|
 |
|
|
Maçı kaybet... Büyüklüğünü değil
Esasında maçın çok fazla yazılacak güzel tarafları olmadı. Ama karşılaşmaya damgasını vuran bir düşünce vardı. Bu da Gerets'in son değişikliğiydi. Galatasaray'ın ilk yarıda sahada hiç iş yapmayan üç tane adamı vardı. Bunlar Ayhan, İnamoto ve Arda'ydı. Bunlara biraz da Hasan Şaş'ı ilave edebiliriz.
Mevcut saha şartlarında nasıl oynanması gerektiğini Galatasaray, Kayserispor'un gerisinden takip etti. Bu şartlar maçtan önce de belliydi. Bana göre Galatasaray'daki futbolcu tercihleri de yanlıştı. Gerets, oyuna Necati ile başlayabilirdi. Sonra da Okan ve Hasan Kabze ile oyuna devam edebilirdi. Ama burada önemli olan şey şu; Galatasaray bu felsefeyle şampiyonluğa nasıl gider, nasıl ortak olur?
Derdi kaybetmemek
Galatasaray'ın en başarılı iki adamı Sabri ve İliç'ti. Bu kötü saha şartlarına rağmen İliç son derece başarılıydı. Özellikle Galatasaray'ın hücumlarında koşuları ve asistleri hep tehlike yarattı. Şimdi şampiyonluğa giden bir takım son 7-8 dakikada maçı kazanmayı mı, yoksa kaybetmemeyi mi amaçlar? Galatasaray'ın bütün derdi kaybetmemek. Kaybetmemek olduğu için de İliç veya Ayhan gibi bir elamanı oyundan çıkarıp, İnamoto'yu sahada tuturuyor.
Galatasaray'ın son derece kötü olan deplasman karnesi var. Bu karneye bir ilave daha yapıldı. Galatasaray'ın büyük takım olma özelliğine de bir darbe indirildi. Aslında bu ilk defa da yapılmıyor. Devamlı Galatasaray'da gördüğümüz şey bu.
Felsefe kazanmaktır
Büyük takımın felsefesi kazanmaktır, kaybetmemek değil. Yani bu maçta Gerets'in son değişikliği üzerine bir sayfa yazı yazılabilir. Galatasaray bu kafayla giderse deplasmanda maç kazanmayı unutur.
Oyunun genelinde daha net pozisyonlar bulan taraf Kayserispor oldu. Galatasaray'ın karşılaşmayı kazanabilecek pozisyonları çok olmasa da vardı. Neticede futbol olarak da pozisyon olarak da son derece kısır bir maçtı. Saha şartları da bunda birinci derecede etken oldu.
Kayserispor'da Toledo son derece bir başarılı bir futbol ortaya koydu. Bu saha şartlarında hem çok iyi bir defans örneği sergiledi, hem de topları saha şartlarına göre en iyi kullanan futbolcuydu. Gökhan Ünal'ı da goller kaçırmasına rağmen oldukça etkili buldum. Galatasaray defansı genellikle ilk yarıda birkaç bariz hatanın dışında ayakta kalmaya çalıştı. Ama benim maçta ön plana çıkardıklarım Sabri ve İliç'ti.
Kısaca özetlemek gerekirse Galatasaray kaybedecekse bir maçı kaybetmeli... Ama kazanmak ve büyük takım felsefesini
asla...
mdenizli@milliyet.com.tr
|
|
|

|