Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Şubat 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Maçı kaybet... Büyüklüğünü değil


Esasında maçın çok fazla yazılacak güzel tarafları olmadı. Ama karşılaşmaya damgasını vuran bir düşünce vardı. Bu da Gerets'in son değişikliğiydi. Galatasaray'ın ilk yarıda sahada hiç iş yapmayan üç tane adamı vardı. Bunlar Ayhan, İnamoto ve Arda'ydı. Bunlara biraz da Hasan Şaş'ı ilave edebiliriz.
Mevcut saha şartlarında nasıl oynanması gerektiğini Galatasaray, Kayserispor'un gerisinden takip etti. Bu şartlar maçtan önce de belliydi. Bana göre Galatasaray'daki futbolcu tercihleri de yanlıştı. Gerets, oyuna Necati ile başlayabilirdi. Sonra da Okan ve Hasan Kabze ile oyuna devam edebilirdi. Ama burada önemli olan şey şu; Galatasaray bu felsefeyle şampiyonluğa nasıl gider, nasıl ortak olur?

Derdi kaybetmemek
Galatasaray'ın en başarılı iki adamı Sabri ve İliç'ti. Bu kötü saha şartlarına rağmen İliç son derece başarılıydı. Özellikle Galatasaray'ın hücumlarında koşuları ve asistleri hep tehlike yarattı. Şimdi şampiyonluğa giden bir takım son 7-8 dakikada maçı kazanmayı mı, yoksa kaybetmemeyi mi amaçlar? Galatasaray'ın bütün derdi kaybetmemek. Kaybetmemek olduğu için de İliç veya Ayhan gibi bir elamanı oyundan çıkarıp, İnamoto'yu sahada tuturuyor.
Galatasaray'ın son derece kötü olan deplasman karnesi var. Bu karneye bir ilave daha yapıldı. Galatasaray'ın büyük takım olma özelliğine de bir darbe indirildi. Aslında bu ilk defa da yapılmıyor. Devamlı Galatasaray'da gördüğümüz şey bu.

Felsefe kazanmaktır
Büyük takımın felsefesi kazanmaktır, kaybetmemek değil. Yani bu maçta Gerets'in son değişikliği üzerine bir sayfa yazı yazılabilir. Galatasaray bu kafayla giderse deplasmanda maç kazanmayı unutur.
Oyunun genelinde daha net pozisyonlar bulan taraf Kayserispor oldu. Galatasaray'ın karşılaşmayı kazanabilecek pozisyonları çok olmasa da vardı. Neticede futbol olarak da pozisyon olarak da son derece kısır bir maçtı. Saha şartları da bunda birinci derecede etken oldu.
Kayserispor'da Toledo son derece bir başarılı bir futbol ortaya koydu. Bu saha şartlarında hem çok iyi bir defans örneği sergiledi, hem de topları saha şartlarına göre en iyi kullanan futbolcuydu. Gökhan Ünal'ı da goller kaçırmasına rağmen oldukça etkili buldum. Galatasaray defansı genellikle ilk yarıda birkaç bariz hatanın dışında ayakta kalmaya çalıştı. Ama benim maçta ön plana çıkardıklarım Sabri ve İliç'ti.
Kısaca özetlemek gerekirse Galatasaray kaybedecekse bir maçı kaybetmeli... Ama kazanmak ve büyük takım felsefesini
asla...

mdenizli@milliyet.com.tr




SPOR
Alçak uçuş: 0-0
Kezman çark etti
Bağlantı koptu: 0-0
'Puan, puandır'
Akatlar kralı Fener: 82-68
Memo'nun freni yok
İtalya holiganizmi bitirecek
Erzurum şampiyon
Fotokopi zafer: 3-1
Samsunspor baskını: 4-3
Bursa dağıtıyor: 0-0
Sivasspor'un Yıldız'ı parladı: 1-0
Başkent derbisi Ankaraspor'un: 1-0
Adana Demir yara sardı: 1-0
Efes Pilsen son çeyrekte
Galatasaray'ı Güneş çarptı: 3-0
Vehbi Emre'de şampiyon olduk
Schalke'den büyük vurgun
Haber turu...
Kartal daha iyiydi
Maçı kaybet... Büyüklüğünü değil
Çok şey beklenmez
Kartal'ın şifresi
NBA üçlükleri
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Kartal daha iyiydi
Serdar'ın oyununun iyice olgunlaşmasının ötes...
Mustafa DENİZLİ
Maçı kaybet... Büyüklüğünü değil
Esasında maçın çok fazla yazılacak güzel tara...
Rıdvan DİLMEN
Çok şey beklenmez
Lig yine ilk yarının sonundaki görüntüsünü al...
Atilla GÖKÇE
Kartal'ın şifresi
Halep oradaysa, arşın Gaziantep'te... Beşikta...
Gökhan TÜRE
NBA üçlükleri
Fenerbahçe Ülker mi Kambala'sız haliyle eksik...


© 2006 Milliyet