|
NBA üçlükleri
Fenerbahçe Ülker mi Kambala'sız haliyle eksikti, yoksa Beşiktaş Cola Turka, Reese'li, Harvey'li, Barış Güney'li, Arda'lı, Erdal'lı kadrosuyla mı azalmıştı sahada ?
Dünkü oyun ise skor tabelasına yansıyan sonuç, ikinci seçeneceğin "kesinlikle" doğrusu olduğunu gösteriyordu. Tıpkı ligin ilk yarısındaki maç gibi, yıldızları fazla olan Fenerbahçe, kağıt üzerinde eksik olsa da, kalitesiyle farkı yarattı.
Maçın ilk 15 dakikasında Fenerbahçe, hücum yönü müthiş ama savunması özürlü, Letonyalı pivotunun yokluğunda pota altında sanki onu "aratmamak" (!) için çaba sarfedip durdu. Özellikle Oğuz, boyalı alanda üst üste yaptığı hatalarla aksayıp, yakaladığı fırsatı yine kötü kullanırken, Fenerbahçe'nin imdadına Aydın Örs'ün alan savunması yetişti. Beşiktaş ise, inanılmaz top kayıpları ve alan savunması "çaresizliğiyle", üçüncü çeyrek dışında rakibini izlemekle yetindi.
Fenerbahçe, oyunun büyük bölümünde "NBA üçlükleriyle" hayat buldu. Yani, sarı - lacivertli oyuncular, üçlükleri ardı ardına sıralarken, Beşiktaşlı en yakın oyuncu, üçlüğü atana en az iki metre uzaktaydı. Beşiktaşlı oyuncular, sadece üçüncü çeyrekte savunma yapıp diğer periyotları pas geçince, Fenerbahçe'nin skorerlerine de bir anlamda davetiye çıkardılar.
Farkı Semih yarattı
Mrsic, Ömer, Mirsad ve Semih, sanki Euroleague'deki sürpriz kayıplardan oluşan "safrayı" bir çırpıda atıverdiler.
Fenerbahçe, hücumda Kambala ile bulacağı çift haneli sayıyı, Semih-Oğuz-Clark üçlüsüyle üretirken, savunmada "Kambalasız" haliyle bile sırıttı. Kambala oynasaydı da Fenerbahçe, pota altını ancak bu kadar kötü savunabilirdi. Semih ve biraz da Mirsad, bu bölgeye nispeten "pansuman" oldular ve sıkıntıyı bir ölçüde giderdiler.
Beşiktaş Cola Turka, moralsiz yakaladığı rakibine karşı üçüncü çeyrek haricinde hiç direnç gösteremedi. İlk çeyrekteki 16 - 0'lık Fenerbahçe serisi, iyi rakip savunma kadar, siyah - beyazlıların, bu direnci kırabilecek yetenekte oyuncu sayısının azlığından, hatta "yokluğundan" kaynaklandı.
Fenerbahçe, rakibine yakalandığında Ömer ve Mrsic ile nasıl direnç kırdıysa, Beşiktaş da bu anlamda bir o kadar "mağdur" kaldı sahada... Düşünün, enerjisini savunmaya harcayan İbrahim, asist ve ribaunda katkı veriyordu ama skorda yoktu. Solomon, sinir harbine yenildi, sahada gezindi. Ama Fenerbahçe, yine de maçı kazanacak skor gücünü yaratacak potansiyeli kendi içinde bulabiliyordu.
gtüre@milliyet.com.tr
|
|