köşelerinde kendini fazlasıyla belli ediyor.
Çok yazık.
Ve çok tehlikeli.
Çünkü böyle bir tutum, ülkemizde öteden beri vatansever katilleri yaratan o karanlığı koyulaştırıyor. O saldırgan, o kendinden başka her şeyi düşman ilan eden, düşman gören zihniyet iklimini besliyor.
Medyadaki bu hava, hukuku hiçe sayan o karanlık odakların değirmenine su taşıyor. Medyadaki bu hava, ne yazık ki, yeni hedefler yaratıyor vatansever katiller için...
Bunun farkında değil misiniz?
Görmüyor musunuz?
Kör müsünüz?..
Unuttunuz mu, Çatlı'lar böyle bir karanlıkta doğmuşlardı. Hoş görüldüler! Sırtları sıvazlandı devlet katında. O karanlık böylece bugün Samast'ları çıkardı sahneye. Gittiler, Türklük düşmanı Hrant'ı vurdular.
Yazık değil mi?
Onun için karanlığın üstüne gidenleri bırakın. Karanlığın hedefi olanlarla uğraşmayın. Yeni hedefler yaratmayın.
Gelin, hep birlikte karanlığın kendisini sorgulayalım.
Bunun için hukuku savunalım.
Devlete hukuku götürelim.
Devlete demokrasiyi götürelim.
Çünkü ancak o zaman devletin derin olanı değil, sadece devletin demokratik olanı, hukuka bağlı olanı kalır orta yerde...
Başka çaremiz yok.
Devletin kendisi hukuk kurallarıyla bağlanmadan... Demokratik yargı reformu gerçekleşmeden... Çocuklarımız tolerans duygusuyla eğitilmeden... İnsan haklarına saygılı bir zihniyet devrimi yapmadan... Seçilmişler ile atanmışlar arasındaki demokratik denge kurulmadan, ikinciler birinciye tâbi kılınmadan...
Bir başka deyişle:
Rakel'in çığlığındaki o karanlığı aydınlığa dönüştürmeden bu ülkede barış ve demokrasi kurulamaz.
Ey siyasetçiler!
Bunu yapabilecek miyiz?
Gerisi boş!
Böyle giderse, korkarım, karanlık hepimizi yutmaya devam eder gider.
—————————
İZİN DUYURUSU
Yıllık iznimin bir bölümünü kullanacağım. Yakında tekrar buluşmak umuduyla,
Hasan Cemal.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkeş ve Kıbrıs
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat önceki gü...
Çetin ALTAN
"Saat durmuş ve ocak da tütüyorsa..."
Bugün cumartesi, tatil günü.
Melih AŞIK
En kalite bakanlık!
İş müfettişi dostumuz dün telefonda ağlamaklı...
Fikret BİLA
Demirel'den Anayasa'da reform önerisi
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dün CNN Tü...
Hasan CEMAL
Karanlık!
Bazen söz aşınır, lafın hükmü kalmaz. Şaşar k...
Güneri CIVAOĞLU
Hangi konut?
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Gül i...
Can Dündar
Cerrah'a düşen...
Sayın Cerrah!
Abbas GÜÇLÜ
Topbaş'ın inkâr ettiği sözler
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir To...
Semih İDİZ
CHP ülkeyi savaşa sürüklemek istiyor
Fikret Bila'nın Deniz Baykal ile yaptığı kısa...
Sami KOHEN
Dünya ısınıyormuş... Bize ne mi?..
Önceki gece, bizim saatle 20.55 ile 21.00 ara...
Metin MÜNİR
KTHY stratejik ortak arıyor
Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) iki yıl içind...
Hasan PULUR
Adalet Bakanı da 301'den dertli...
ADALET Bakanı Cemil Çiçek dertli...
Derya SAZAK
Bayraklı poz
Hrant Dink'in katil zanlısının Samsun'da yaka...
Meral TAMER
Bu cüret neyin göstergesi?
Vak'a mahalli: Samsun Emniyet Müdürlüğü Terör...
Yaman TÖRÜNER
Toyota
Geçen yıl aynı anda, ikisi de ikinci el, biri...
Güngör URAS
Aylık enflasyon iner, çıkar (önemli olan yıllık eğilim)
Enflasyon tırmanırken TÜİK'in (Türkiye İstati...
M. Ali BİRAND
Resim cinayete teşviktir
Hrant Dink cinayetinin hemen ertesi günü, AK ...

© 2006 Milliyet