|
 |
|
|
TİCARET KANUNU'NU HAZIRLAYAN KOMİSYONUN BAŞKANI TEKİNALP:
Kanunu erteleme, 'çaycı denetimi'ne devam demek
İş hayatını sil baştan düzenleyen ve şirket denetiminde bağımsız, uzman denetçi zorunluluğu öngören yeni TTK yasalaşamadı. Prof. Dr. Tekinalp, "Çaycı, kapıcı ve amca oğlunun denetimi devam edecek" dedi
Songül Hatısaru
İş hayatına reform niteliğinde yenilikler getiren yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) yasalaşamadı. Tasarı, muhalefetin Adalet Komisyonu'nda 'bütün maddelerinin teker teker tartışılması' konusundaki ısrarı nedeniyle bu yasama dönemine yetiştirilemedi. Araya seçim gireceği için tasarı en erken 2008'de yasalaşabilecek. Yeni kanun en büyük değişikliği 'şirket denetimi' alanında getiriyordu. TTK tasarısını hazırlayan komisyonun başkanı Prof. Dr.Ünal Tekinalp, "Türkiye'de şirket içi denetim için çaycıların, kapıcıların, amca oğullarının atanması istisnai örnekler değil" diyor.
Birçok açıdan yenilikler öngören yeni TTK'yı Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve İyi Şirket Danışmanlık AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Çelik Kurtoğlu ile konuştuk.
TTK tasarısı yasalaşamadı. Yeni TTK üzerinde mutabakat var sanıyorduk. Neden böyle oldu?
Tekinalp: Tasarı Alt Komisyon'da altı ay madde madde tartışıldı, kabul edildi. Adalet Komisyonu'nda CHP, yeniden madde madde tartışılmasını istedi. Alt Komisyon çalışmalarından herkes memnundu. Herkes şeffaflık, uluslararası muhasebe ve denetleme standartları istiyor, küçük pay sahibinin, otobüs, vapur yolcusunun, taşıtanın ve sigortalının korunacak olmasından, şirket birleşmeleri, bölünmesinde, işçilerin şirkete katılmasından ve web sitesi zorunluluğundan memnuniyet duyuyordu.
Peki niye olmadı?
Tekinalp: Adalet Komisyonu'nda kırk dakika içinde, 'Tasarı gelecek yasama dönemine kalsın' denilince, ülkemin geleceğin dışına itildiği, kapının dışına konulduğu duygusuna kapıldım. Bu duyguyu AB tarama toplantılarında, Hırvatistan karşısında da yaşadım. Onlar modern kanunu çıkarmışlardı, biz 'çıkaracağız' diyorduk. 'Ne zaman?' diye soruluyordu, cevap veremiyorduk. Zaten sonradan Hırvatistan ile salonlarımızı ayırdılar.
İş dünyasının tepkisi nasıldı?
Tekinalp: TÜSİAD, TOBB gibi 16 sivil toplum örgütü komisyona davet edildi, görüşlerini komisyonla tartıştı. Ben tartışmalı 58 toplantıya katıldım. Tepkiler olumluydu. Tasarıyı AB'de tarama toplantısına sunduk. AB cephesi, 'Kanunlaştırıp, bölümü açalım ve hemen kapayalım, eleştirimiz yok' dedi. Dünya Bankası ve OECD süratle çıkarılmasını önerdi.
TTK, bankaları denetleyen kurumlar varken Türkiye 22 bankasını nasıl kaybetti?
Kurtoğlu: BASEL I, finansal piyasalarda kredi riskini asgariye indirmeyi amaçlıyordu. Türkiye yeterli titizliği gösteremedi, finans kesiminde önemli zaaflar belirdi. Türk bankaları yabancı kuruluşların eline geçti. Şimdi Basel II geliyor. Şirketlerde 'yönetim bilançolarının' kalitesinin iyi olması aranıyor. Artık hiç kimse 'bankalarla iyi ilişkileri' sayesinde kredi alamayacak. Finansal tabloları iyi denetleniyorsa alabilecekler. 'BASEL II bizde uygulanmaz' deniliyor ama bankalarımız dış finans çevrelerine gittiklerinde Basel II ile karşılaşacak. Şirketlerin büyük bölümü hazır değil. 2008 itibariyle kredi alamaz hale gelecekler.
Türkiye'de kaç sermaye şirketi var?
Tekinalp: Çalışan şirket sayısını tespit edebilmek mümkün değil. 600 - 700 bin deniliyor. Son bilgilere göre izi, adresi bulunamayan şirket sayısı 450 bin civarında. Geriye 250-300 bin şirket kalıyor.
Faal olan şirketlerden kaçı evrensel normlarda şirket olarak anılmaya değer?
Kurtoğlu: Yalnızca İMKB'deki 280 şirket için bu tespit yapılabilir. Firmalar kredi almaya, özel sermaye yatırımı aramaya çıktıklarında, bugünkü kanunun bunu karşılamakta zaafları var. Türkiye ekonomisinin, vatandaşın gelirinin artmasını, firmaların zenginleşmesini istiyorsak, kayıtdışı ekonomiyi önlemek istiyorsak yeni TTK şart.
CHP'nin karşı oy yazısında, tasarıda uluslararası entegrasyonun daha fazla önemsendiği, uyum adına ulusal şirketlerin kendilerini koruyabilecek yasal düzenlemelerden mahrum bırakıldığı eleştirisi var. Siz bu tasarıyla ne yapmak istiyorsunuz?
