Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Şubat 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten


Müze şehri Amsterdam

Gece hayatının sınırlarının zorlandığı, "coffee shop"ların ağzına kadar dolup taştığı, müzeleriyle, binalarıyla görkemli ama iddiasız, bakımlı ama rüküş olmayan kanallar kenti Amsterdam'dayım

fturkmenoglu@milliyet.com.tr

Bu kaçıncı gelişim, bilmiyorum. Artık iyice aşina olduğum bir şehir, insanları çok tanıdık. Sanki o toplumsal bilinci hissediyorum; biraz şehrin dışına çıkınca başlayan ırkçılık bulutlarını görüp Amsterdam'ın o herkesi ve her şeyi kabullenir sakin havasına sığınıyorum.
İki günlüğüne geldik bu kez. Kameraman arkadaşımın Schengen vizesi Fransa'dan alınmış. Pasaport kontrolünde "Hayır giremezsiniz, arkadaşınızı geri yollayacağız" dediler. Önce Fransa'ya giriş yapması gerekirmiş.
"Peki Schengen'in amacı ne oldu?" sorularım boşa çıktı. Daha önceki onlarca giriş-çıkışlarımız bir işe yaramadı. İmdadımıza Türk Büyükelçiliği yetişti. Tam yedi saat süren bir çabayla, 60 avro ödeyerek yeni bir vize aldık. Sadece üç günlük...
Dam Meydanı'ndaki otelimize yerleşip kendimizi şehre bıraktık. Harika bir Arjantin lokantasında karnımızı doyurduk, keyfimiz yerine geldi. Kanal boyu yürüyüşüyle de iyice neşelendik.
Rengarenk laleler, tahta ayakkabılar ve esrarın serbestçe satıldığı "coffee shop"lardan sonra Hollanda'nın her turist tarafından bilinen en meşhur yeri, kuşkusuz Red Lights District. Nasıl olduğunu anlayamadan Kırmızı Işıklar'a çıkmışız. Her tür "canlı" seks şov, camekanların arkasında bekleşen her tür ırktan kadın...
"Gelsene yakışıklı, ben sekse bayılırım, gel..."
Büyük memeli, kırmızı saçlı, şişman, zayıf, yaşlı, genç, gözlüklü, hemşire kıyafetli, çırılçıplak, çekik gözlü, Latin; her tür kadın, müşteri peşinde. Sokaklarda da meraklı gözler; bir aşağı, bir yukarı... Bazıları bizim gibi öylesine dolaşıyor, aralarında şakalaşıyor. Bazıları da gerçek müşteri, hallerinden belli...

12'nci yüzyılda kurulmuş
Yeryüzünün bütün dilleri ve ırkları arasında dolaşıp otele döndük. Gece yarısını geçmişti çoktan. Havaalanındaki gergin bekleyiş de sinirlerimi iyice yıpratmış. Hemen uyudum.
Ertesi sabah erkenden Dam Meydanı'na uyandım. Daha kimse meydanı kirletmeden sokaklara çıktım. Dükkanlar açılmamış, çoğu 10'da kapılarını açıyor; işe koşuşturan kalabalık başlamamıştı.
II. Dünya Savaşı'nda ölen Hollandalılar için dikilmiş anıtı inceledim. Meydan çevresindeki her sokağı yürüyüp, kahvemi yudumlarken müzelerin açılmasını bekledim.
Amsterdam tam bir müze şehri. 12'nci yüzyılda kurulmuş olan şehir, ilk günlerindeki "balıkçı köyü" havasından ne kadar da farklı. İngilizce veya Almanca bilmeyen bir kişiye bile rastlamadım henüz. Meydan kahvelerinde tanesi 2 avroya içtiğim kahvelerin tadı, İtalya'yla yarışır nitelikte.
Bu kez en çok ilgimi çeken aktivite, Nieuwe
Kirk / Yeni Kilise'deki İstanbul sergisi. Saat geldi, öğrenci gruplarıyla birlikte sergiye daldım.

