Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Şubat 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ABD'nin ibresi hâlâ AKP'den yana


ABD Dışişleri'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu müsteşar yardımcısı Matthew Bryza, geçen hafta bir grup gazeteciyle sohbetinde, Türkiye'deki siyasi ortama ilişkin soruları da yanıtladı.
"ABD'ye ve Avrupa'ya karşı havanın ve tutumların keskinleştiğini gözlemliyor muyuz? Evet, tabii gözlemliyoruz ve bu da kaygı verici" diyen Bryza, buna karşın Türkiye'deki kabaran milliyetçi dalganın kendilerini çok da kaygılandırmadığını, zira en güçlü partinin hâlâ 'şovenizmi değil, Türk milliyetçiliğinin olumlu bir şeklini' temsil eden AKP olduğunu söyledi.
Şu sözler Bryza'nın:
"Tabii, daha önce Bozkurtlarla, sağ partilerle ve şiddetle nelerin yaşandığını hatırlıyoruz. Bunun bilincindeyiz. Belki naifiz, belki resmin bütününü görmüyoruz, ama Türkiye'de henüz o düzeyde bir toplumsal gerilim görmüyorum.
Hâlâ en popüler partinin Ak Parti olduğunu görüyoruz... MHP ise şiddet uygulayan bir parti değil. Evet, sağ uçta ve gücünü artırıyor, ama şu anda gücü, hiçbir şekilde Ak Parti'nin gücüne yakın değil."
Daha sonra, Türkiye'de siyasi yelpazenin tek ortak konseptinin "milliyetçilik" olduğuna dikkat çeken Bryza, şöyle dedi:
"Bence Ak Parti'nin seçimleri kazanması, Türk milliyetçiliğinin, Türkiye'nin geleneklerini kucaklayan pozitif şeklinin yansımasıydı. Türk toplumunun esas gelenekleri İslam ve demokrasidir. Mükemmel. Ak Parti'nin seçilmesini biz böyle yorumlamak isteriz."
***
Hrant Dink cinayetini hazırlayan ve cinayet sonrasında da her gün yeni bir tezahürünü yaşadığımız karanlık ortamı; bu ortamın, ülkenin en başarılı edebiyatçılarını polis korumasında yaşamaya zorladığını; bu ortamın, ülkenin dışişleri bakanını "dost" saydığı Dink'in cenazesine katılmaktan caydırdığını; ve bu ortamı elbirliğiyle köpürten devlet, siyaset ve medya temsilcilerinin mesaiyi hâlâ kesintisiz sürdürdüğünü düşününce, Bryza'nın sözleri gerçekten de bir yönüyle "naif."
Bir yandan, Bryza'nın çizdiği "İslam ve demokrasiyi kucaklamış pozitif milliyetçilik" sınırlarını zorlayan şoven unsurlar, 301 savunucuları, "vatan haini" avcıları AKP'nin içinde de var.
Ayrıca, AKP'nin "Kurban olam ayına yıldızına" afişleriyle doruğa çıkan milliyetçi popülizmi, MKYK üyesi Ayşe Böhürler tarafından, "Biz daha fazla demokrasi ve özgürlükler için buradayız, ama siz son söylemlerinizde daha çok milliyetçiliğe kaçıyorsunuz" diye sorgulanınca, Başbakan Erdoğan'ın "Bu kullandığınız ifadeler çok çirkin" karşılığını verdiğini unutmadık.
Ama öte yandan da, AKP ile MHP arasında giderek dozu yükselen kavgaya bakabilir; Bryza'nın yukarıdaki sözlerini, bu sözlerden bir gün sonra Başbakan'ın, MHP'yi hedef alarak yaptığı,
"Bunlar ırkçı, ayrımcı, kafatasçı. ... Biz 'ya sev ya terk et' demiyoruz. Biz bu milletin evlatları birbirini sevsin dedik, diyoruz. Irkçılığı reddediyoruz. Biz, Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi kucaklıyoruz" açıklaması ışığında düşünebiliriz.
Bu sözler, Erdoğan'ın,'Milliyetçilikse, onun da şahını biz yaparız' iddialı oy avcılığının hata olduğunu ve Türkiye'de ırkçı söylemin popülerleşmesinin tehlikesini anladığının mı göstergesi, yoksa öfkesinin bir anlık dışavurumundan mı ibaret, bilmiyorum.
Ama AKP yetkililerinin son iki yıldır ABD'li yetkililerle hemen her temaslarında, "Milliyetçiliği biz değil, MHP ve CHP kabartıyor. Amerikan düşmanlığını onlar ve medya besliyor. ABD'nin Irak'ta yaptıkları ve PKK'ya karşı önlem almaması da, bu milliyetçi tepkiyi körüklüyor" dediğini biliyorum.
Bryza'nın yorumunu, birçok başka ABD yetkilisinden işittiğim özel değerlendirmelerle birleştirerek, AKP'nin bu mesajına, Washington'da büyük ölçüde hak verildiğini söyleyebilirim. Hem de, Bush yönetiminin kulağına, AKP için "Bunlar İslamofaşist, bunlar yalancı" diye sürekli fısıldayan ABD'lilerin (ve bazı Türklerin) varlığına rağmen.
***
Türkiye, cumhurbaşkanlığı ve genel seçim sathı mailine girerken, Washington'ın ibresi hâlâ AKP'den yana.
Bu durum, hem AB yanlısı tutumu ve hayata geçirdiği reformlar, hem de "demokrat ve Müslüman" kimliğinin verdiği küresel mesaj nedeniyle, AKP'nin, mevcutlar arasında 'tercihe şayan' görüldüğüyle açıklanabilir.
Ya da, "mevcutlar arasında" ibaresinin altını çizebilir, ABD'nin, MHP ve CHP'nin siyasi çizgisinden çok daha fazla çekindiğini kayda geçirebilir ve siyasi alternatifsizlik ortamında, AKP'yi 'ehveni şer' saydığını söyleyebiliriz.
Bunun, Washington'ın Çankaya senaryolarına bakışını nasıl etkilediği konusu ise bir başka yazıya...

ycongar@erols.com








Taha AKYOL
Güvenlikte büyük zaaf
ADALET Bakanı Cemil Çiçek, siyasi cinayetlere...
Çetin ALTAN
Rejin Hanım
Yaşı, herhalde 85'in üstündeydi. Uzun boylu, ...
Yasemin CONGAR
ABD'nin ibresi hâlâ AKP'den yana
ABD Dışişleri'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorum...
Can Dündar
Severken terk etmek
Güler misin, ağlar mısın? Yeni öğrendim ki, s...
Semih İDİZ
Dışişleri Bakanı Gül'e başarılar dileriz
Washington'da resmi temaslarda bulunmak üzere...
Faik ÖZTRAK
2007 yılının dalgasız geçeceğini söylemek zor
2006 yılını beklenenden daha iyi bir imalat s...
Hasan PULUR
Petrolü bilmeyen Sadrazam!
BAŞYAZARIMIZ Güneri Cıvaoğlu geçenlerde ilgin...
Yaman TÖRÜNER
Tayyip Bey ne yapmalı?
Tayyip Bey, cumhurbaşkanlığı konusunda millet...
Osman ULAGAY
'Şizofrenik dünya' (2) Duraklama düşersin
Dünya Ekonomik Forumu'nun kurucusu ve başkanı...
Güngör URAS
Serbest bölgelerin "özelliği" kalmadı
1985 yılından bu yana Türkiye'de 21 serbest b...

© 2006 Milliyet