|
 |
|
|
O adam ve ustası
İşte yarım yüzyıl önce Erzurum'da çekilen Türkiye'nin ilk atlama kulesi fotoğrafındaki İlhami Alaftargil ile tarihi tramplenin rekortmeni Fevzi Hoca
Talih Kuşu Anadolu'ya nasıl kondu
ERCAN GÜVEN, MURAT AĞCA yazdı, UĞRAŞ ÖZYURT görüntüledi
Müze'deki fotoğrafın yakın planında, atlama kulesinin önünde gururla poz veren bir delikanlı göze çarpıyor...
İl Müdürü Çintımar'a soruyoruz:
-Kim olduğunu biliyor musunuz?
-Evet, o İlhami Alaftargil...
Soyadı hiç yabancı gelmiyor kulağımıza...
Biz hatırlamaya çalışırken, "Aile boyu sporcular" diyor İl Müdürü, "Dört oğlu ve kendisi de Erzurumlu milli kayakçıdır"...
İlhami beyi Palandöken'de işlettiği Kayak Evi'nde buluyoruz. Olimpiyata giden iki oğlunun duvara poster yapılmış fotoğrafı önünde gururla poz veriyor:
"Ben çok şanslı bir babayım" diyor, "Türkiye'de iki çocuğunu birden hem de kayakta iki ayrı olimpiyatta yarıştıran tek kişiyim"...
Atakan Alaftargil Salt Lake'teki, Arif Alaftargil de Nagano'daki Kış Olimpiyatı'nda ülkemizi temsil etmişler. Diğer iki oğul Selami ve Selim de kar üzerinden hiç inmezmiş...
Üniversite Oyunları deyince yüzü gülüyor, "Biz çok çalıştık kayak için. Şimdi çocuklarımız bu çalışmaların ekmeğini yiyecek. Erzurum'un çehresi değişecek. Hepimiz kazanacağız" diyor.
Söz dönüp dolaşıyor, meşhur tramplen fotoğrafına geliyor:
-O tramplenden en iyi atlayan kimdi?
-Fevzi hoca.
-Bulabilir miyiz kendisini?
-Hiç dağdan inmez ki, şimdi kim bilir kimlere kayak öğretiyordur!
* * *
İz sürmeye devam... Ekibimizi bir an bile yalnız bırakmayan, Erzurum'un adaylığının görünmez kahramanlarından 'FISU Metin' lakaplı Metin Turan'ın yardımlarıyla bu kez Fevzi hocayı buluyoruz Palandöken'de...
Onun da küçük bir yuvası var, zirveye yakın...
Kayak öğretmenlerinin ve turistlerin gelip, gittiği mekanın duvarları Fevzi Tosun'un unutulmaz anılarını yansıtan fotoğraflar, kupalar ve şiltlerle dolu...
-Kaç yıldır kayak yapıyorsunuz, hocam?
-60 yıl oldu! 8 yaşımda ilk kayağımı tahtadan yapıp, başladım bu spora. O zaman herkes kayağını kendisi yapardı... 4 Olimpiyat, 4 Dünya Kupası, 17 Balkan Şampiyonası ve ayrıca 8 Uluslararası yarış gördü bu gözler...
70'e merdiven dayamış o gözlerde, yorgunluktan eser yok...
-Sizin en iyi olduğunuz söyleniyor?
-Evet, tabii. Rekor da bana aittir! Tam 45 metreye atlamıştım... Şimdikileri izliyorum televizyondan uçuyorlar! Ama o zaman da ben uçuyordum!
Yeni yapılacak trampleni dener mi bilinmez... Ama Fevzi Hoca'nın azmi engellenemez.
Geleceğe dönüş!
Erzurum Üniversite Kış Oyunları sayesinde Türkiye'de ilk kez yapılacağı sanılan kayakla atlama kulesi ve trampleni, 60 yıl önce yine Erzurumlular tarafından hem de aynı yerde yapılmış ve uzun seneler eğlence amacıyla kullanılmış.
Erzurum 2011'in alınmasıyla ülke gündemine gelen "yeni" spor dallarından biri de kayakta atlama branşı...
Hani şu yabancı spor yayınlarından bildiğimiz, kayakçıların uçurumdan düşer gibi indiği, kaşık gibi eğimden yükseldiği ve kuş misali serbest uçuşla taksiyle gidilecek mesafeleri havadan kat ettiği spor...
Doğal olarak telaş başladı.
Resmi kayıtlara göre ne kule vardı Türkiye'de, ne tramplen ne de atlama dalında sporcu.
Oysa 60 yıl önce bile Erzurum'da kayakla atlama sporu yapılıyordu.
Evet...
FİSU heyetiyle birlikte "doğal" pist olarak seçilen ve ikisi yarışmalar, üçü antrenman için beş kule yapılmasına karar verilen Kiremittepe'yi 1948 yılında aynı amaçla kullanmıştı Erzurumlular.
60 yıl önce geleceğe dönüşü yaşamışlardı.
Çintımar'ın müzesi
Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Fatih Çintımar, Doğu'nun yetiştirdiği en başarılı atletlerden biri...
Artık engebeli pistlerde çamur içinde kros koşmuyor belki ama Erzurum için hizmet koşusuna soluksuz devam ediyor.
Çintımar'ın sağdan soldan topladığı parçalarla oluşturduğu Spor Müzesi'nde eski bir fotoğraf gözümüze takılıyor. Palandöken'in eteklerine kurulmuş ahşap bir atlama kulesini gösteren fotoğraf tam 60 yıl öncesine ait...
Bu öyle tarihi bir fotoğraf ki; Üniversite Oyunları oylaması öncesi Erzurum'un adaylığını incelemek üzere şehre gelen FISU Heyeti üyelerinin bile ağızlarını açık bırakmış...
