|
Bu cüret neyin göstergesi?
Kadıoğlu: "Bugün Türkiye'de milliyetçi olmamak gibi bir hakkımızın kalmamış olması, son derecede düşündürücü"
Vak'a mahalli: Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi'nin çay ocağı.
Fonda büyük bir Türk bayrağı.
Üzerinde "Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez" yazıyor.
Önünde Hrant'ın katili.
Eline bir Türk bayrağı veriyorlar.
Katilin bir koluna Samsun Emniyet Güvenlik Şube Müdürü Yakup Kurtaran, diğerine Jandarma astsubay ve uzman çavuş girip, "kahramanla" birlikte objektiflere poz veriyorlar.
Tetikçi, polis ve asker aynı fotoğraf karesinde!
Önceki akşam bu akıl almaz görüntüleri, değişik TV kanallarında defalarca izlemekten kendimi alamadım. Ve ekranın karşısında öylece donakaldım. Sözün bittiği yer bu olmalı herhalde.
Fotoğrafta katille birlikte yer alanlar, o cesareti nereden bulur? Demek ki her türlü çekinme duygusunun yok olduğu bir ortam yaratılmış; mevcut hükümetiyle ve toplumsal yaptırımlarıyla... Hatta sanki bu görüntülerin medyaya yansımasından memnun bile olabilirler. En doğrusunu yaptıklarına o kadar eminler ki!
Şaşırmalarına şaşırıyorum
Benim açımdan sözün bittiği yerde, dostlarımdan yardım almak için telefona sarıldım. Prof. Dr. Türkan Saylan, benim donakalmamı hayretle karşılayarak "Bu çok doğaldı. Bilinmeyen bir şey değildi ki... İnsanlar şimdi niye şaşırdılar, ben ona şaşıyorum," dedi. Kendisi hakkında misyonerlik suçlamasıyla açılan davaları, MİT soruşturmalarını hatırlattı.
İkinci telefonumda karşıma çok hoş bir tepki çıktı: "Görüntüler o kadar akıl almaz ki, ben önce hani eskiden solcuları yakaladıklarında, başarılarının belgesi olarak fona 'Yaşasın Polis' falan diye yazarlardı ya, öyle bir şey zannettim! Bu kadar insanlık dışı bir cinayet, yer yerinden oynamış ve sen katilin koluna girip fotoğraf çektirmeyi onur vesilesi olarak görüyorsun..."
Faşizmden söz etmeli
Üçüncü telefonumda, milliyetçilik konusuna epey kafa yormuş siyaset bilimci arkadaşım Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu ile o fotoğrafın arkasındaki fotoğraflara baktık. Kadıoğlu'nun ağzından dökülen ilk cümle, "Milliyetçilik, her türlü yasal olmayan eylemin, adam öldürmenin akla uydurulmasına hizmet etmeye başlamışsa, artık faşizmden söz etmek lazım," oldu.
Türkiye'de bugün "millet"i savunma reflekslerinin, gerek ülke içinde gerekse dış politikada her türlü saldırganlığın temeli haline gelmekte olduğuna işaret eden Kadıoğlu'nun teşhisi şu:
"Türkiye'de faşist bir rejimin olduğunu söyleyemeyiz, ancak faşizan bir ideolojinin giderek yaygınlaşması ve normalleşmesi durumu ile karşı karşıyayız. Bugün pekçok insan ülke üzerinde dönen komplolar, yabancıların memleketi bölme planları gibi 'varsayımlar' üzerinden düşünmeye itiliyor.
'Eyvah millet ve devlet bölünecek, türban Çankaya'yı ele geçirecek, Doğu sınırımızda Kürt devleti kurulacak' gibi korkular, vatandaşın aklını ve ülkenin siyasetini teslim almış durumda. Bu durumun yarattığı en acıklı sonuç, hemen herkesin kendisini 'Ben de milliyetçiyim' diyerek söze başlamak zorunda hissetmesi. Bu ülkede bugün milliyetçi olmamak gibi bir hakkınızın kalmamış olması, son derece düşündürücü."
mtamer@milliyet.com.tr
|
|