|
 |
|
|
Gitti, gidiyor...
Üç gün önce bu takımın kupa maçında nasıl mücadele ettiğini görmesek, ne çok pozisyon yarattığına tanık olmasak, Vestel Manisaspor karşısındaki görüntüsünü yadırgamayacak, eski tas eski hamam devam diyeceğiz.
Tam işler yoluna giriyor sanki görünmez bir el (!) ritmini bulmaya başlayan çarkın içine çomak sokuyor, takıma fren koyuyor. Düşünebiliyor musunuz, koskoca bir ilk yarı boyunca Trabzonspor'un bulduğu ilk ve ciddi tek gol pozisyonu 44. dakikada geliyor. O da organize bir ataktan filan değil. Vestel savunmasının ciddiyetsizliği ve Gökdeniz'in ceza alanı dışından rakip kaleyi yoklama isteği. Hepsi bu.
Savunma ve orta alandan şişirilen hedefsiz pasların neredeyse tümüne ilk müdahaleleri Vestel Manisasporlu futbolcuların yaptığını, dolayısıyla hücuma çıkmak isterken dönen topların Trabzonspor kalesinde tehlikeye dönüştüğünü söylersek abartmış olmayız. Benzeri en az dört tehlikeli atakta kaleci Tolga'nın zamanlaması ve inanılmaz refleksi daha ilk yarıda ev sahibi takımın skor üstünlüğünü yakalamasını engelledi.
Normal işler değil
Trabzonspor'un kadrosuna tek tek baktığınızda sıradan çok az oyuncu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ama Ziya Doğan'ın hemen her maçta taşların yerini değiştirme isteği takımı sıradan bir hale getiriyor. Yattarı'yı bir maçta çizgide, ötekinde forvette görmek, iyi oynadığı bir kupa müsabakasından sonra Erdinç'i kulübeye çekmek, Ersen'i bir hafta ilk on birde bir hafta sonradan oyuna sürmek, Musa ile Ufukhan arasında kararsız kalmak, çarşamba günü rakip savunmanın başına dert olan Cem'i doksan dakika boyunca hiç düşünmemek bizce normal işler değil.
Ara transferde dilediği oyuncuların tümünü aldıran, son olarak Ceyhun'u kurtarıcı olarak isteyen Ziya hocanın mantalitesi değişmediği takdirde ne kendisini ne de bordo-mavilileri aydınlık bir geleceğin beklediğini söylemek doğru olmaz.
Bakalım 11 Şubat akşamı kim haklı çıkacak?
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|