Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dünyanın yedi harikası...

Satır Arası / Deniz Sipahi

Bu hikayeyi Mavişehir Rotary’nin konuk konuşmacısı olan turizmci Semih Adıyaman’dan dinledim.
Adıyaman, bizlere dünyanın yedi harikasını anlatıp, Anadolu coğrafyasının ne kadar değerli hazinelere sahip olduğunu hatırlattıktan sonra şu hikayeyi aktardı. Bir grup öğrenciye dünyanın şu an bulunan 7 harikasını sıralamaları söylendi. En çok oylananlar seçildi, sonuçlar bilindiği gibiydi.
1. Mısır’daki büyük piramit
2. Taj Mahal
3. Büyük Kanyon
4. Panama Kanalı
5. Empire State Binası
6. St. Peter’s Basilica
7. Çin Seddi
Ama bir anlaşmazlık vardı.
Öğretmen oylamaları alırken öğrencilerden birinin kağıdını henüz bitirmemiş olduğunu fark etti.
Ve öğrenciye bir sorun olup olmadığını sordu. ''Ben hepsini kafamda tasarlayamadım, çünkü çok fazla harika var...'' diye cevapladı.
Öğretmen; ''İyi o zaman bize aklındakileri söyle belki yardım edebiliriz...'' dedi.
Öğrenci utandı, sonra okumaya başladı.
''Bence dünyanın yedi harikası...
1. Görebilmek...
2. Duyabilmek...
3. Dokunabilmek...
4. Tadabilmek...
5. Hissedebilmek...
6. Gülebilmek...
7. Sevebilmek...''
Sınıf yere iğne düşse sesini duyabilecek kadar sessizdi.
Bizim gözlerimizle gördüklerimiz, basit sıradan şeyler ve onları biz harika yapıyoruz.
Nazik bir hatırlatma...
Hayattaki en kıymetli şeyler elle yapılamaz veya insan tarafından yaratılamaz.
Gerçekler bizim görebildiğimiz kadar basit değildir...
* * *
Güzel bir öykü...
Bugün size ait olan yedi harikanızı keşfedin... İyi pazarlar...

Al Gore ''küresel ısınma''yı anlatıyor-2

Bu hafta gösterime giren ''Uygunsuz Gerçek'' adlı belgesel filmde ABD’nin seçtirilmeyen başkan adayı Al Gore anlatmayı sürdürüyor.
Küresel ısınmanın en başta gelen sorumluları ABD ve AB ülkeleri. Kişi başına karbon emisyonu göz önüne alındığında ABD insanı açık arayla ilk sırada; onu Ruslar, AB vatandaşları ve Japonlar izliyor. Kyoto Anlaşması’nı onaylamayan iki gelişmiş ülkeden biri olan ABD’de, halkın olaylara tepkisi, Türkiye’de çok iyi bilinen kurbağa öyküsüyle açıklanmış; hızlı gelişen tehlikelere hızla yanıt veren insanoğlu yavaş gelişen tehlikelere karşı neredeyse tepkisiz kalıyor. Gore, ABD yetkililerinin küresel ısınma konusundaki tavrını 1960’lı yıllardan beri sigara-akciğer kanseri arasındaki ilişkinin bilimsel olarak ispatlanmış olmasına rağmen bunu halktan saklama yoluna giden davranış biçimine benzetiyor.
Filmde beni en çok etkileyen nokta bilimsel makalelerde yer alan bilimsel verilere, yani ''gerçeğe'' rağmen, basının olayı ''yansıtma'' biçimiydi. Küresel ısınma ile ilgili olarak son 10 yılda yayımlanan 928 bilimsel makale incelendiğinde, ''küresel ısınmaya insanların sebep olduğunu ve bunun ciddi bir soruna dönüştüğünü'' yansıtan görüşe katılmayanların sayısı ''0'' iken, basında çıkan 636 makalenin yarısından fazlası ''Bu, bir problem olabilir de, olmayabilir de, emin değiliz!'' diyormuş.
Gore filmde bireysel olarak yapabileceklerimizi de anlatıyor. ''Enerji randımanı yüksek olan aletler, ampuller kullanılmalı; binaların yalıtımı arttırılmalı; daha çok yürümeli veya bisiklete binilmeli; toplu taşıt araçları, hibrid sistemli arabalar, yenilenebilir enerji kaynakları tercih edilmeli, çok ağaç dikilmeli; yazılı ve görsel basın aracılığıyla gerçekler anlatılmalı; oylar çevreye önem veren politikacılara verilmeli; siyasi iradenin yenilenebilir bir kaynak olduğu unutulmamalı.''
* * *
Halkı bilgilendirmek ve inandığınız bir konuda kamuoyu oluşturmak yolunda en etkili yöntem halkın anlayabileceği bir dille sunulan, etkileyici fotoğraf, görüntü ve animasyonlarla süslenmiş bir film oluşturmak. Toplumsal olaylardan sorumluluk duyan herkese ve ''Etkili bir sunu nasıl yapılır?'' sorusuna yanıt arayanlara bu güzel filmi izlemelerini öneririm. Al Gore’un karmaşık bir sorunu herkesin anlayabileceği basitliğe indirgemiş olması büyük başarı. Sırf bu başarısı bile Bush’un başarılarının çok üzerinde... (En azından kimseye zararı olmamış). Gore-Bush karşılaştırması bir de şunu gösteriyor: ''İktidarı elde etmek için karşılaştırılamayacak kadar daha bilgili, zeki, dürüst, eğitimli ve deneyimli olmak (hatta belki de daha fazla oy almak) yetmiyor; ayak oyunlarını da iyi bilmek gerekiyor.''
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Dünyanın yedi harikası...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet