Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Şubat 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Petrolü bulduktan sonra kanun yapmak kolay olmaz


Bizim ilk petrol kanunumuzu 1954 yılında "Max Ball" adında, ABD vatandaşı bir petrol uzmanı hazırlamıştı. Hükümetimiz, bu kanunda "milli menfaatlerin korunması" ilkesine gereğinden fazla ağırlık verildiği ve de bunun Türkiye'ye yabancı petrol şirketlerinin gelmesini önlediği görüşünde olmalı ki, yeni bir kanun tasarısı hazırladı. Tasarı Meclis'ten geçti. Bu yeni kanun şu değişiklikleri getirdi:
  • Petrol arama ve üretim başvurularında, eski kanunun temel kuralı olan "işin milli menfaatlere uygun olması" ilkesi kaldırıldı.
  • Ülke topraklarından çıkarılacak petrol ve doğalgaz ile ürünlerinin karada yüzde 65'inin, denizde yüzde 55'inin "memleket ihtiyacına" ayrılması zorunluluğu kaldırıldı.
  • Arama ruhsatlarında hektar başına alınan "devlet hakkı" geliri kaldırıldı.
  • Üretim büyüklüğüne bağlı olarak, üretilen ham petrolden alınacak devlet payı yüzde 2-12 oranına, doğalgazdan alınacak olan devlet payı yüzde 3-12 oranına düşürüldü.


  • Ulusal çıkarı korumak zorundayız
  • Karada çıkarılan petrol ve doğalgazdan elde edilecek olan devlet hissesinin yüzde 50'sinin, işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresine verilmesi hükmü getirildi. Bu, hem "bütçe birliği/bütünlüğü" ilkesine aykırı hem de "bölgecilik/ayrımcılık" hareketini kışkırtıcı/teşvik edici olarak değerlendiriliyor.
  • Yabancı petrol şirketlerine vergi muafiyeti getirilirken, işletme ruhsat süreleri 30 yıl olarak belirlendi. Bu süreyi 50 yıla kadar uzatma imkânı getirildi.

  • Biz, eskiden beri topraklarımızın altında zengin petrol yatakları bulunduğuna, yabancı şirketlerin bilerek bu petrolü çıkarmadığına inanıyoruz. Kendimiz de bir türlü çıkaramıyoruz.
    Kendi topraklarımızdaki petrolü bulmak, çıkarmak, taşımak, ürün haline dönüştürmek ve satmak için TPAO diye bir kamu kuruluşu oluşturduk. Sonra onu parçalara ayırdık: (1) Rafinerileri TÜPRAŞ'a, (2) Dağıtım ve pazarlama teşkilatını Petrol Ofisi'ne, (3) Petrokimya tesislerini PETKİM'e, (4) Nakil hatlarını BOTAŞ'a bağladık.
    Başka ülkelerde de bu faaliyetler 3 ayrı paket halinde (arama ve üretim/rafineri/pazarlama paketleri halinde) ele alınıyor ve 3 ayrı paketin mevzuatı da farklı oluyor.

    Veto düzeltme imkânı yaratacak
    Cumhurbaşkanımızın bazı maddelerini veto ettiği kanun "arama ve üretimi ilgilendiren" kanun.
    Şimdi bir durum tespiti yapalım: (1) Denilebilir ki, ortada petrol yok, neyin kavgasını yapıyoruz? Cevap: Petrol bulunduktan sonra kanunu düzenleme yapmak çok zor. Verilmiş haklar geri alınamaz. (2) Denilebilir ki, yeni bir kanun ne getirir? Bu kanunla yabancılar Türkiye'ye mi akın edecek? Cevap: Bizim geçmişte verilmiş haklarla çok oynamışlığımız var. Yabancılar petrol arama riskine girerken, uzun dönemli bir güvence arayışında. (3) Cumhurbaşkanımızın vetosu haksız mı? Cevap: Çevremizde petrol konusunda olan bitenlerden ders alarak (ölçüyü kaçırmadan-yabancı petrol şirketlerini kaçırmadan) ülke yararını korumaya özen göstermeliyiz.
    Bizim TPAO petrol aramada bugüne kadar (değişik nedenlerle) başarılı olamadı. Türkiye'de başarılı olamayınca da yurtdışında başka topraklarda petrol aramaya kalktı. Oralarda paralar batırdı. (Kazakistan'da 300 milyon doları toprağa gömdü.) Yabancılar da mevcut şartlarda belli ölçüde riske giriyor. BP Doğu Karadeniz'de petrol aradı. 110 milyon doları denize gömdü. Petrol çıkmadı.

    guras@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Milliyetçilik ve köken
    CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın "Tarafsız Bölge" p...
    Çetin ALTAN
    Kadınlar albümünden üç-beş fotoğraf
    Hava iyice serindi. Bir yandan da yağmur çise...
    Melih AŞIK
    Hıristiyan Fener!
    CNN Türk televizyonunun titiz muhabirlerinden...
    Fikret BİLA
    Kıbrıs'ta petrol var mı?
    Bu soruya Güney Kıbrıs "Var" yanıtını veriyor...
    Güneri CIVAOĞLU
    Piyasa ve seçim
    AKP, "seçim ekonomisi uygulamadığı" iddiasınd...
    Can Dündar
    Eski MİT şefinden Çakıcı'ya öpücük!
    MİT'in eski Yurtdışı İstihbarat Başkanı Nuri...
    Sedat ERGİN
    Basında bilgi kirliliğine hayır
    Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller z...
    Hurşit GÜNEŞ
    Dış ticaret verileri talebin durduğuna işaret etmiyor
    Bazı meslektaşlarımız geçen hafta dış ticaret...
    Doğan HEPER
    'Dezenformasyon'a dikkat
    YAZILI ve görsel medya, yani bazı gazeteler v...
    Semih İDİZ
    CHP'nin yanıtı
    Başkalarına ağır ithamlar yöneltmekten çekinm...
    Sami KOHEN
    ABD ile "sağırlar diyaloğu" mu?
    TÜRKİYE ile ABD arasında, özellikle Kuzey Ira...
    Hasan PULUR
    Meclis'teki hırsız!
    VİCDAN nedir?
    Derya SAZAK
    Eski MİT'çi
    NTV'de Can Dündar'ın 'derin devlet'i tartıştı...
    Meral TAMER
    Mumcu, Peppers ve Darwin'in kaplumbağası
    Önceki akşam ARI Hareketi'nin düzenlediği top...
    Yaman TÖRÜNER
    Siyaset ve belediyeler neden başaramadı? (1)
    Son yirmi yılda Türkiye'de çok şey değişti, ç...
    Güngör URAS
    Petrolü bulduktan sonra kanun yapmak kolay olmaz
    Bizim ilk petrol kanunumuzu 1954 yılında "Max...
    Serpil YILMAZ
    Ata'nın rakısı 'Dimitrokopulo' ve Fransız şişesindeki 'Mest'
    CHP'nin "Atatürk'ün manevi şahsiyetini zedele...
    M. Ali BİRAND
    Gül, ABD'de çok güzel sözler duydu
    Türkiyemiz'in gerçek gündemiyle, TV'lerimizde...

    © 2006 Milliyet