Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Şubat 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yalnız değilsiniz!


İnsanlar gitmekten bahsediyor. 30'lu yaşlarındaki insanlar "dışarıda" bir hayat kurmak için hâlâ vakitleri var mı, bunu konuşuyorlar. 40'lı yaşlardakiler buradaki hayatlarını "oralarda" sürdürmenin mümkün olup olmadığını hesap ediyorlar.
50 ve üstü yaştakiler, bu memleket için iyi şeyler yapmaya çalışmış insanlar ise belki de ilk kez "başaramadıklarını", yaptıkları onca şeyin bir işe yaramadığını düşünüp kahroluyorlar.

İçten içe isyan edenler
İnsanlar, tribünlerde, sokaklarda, siyasi mecralarda "Hepimiz Ogün'üz" diyenleri, beyaz bere takıp gösteri yapanları gördükçe "Bu memleket bunlardan mı ibaret?" diye öfkeyle, kabul etmek istemeden, kahrolarak içten içe isyan ediyorlar.
Popüler kültürün, magazin programlarının rüya dünyasında, o dünyanın en dibinde yaşayanların bile tedirgin olmaya başladığı günler yaşıyoruz.
Bir yandan uluslararası dinamikler Türkiye'nin belalı, ne idüğü belirsiz, içi boşaltılmış bir Ortadoğu ülkesi olmasına mı karar verdi, bunu düşünüyoruz. Bir yandan da bizim yapacak bir şeyimiz kaldı mı, bunu merak ediyoruz.

Gitmek üzerine
İnsanlar kendilerine soruyorlar:
Böyle bir ülkede yaşamak istiyor muyum?
Sonra başka bir soru geliyor hemen ardından:
Ben istesem bile bu ülke beni yaşatır mı?
Çocuklarım faşist milliyetçiliğin kol gezdiği bir ülkede mi büyümeli?
Ve nihayet belki 1980'den sonra ilk kez bu yakıcılıkta o hesaplaşma yapılıyor:
Gitmeli mi?
Bu ülke bizi terk etmeden, bu ülke terk edilmeli mi?
Doğru cevabı yoktur bu sorunun. Herkes kendi serüvenin kölesi ve efendisidir. Ama karar vermeden önce bir tek sorunun cevabını iyi bilmek gerekir:
Siz hiç ülkesini terk etmek zorunda kalmış üçüncü dünya aydını yüzü gördünüz mü? Lübnanlıları, Filistinlileri, İranlıları, Türkiyelileri...
Bu ülkede yaşamayı, bu ülkenin dilini konuşmayı, her şeye rağmen bu toprağı seven insanlar, Avrupa'nın sokaklarında kederli hayaletler gibi dolaşır.
Şimdi size büyük klişe gibi gelir ama "Biraz memleket toprağı getir de burada ölürsek gözümüze örtsünler" diyeni bile gördüm.

Peki sonra ne oldu?
Aklı başında insanlardı muhtemelen başlangıçta, bu kadar "arabesk" değillerdi. Ama sonra... Bence bir şey oldu onlara. Şöyle bir şey oldu...
Bir hayatları vardı ve başlangıçta ne ise ne, kahramanca, adam gibi yaşamayı planlamışlardı.
Sonra giderken bir şeylerini burada bıraktılar, kendilerinin bir parçasını. Yola çıkarken yeniktiler.
Değişmeyecek bir skordu bu; hayat karşısında maça çıkmadan hükmen mağluptular. Sonra işte kendilerine ihanet etmiş hissettiler. Altından kalkamadıkları budur kanımca o kederli hayaletlerin, bedelini ödeyemedikleri.
Çünkü eşine, annene, babana, memleketine ihanetten daha beter, daha ağır bedelli bir ihanet vardır aslında. İnsan kendine ihanet etti mi bir daha iflah olmaz asla...

Omuz omuza
Şimdi, bugünlerde, aklınızdan gitmek geçiyorsa, memleketin siyasi iklimi üzerinize üzerinize geliyorsa, hayatı beyaz berelilerin ele geçirdiğine dair bir sıkıntıyla eziliyorsa içiniz, unutmayınız:
Yalnız değilsiniz!
Kaç kişiyiz bilmiyorum. Ama biliyorum ki sandığımız kadar az değiliz!
Çok kalabalık olmasak bile herhalde ve muhakkak o beyaz bereli kafalardan daha çok çalışıyordur kafamız. Ve herhalde ve muhakkak diyecek daha çok sözümüz vardır bizim. Üstelik biz neye ve nelere karşı omuz omuza olacağımızı bağıra bağıra sokaklarda, inanarak her yerde söyleyebiliriz.
Yalnız değilsek bu berbat iklimin de üstesinden gelebileceğimizi biliriz. Şimdi biz bu konular üzerine ciddiyetle düşünmemiz gereken günlerdeyiz.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Türklüğe hakaret!
HUKUKİ bir mesele ideolojik kavgaya dönüştü; ...
Çetin ALTAN
Kedi sevenler derneği ile kedinin sanattaki yeri ve barbarizm
Kutsallaştırılmış tabuların kalesi arkasında,...
Melih AŞIK
Alman dostluğu...
Merkezi Münih'te olan Türk - Alman Dostluk De...
Fikret BİLA
Olguları değil, duyguları tartışıyoruz
Ermeni kökenli vatandaşımız Hrant Dink'in öld...
Güneri CIVAOĞLU
Düğmeye basmak
Önce Fransa'da, 1 gün sonra Belçika'da PKK'ya...
Sedat ERGİN
Basında bilgi kirliliğine hayır
Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller z...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM Başkanı'ndan çok özel rica
Üniversiteye girişte geçen yıl olduğu gibi bu...
Hurşit GÜNEŞ
Halkbank'ın halka arz edilmesinin anlamı
Geçen hafta Halkbank'ın özelleşmeye hazır old...
Nail GÜRELİ
Kurban olam derin devletine, tarikatına
Devletin karakolunda devlet görevlilerinin Tü...
Sami KOHEN
Demir İpek Yolu açılırken...
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan liderleri bu...
Metin MÜNİR
IMF de mi? Hayır! İnanmıyorum!
İnsan yeteri kadar uzun yaşayınca galiba her ...
Hasan PULUR
Meslek üzerine...
GEÇENLERDE Abbas Güçlü'nün "Genç Bakış" telev...
Meral TAMER
Yeşil kravat tak, küresel ısınmayı önle!
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, bir yanında...
Ece TEMELKURAN
Yalnız değilsiniz!
İnsanlar gitmekten bahsediyor. 30'lu yaşların...
Osman ULAGAY
Yabancı sermayeye tepki paranoya mı?
Devlet Bakanı Ali Babacan, önceki gün düzenle...
Güngör URAS
Teşvik belgeleri yatırım eğilimini gösteriyor
Yatırım denilen şey uzun bir süreyi kapsıyor....
M. Ali BİRAND
Seçim için, Kasım ayı beklenmemeli
Genel seçimler Kasım ayında yapılacak.

© 2006 Milliyet