|
Gül, ABD'de çok güzel sözler duydu
Türkiyemiz'in gerçek gündemiyle, TV'lerimizde veya evlerimizde tartıştığımız konular arasında öylesine büyük bir fark var ki, insan şaşkınlık içinde kalıyor.
Neyse…
Benim için Türkiye'nin önde gelmesi gereken gündem maddesi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Washington gezisidir.
Gül'ün, Başkan Yardımcısı Cheney, Dışişleri Bakanı Rice ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile görüşmelerinden çıkan sonuçlara baktım, konuyu yakından izleyenlerle görüştüm ve ülkemiz adına rahatladım.
Başlangıçta bu ziyaretten ürküyordum.
Ankara ile Washington'un anlaşmazlık içine düştükleri görüntüsü, ülkemize büyük zarar verecekti.
Düşünebiliyor musunuz, Kerkük konusunda "Kürtler ne isterlerse o olacak" diyen bir Amerika…"Ermeni Soykırım Tasarısını engelleyemeyiz" diyen bir Bush yönetimi… "PKK'ya hiçbir şey yapamayız" diyen bir Washington ile karşı karşıya kalsak neler olurdu… Bu ülke istikrarını dahi kaybedebilirdi.
Tam aksi işaretler çıktı.
Gül hayatından çok memnun. Ayrıntılara giremiyor, ancak anlaşıldığı kadarıyla aldığı yanıtlar tatmin etmiş.
Amerikan kaynaklarıyla konuştum. Bana söyledikleri kadarıyla şu mesajlar alınmış:
- Yönetim, Ermeni tasarısının Kongre'ye getirilmesine kesinlikle karşı çıkacak. Bu konuda gereken önlemler alınmış durumda.
- PKK'ya karşı önlemler giderek arttırılacak. Daha fazla gecikmelerin önüne geçilecek.
- Kerkük konusundaki Türk duyarlıkları anlaşılıyor ve paylaşılıyor.
Şimdi bana "Bunların hepsi laf. Daha önce de duyduk. Somut sonuç bekliyoruz" diyebilirsiniz.
Üstelik haklı da olursunuz.
Gül'den sonra, önümüzdeki hafta Orgeneral Büyükanıt Washington'da olacak. Birçok konuyu çok daha somutlaştırabilecektir.
İşte bu açılardan bakınca, Gül ziyareti -ayrıntıları ortaya çıkana kadar dahi olsa- hepimizi rahatlatmalı. Washington ile ilişkilerini belirli bir raya oturtmak, hem politik hem de ekonomik açıdan ülkenin yararınadır.
Şimdi, rahat rahat diğer boş konuları tartışmaya devam edebiliriz!
MEĞER HİÇBİR ŞEY BİLMİYORMUŞUZ…
Salı akşamı CNN TÜRK'te Ahmet Hakan'ı ve NTV'de de Can Dündar'ı izledim. Her ikisinin de son derece bilgili ve saygın konukları vardı.
Konuları da aynıydı:
Derin Devlet nedir?
Derin Devlet kimlerden oluşur?
Derin Devlet'in emirlerini kimler verir?
Saatlerce süren tartışmalar yapıldı. Herkesin bir fikri vardı ve uzun uzun anlattılar. Körlerin kuyruğundan yakaladığı bir fili tarif etmelerine benzeyen bir durumla karşı karşıya kaldık.
Doğrusunu söyleyelim, bu iki programda duyduklarımız ile sohbetlerde konuştuklarımız arasında da pek bir fark yoktu. "Sokaktaki adam"ın düşündükleriyle, bu işleri bildiklerini sandığımız kişilerin düşündükleri arasında pek bir fark yoktu.
Hepimizin ayrı bir tarifi var.
Kimine göre, Derin Devlet yok. Devlete yakın kişilerden oluşan çeteleşmeler vardır. Bu tipler devletin çeşitli kademelerinden destek görürler. Yaratılan iklim sayesinde, kendi ideolojilerine göre vurup kırarlar.
Kimine göre, devletin içinde bir guruplaşma vardır ve bunlar dışardan adam kiralayarak, gereken kişileri öldürtmüşlerdir.
Kimileri "Kardeşim ne var bunda. Türk devletini korumak için harekete geçmişlerse helal olsun", kimileri ise "Hayır, hukukun dışına çıkılamaz. Devlet dışardan katil kiralayamaz veya katillerin yaptıklarına göz yumamaz" dedi.
Bütün programlara katılanları dinledim. Yazılanları izledim. Kimi yalan söyledi, kimi sorulara içtenlikle yanıt verdi. Bir diğer bölümü de açıkça palavra attı.
Ortada bir kargaşa var.
Peki ne yapacağız? Bundan sonra bu tip olaylara nasıl yaklaşacağız?
Herhalde bu sorulara bizler yanıt veremeyiz. Bu olayları açığa çıkarması gerekenler, iktidarı elinde tutanların olması gerekir. Güç onların elinde, yetki onların elinde, devletin tüm olanakları onların elinde.
Başbakan, Derin Devlet'ten şikayet ediyor.
Ondan önceki başbakanlar da şikayetçi olmuşlardı.
Ancak gariptir, hiçbiri Derin Devlet'in ne olduğunu bulamadılar. Doğru dürüst de aramadılar.
Acaba, hiç beklemedikleri kişiler veya kurumlarla karşı karşıya kalacaklarından mı korkuyorlar?
Olabilir, zira şimdiye kadar ne zaman ciddi bir incelemeye girilse, belirli bir yere gelene kadar gidilir ve orada kalınırdı.
Hep bu tartışmayı sürdürmek istiyorsak, mesele yok.
Yeni bir cinayet işlenene kadar dosyayı kapatalım veya işin temeline inelim ve bu boş tartışmaları artık bırakalım. Zira enerjimizi boşa harcıyoruz.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|