Çarşı pazar turladım
İki saate yakın içeride kaldım. Kapalıçarşı, cami, hamam, kıyafetler, tablolar, çanak-çömlek... Ne kadar incelikli bir sergi, ne kadar güzel bir sunum. Ağzım açık gezdim. Aylarca süren kayıtlarla, her mekanda gerçek sesleri de duyuyorsunuz. Kapalıçarşı'nın bağrışlarını, hamamda kurnaya damlayan suyun sesini dinledim uzun uzun.
Grup halindeki öğrencilerin hareketlerini inceledim. Not alıyor, merak ediyor, öğretmenlerine soruyorlar; ne bileyim, gurur duydum. Sonra yine sokağa fırladım.
Serseri oldum yine. Vondelpark'ın delilerini inceledim, kanal boyunca yürüdüm. Çarşı pazar turladım, Jordaan'daki antika merkezini dolaştım.
Dönüş uçağına kadar, uyuduğum birkaç saati saymazsak, sadece yedim ve yürüdüm. Küresel ısınmayla iyice ılıyan iklimin tadını çıkardım. Bisiklet kiralamaktan da vazgeçtim, arada toplu taşıma araçlarına binmekten de...
Bir öğün İtalyan yedim, bir öğün Çin. Anna Frank'ın Evi'ne girdim ve beş dakika sonra kendimi sokağa attım yine.
Elimde Amstel Nehri kıyısında kurulan Amsterdam'ın tarihini anlatan kitabım; şehri boydan boya katettim. Sokaklarda, binalarda ve insanlardaki o fazla gösterişli olmayan zarafeti çok sevdim.

Ne yapılır?

  • Bol bol yürünür, bu şehir en güzel yürünerek keşfediliyor.
  • Kanal turu yapmak çok akıllıca. iki saate yakın sürüyor, şehrin birçok önemli yapısını keşfetmek mümkün oluyor.
  • Amsterdam'da birçok müze var. Ulusal Müze ve Van Gogh Müzesi'ni özellikle tavsiye ederim. Picasso ve Monet içinse Stedjik Müzesi.
  • Anna Frank'ın evi de Amsterdam 'da. Meşhur günlüğün bir bölümü bu evde tutulmuş. Tüyler ürpertici... Benim yüreğim kaldırmadı.
  • İlgilenenler için Amsterdam Seks Müzesi de ilginç olabilir.
  • Red Light District her turistin mutlaka turladığı genelevler sokağı.
  • Vondel Park, Amsterdam'ın en büyük parkı. 19'uncu yüzyılda inşa edilmiş. Birçok aktivite ve ders de var.
  • Gece hayatının çok renkli olduğu söylenir. Amsterdam'da son yıllarda hiçbir kulübe gitmedim, bu konuda yardımcı olamayacağım. Paradiso diye bir yer varmış, çok yeni ve hoşmuş.
  • Tüm dünya mutfaklarının iyi örnekleri var, çok iyi lokantalara gittim. İtalyan, Arjantin, Tayland, Çin; hepsi de birbirinden lezzetliydi.
  • Eğer iyi bir sürücüyseniz bisiklet de kiralayabilirsiniz.


    PAZAR
    "Maçta topu değil, kocamı izlerim"
    "Değişiyorum öyleyse varım!"
    "Kitabı yazmak için araştırdıkça, Abdi beyin yeni taraflarını keşfettik"
    "Tasarım problem çözmektir!"
    Bu kaçıncı bahar?
    Boğaz'da Kilis sarayı
    Olimpiyatlara 550 gün kala
    Bu ne ayak Wolfie?
    "Harry Potter"ın yemekhanesinde...
    İyi ve ucuz Paris lokantaları
    Toplumsal deney arenası
    Yerebatan Sarnıcı kurtuluyormuş
    Meme kanserini önleyen beş besin
    "Küresel termostat kimin elinde olacak?"
    Müze şehri Amsterdam
    Efsane bira Türkiye'de





  • Ahmet Turhan Altıner
    Can Dündar
    Vedat Milor
    Nevsal Elevli
    İlber Ortaylı
    Taylan Kümeli
    Tuba Akyol
    Fatih Türkmenoğlu
    Mehmet Yalçın

    © 2006 Milliyet