|
 |
|
|
Tribünlere yansıyan tehlike
Görüş / Engin Önen
Futbolun sosyal işlevi ile ilgili en bildik açıklamalardan biri, kitleleri uyutmayla ilgilidir. Daha iyimser bir bakış açısıyla, futbolun toplumsal bütünleşmeye katkı sağladığı görüşünü savunanlar da vardır. Aslında bu iki farklı görüşün, futbol gerçeğinin belli bir yönünü açıkladığını söyleyebiliriz.
* * *
Futbolun sadece futbol olmadığı, bunun yanı sıra önemli bir sektör haline geldiği hepimizin gözlemlediği bir gerçek. Öte yandan sektörleşme ve medyanın rolünün artmasıyla birlikte futbolda yaşanan rekabet de sportif olmaktan uzaklaştı. Onun için taraftarlaşma, fanatizm ve holiganizmle ifade edilmeye başlandı.
Maço veya erkeksi söylem, hepimizin bildiği bir tribün dilini üretiyordu.
Hakeme, rakip takım oyuncularına ve taraftarlarına karşı tepki gösterilirken, cinsel içerikli küfürler alışılagelmiş taraftar diliydi.
Karşıdakini yeterince erkek görmemek, bizim kültürümüzde yaygın olan ana-avratla başlayan küfürler...
* * *
Ama bir süredir tribünlerden milliyetçi ve hatta ırkçı sesler yükselmeye başladı. Şiddetle bütünleşen bu milliyetçi söylemin en canlı örneklerini geçen haftalarda Trabzon’da, Elazığ-Malatya ve İzmir’deki Karşıyaka-Diyarbakır maçında yaşadık. Trabzon ve Elazı€ taraftarları Ermeni düşmanlığı üzerinden ırkçı sloganlar attılar.
Böyle olunca spor, spor olmaktan çıkıyor. Sportif ve centilmence rekabet, yerini düşmanla mücadeleye bırakıyor. Karşıdaki rakip ise, Türk olmayan veya Türklüğe düşman ilan ediliyor.
Karşıyakalı taraftarların, Diyarbakırsporlular için kullandıkları ''PKK dışarı'' sloganı son derece tehlikeli ve sporla ilgisi olmayan bir davranıştır. Bu dışlayıcı ve düşman ilan edici dil, sporun bütünleştirici işlevini ortadan kaldırıyor. Bununla da kalmıyor, çeşitli etnik kökenden insanların bir arada yaşadığı Türkiye’de, etnik temelli karşıtlıkları besleyici bir etki yapıyor.
* * *
Tabii ki bu tip bir yazının sonunda, yöneticilerin, taraftar temsilcilerinin, medyanın ve güvenlik güçlerinin sorumluklarından söz edilebilir. Ama hepimiz, bunun havanda su dövmekten başka anlama gelmediğini biliyoruz artık.
Çünkü, emniyet müdürlerinin milliyetçi duygularla başvurulan şiddeti adeta meşru gördüğü, halkın can güvenliğinden sorumlu kamu görevlilerinin, katillere kahraman muamelesi yaptığı bir ülkede yaşıyoruz.
Peki bu olup bitenleri çok fazla yadırgamayan bir kültürel iklimde, tribünlere yansıyan bu tehlikeyi kimlere ve nasıl anlatacağız?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|