Tekinalp: Karşı oy yazısındaki görüş gerçeğe uymuyor. Aksine, tasarı bugün tamamıyla korumasız durumda bulunan küçük pay sahiplerini, yatırımcıları, tüketicileri, otobüs ve vapur yolcularını, sigortalıyı ve işçiyi çok yönlü olarak korumayı hedefliyordu.
Batıklar bilançodan görülemedi
Bir bankamız, el konulmadan 15 gün önce kârlı bir bilanço açıkladı. El konulunca öğrendik ki aslında zarardaymış. Bu nasıl oluyor?
Tekinalp: Bu kanun olsaydı SPK'ya karlı bir bilanço verilemeyecekti. Tasarı denetçinin ihtirazi kayıtla imza atmasını kaldırıyor. Denetçi bankayı denetliyor, 80 tane madde yazıyor.
Mahkemeye gidildiğinde hakim bu 80 maddeyi anlayamıyor. Bilirkişiye soruyor. En sonunda da anlaşılıyor ki bu bilanço, bilanço değilmiş.
Yeni kanun ise sadece dört görüş verebilme imkânı tanıyor: Müspet görüş, menfi görüş, sınırlı müspet görüş, görüş vermekten kaçınma. Batan bankaların hepsi onay imzası almış. Ama onay nedir belli değil.
Patronlar zenginleşirken şirketler fakirleşiyor. Bunu önlemeye yönelik maddeler geliştirdiniz mi?
Tekinalp: Tasarı pay sahiplerinin şirketten borç almasını yasaklıyor. Türkiye'de hakim pay sahipleri şirketi kendi kasalarıymış gibi kullanıyorlar. Daha acısı şirketin sermayesini artırırken bile parayı şirketten alıyorlar.
Web sitesinin maliyeti 100 YTL
Tasarı şirket maliyetlerini çok mu artırıyor?
Tekinalp: Tasarı web sitesi kurma zorunluluğu getiriyor, maliyeti 100 YTL civarında. Her sermaye şirketi bağımsız denetçinin denetimine tabi tutulacak. Tabii ki denetçiye bir ücret ödenecek.
TOBB, web sitesi zorunluluğunun iki yıl ertelenmesini ve küçük şirketler için uygulanmamasını istedi...
Tekinalp: Web şeffaflığı en iyi sağlayacak araç. Siteye konulacak bilgilerle pay sahibinin, küçük yatırımcının, kamunun, işçinin, yani menfaat sahiplerinin şirkete ilişkin gerekli tüm bilgilere engelsiz ulaşabilmesini amaçladık. AB'de uygulanan ve tavsiye edilen modern bir açılım. Bu siteye şirketin finansal tabloları, her türlü denetleme raporları, genel kurula davet rüçhan hakkı kullanma ilanları gibi menfaat sahipleri açısından önemli bilgiler konulacak. Bunun ertelenmesi, küçük şirketlerde hiç uygulanmaması Türkiye'nin şeffaflığa kapanması, tasarının taşıyıcı kolonlarından birisinin tahrip edilmesi demek.
'AB fonundan yararlanamayız'
TTK'nın yasalaşmamasının sakıncaları nedir?
Tekinalp: Geleceği görmezden gelmek, buna rağmen çağdaş uygarlık düzeyinde yaşayacağımızı sanmak demek. Tam üyelik müzakereleri yaptığımız AB'nin müktesabatına ticaret hukuku alanında uyumu sağlayamayacağız. Arkaik kurumlarla yaşamaya devam edeceğiz. KOBİ'lerin organizasyonu, AB fonlarından faydalanması projesi yürüyemeyecek.
Kurtoğlu: Türkiye'de bankacılık sektöründe yabancı bankaların payının arttığını hatırlayalım, bunlar uluslararası normlara göre çalışıyor. Türk bankaları da evrensel normlara uymak zorunda. Ama amaç Türkiye'yi Enver Hoca'nın Arnavutluk'ta uyguladığı sistemle yönetmekse, o zaman iş değişir.
Okul görmemiş denetçi olur mu?
Nasıl bir denetim modeli getiriyorsunuz?
Tekinalp: Anonim şirketlerde denetim 'murakıp' denilen kimselerce yapılıyor. Beni abartılı bulmayın: Denetçinin okuma yazma bilme zorunluluğu bile yok. Limitetler ise hiç denetlenmiyor. Türkiye bu arkaik sistemle dünyada bir fenomen. Bugün yaygın deyişle bir çaycı ve kapıcı murakıp olabiliyor, oluyor da. Hiç kimse bu çaycı, bu kapıcı, neyi nasıl denetliyor diye sormuyor. 50 yıldan beri böyle. Denetçinin mesleğinin denetim olmasını ve şirketle hiçbir ilişiğinin olmamasını istiyoruz.
Para toplamaya gözyuman da sorumlu olacak
Denetim olsa herhalde Yimpaş olayı yaşanmazdı.
Tekinalp: Yimpaş gibi şirketlerle ilgili olarak da tasarıya özel bir hüküm koyduk. Şirketler, halktan para toplarken SPK'dan izin alacak. Aksi yönde hareket edenlere ağır yaptırımlar getiriyoruz. Tasarı, para toplama karşısında gerekli enerjik tavrı göstermeyen yetkili kurumları doğrudan doğruya para toplayanlarla aynı düzeyde görüp, sorumlu kabul ediyor.
|
|
|

|