Heyettekiler, resmi ellerine alıp alıp, basmışlar hatıra fotosu için deklanşörlere...
Yarım asır önce, hem de Türkiye'nin Doğu'sunda kayakla atlama yapıldığını gören heyetin Erzurum'a bakışı bir anda değişmiş. Nasıl değişmesin ki; Erzurumlular'ın dışında neredeyse Türkiye bile bugün öğreniyor bunu...
20. yüzyılın ortalarında tatil günleri Erzurum'un hali vakti yerinde kayakçıları, buraya çıkar hünerlerini gösterirmiş...
Tamamen ahşaptan yapılan bu tramplen en sonunda 'zehir' gibi bir Erzurum kışına kurban gitmiş...
Askeriye yakacaksız kalınca, ahşap kalaslar sökülmüş ve Mehmetçik'ler donmaktan kurtulmuş. Geri kalanı da tepenin eteklerindeki gecekondulara kolon, kiriş yapılmış!
Türkiye'nin ilk ve tek atlama kulesi, böylece tarih olmuş...
Yani, kimse komplekse kapılmasın atlama kulesi, sporcusu yok diye. Erzurum'da yapılacaksa; ikinci kere.
Peki sporcu... Yandaki sütunlara bakın hele.
Yük valinin sırtında
Kış Oyunları'nın alınmasında başarılı müzakereciliği ile bilinen Erzurum Valisi Celalettin Güvenç, "Dink cinayeti bir hafta önce işlense 2011 hayal olurdu" dedi
"Hırant Dink cinayeti bir hafta önce olsa Kış Oyunları'nı alamazdık"
Bu cümlenin sahibi Erzurum Valisi.
Yani Kış Oyunları'nın nasıl alındığını en iyi bilen kişi.
Uluslararası meseleler böyle tabii.
Erzurum Valisi Celalettin Güvenç, Üniversite Kış Oyunları'nı adeta sırtında taşıyor.
Vilayet arı kovanı gibi... Telefonları, o günden beri hiç susmuyor...
Tebrik için arayanların arkası kesilmiyor. Bazılarından öneriler, teklifler, yardım ve hizmet istekleri ulaşıyor Güvenç'e. Erzurum'da vali olmak hem çok zevkli hem de yorucu bu günlerde.
Şehre ayak basar basmaz ekibimizi makamında misafir eden Vali Güvenç, o sırada bir yandan telefonda İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ile sponsorluk için konuşuyor, bir yandan da birkaç saat sonra Ankara'ya uçup Kültür Bakanı ile Üniversite Oyunları için yapacağı görüşmeye hazırlanıyor...
Söze "Valilik olarak çok emek verdik bu projeye ama biz toplam kalite yönetimine inanıyoruz" diyerek başlıyor:
"Bu sadece bir spor projesi değil. Doğu Anadolu'yu hem doğal, hem kültürel cazibe merkezi haline getirecek büyük bir atılım olacak. Tesislerimiz tamamlanınca Erzurum'u önce Türk sosyetesinin, ardından dünyanın beğenisine sunacağız. Bu konuda da iddialıyız"...
Rakipten teklif
Vali Güvenç, tuttuğunu koparan bir portre çiziyor. Bunu canlı örneği de zaten oyunların alınış sürecinde çektiği 'restlerle' belgelenmiş:
"Rakibimiz Slovenya bizden çekindiği için seçimden önce gelip görüşmek istedi. Dışişleri ile istişare ettik. Ve dedik ki 'siz bizim muhatabımız değil, rakibimizsiniz. Sizinle pazarlığa girmeyiz.' Tabii FISU heyetleri gelip gidiyor, onlara da şu mesajı verdik; 'Bakın 2009'u kaybettik, tamam. Fakat biz isteğimizi, arzumuzu kaybetmedik. Torino'dan eli boş gönderirseniz, Türkiye'yi unutun!'
Ve ekledik; Üniversite Yaz Oyunları için sıkışırsanız, İstanbul elinizin altında olur"...
Vali Güvenç, önünde 5 yıl olmasına rağmen kış koşulları nedeniyle elini çabuk tutmak istiyor:
"Beşer aydan topu topu 20 aylık inşaat süremiz var. 100 milyon doların üzerinde yatırımla 30 tesis yapacağız. Bunların bir kısmı sponsorlarla olabilir. İşleri bir yandan mevzuata uydururken, bir yandan da çabuklaştırmak zorundayız. Belki Erzurum için de bir yasa gündeme gelebilir"
Erzurum nereye yürüyor?
Üç yıl önce 19 Mayıs töreni için spor takımı bulunamayan Erzurum, bugün sadece sporcularıyla değil sokaktaki insanıyla birlikte yürüyor geleceğe. Sadece Erzurum mu?.. Bütün Türkiye. Ama özellikle Doğu Anadolu... Çünkü "kayak" bir ihtiyaç olmaktan çıkıp ilk kez uluslararası bir varoluş ifadesi haline gelmiş halk arasında. Cumhuriyet tarihinden beri ne uzayıp ne kısalan, zaman zaman yük sayılan kış sporları ve sporcuları artık ülkenin seçkin insanlarından. Van ilinin genç müdürü yükselen ivmeyi somut bir örnekle ortaya koyuyor... "Bizim bir kayak tesisimiz var. Üniversite Oyunları alındığından beri iki katına çıktı tesisten faydalananlar". Erzurum yürüyor... Doğu da öyle. Yeter ki, durdurulmasınlar. Yeter ki, maddi yatırımlar sırasında ikinci planda kalmasınlar.
|
|
|

|