|
 |
|
|
Bir düğün, bir panel ve bir spor programı
Ankara'daki düğünde, Ankaraspor'un Başkanı evleniyor...
Ekrandan tanıdığım kadarıyla, tavrı, tarzı hoşuma giden biri o.
Kibar, yumuşak, barışçı.
Nikahı, Ankaraspor'un onursal başkanı kıyıyor...
Şahitler, üç büyük İstanbul Kulübü'nün başkanları, bakanlar, politikacılar.
Davetliler, diğer kulüplerin başkanları, federasyoncular, geri kalan politikacılar.
Uzatmayalım...
Bir kulüp başkanının, hayatının belki de en önemli gününü, kimlerle kutladığına bakın.
Düğüne bile karışmış siyaset.
***
İstanbul'daki Büyük Kulüp'de, Vedat Bayram bir panel organize etti.
Türk Sporu'nun sorunları konuşulacaktı.
Bir ben çağırılmamıştım galiba.
Gittim.
Belki unutmuşlardır diye.
Evim zaten oraya bir, en fazla iki dakika yürüyüş mesafesinde.
Spor adamından çok, politikacı ve siyasi vardı.
Sevgili Bayram alınmasın, darılmasın.
Ya da...
Alınsın, darılsın.
Başarılı bir il spor müdürüydü, bir iktidar geldi, gitti. O'nun bağlı olduğu parti iktidara gelirse, o da geri gelecek herhalde.
Sistem böyle.
Gidiş tarzına kafayı takan, geliş tarzına da (eğer gelirse) kafayı takmalı.
Uzatmayalım...
Büyük Kulüp'deki spor panelinde de siyaset vardı.
Ve...
Şenes Erzik, davetli olduğu halde gelmedi.
Gelir mi?
Doğrusu, bir "ohhh" çektim.
"Platini izin vermedi" demiş, ne desin?
***
Maraton'da, Ankara Belediye Başkanı, bir federasyon yöneticisi ve Ankaragücü Başkanı, birbirlerine girdiler.
Allah'tan stüdyoda değillerdi.
Hattaydılar.
Konuştukları spor muydu?
Herkes bıkmış hırdan gürden...
En azından ben.
Şansal Abi de bıkmış belli ki, rahatsız olduğu, suratının ifadesinden belliydi, kestirip attı.
Üstelik, reyting tavandaydı, üstelik reytingi en iyi bilenlerden biriydi o.
***
İşin özü şu.
El alem ne salak, ne aptal, ne de geri zekalı, bizi bizim kadar tanıyorlar.
Federasyon başkanları siyasetle geliyor, siyasetle de gidiyor bu ülkede.
Haluk Bey de böyle geldi, giderse de bu gidişle böyle gidecek.
Bu işler böyle.
"Men, dakka, duka" denir.
Denmese de.
Ben diyorum.
Ve...
Her başbakan bir şekilde futbola karıştırılmış bu ülkede.
Tayyip Bey niye karışmasın?
Gelmiş geçmiş her başbakana oranla futbolla daha iç içe.
Üstelik eski futbolcu, oynadığı dönemdeki lakabı da "Beckenbauer".
Ben Tayyip Bey olsam.
Terim'in 11'ine bile karışırım.
Yine az karışıyor.
Ve.
Tabi bence.
Yok yaaa!
Yazmıştım...
Kulüp başkanları, yöneticileri, her gün bakanların odalarının içinde.
Ya para, ya arsa, ya af maf için.
Belediyeler futbolun tam içinde.
Particiler, spor kulüplerinin yönetimlerinin içinde.
Ve filan ve falan.
Ve falan ve filan.
Vıcık vıcıklar.
Ve...
Bunlar da her gün.
Sonra o gün (federasyon başkanının seçileceği gün) siyasetin futbola karışmasını istemiyorlar.
Yok yaaa!
Valla billa
Şimdi de mektuba sardık...
Hatta sarrrrdık.
Federasyon Başkanı FIFA'ya yazmış.
Öyle diyorlar.
"Siyaset futbola karışıyor" demiş.
Aptal ya Sepp ve Michel...
O mektupla öğrendiler, bizde olan biteni.
Sanki siyaset hiç karışmamıştı da bugüne kadar...
Mustafa Kemal Atatürk bile karıştırıldı futbola, yok Galatasaraylı'ymış yok Fenerbahçeli'ymiş, yok Beşiktaşlı'ymış...
Ne fark edecekse sanki...
Allah'tan, Cumhuriyet'in
kurulduğu o dünlerde bugünkü "benbenci" kulüpçülük
anlayışı yoktu.
O dünlerde, o kargaşada bile kolay kolay "biz" olamazdık.
Kuramazdık.
Valla billa.
Bilgin'den
Günün birinde evlenirsem.
Ve...
Şahitler ve davetliler kimler olur?
Dün gece uykum kaçtı, bunu düşündüm.
Daha da kaçtı, bir daha da gelmedi.
Bugünkü şartlarda şahitlerim;
Milliyet'ten Aydın Bey (Doğan) Doğan Holding Yönetim Kurul Başkanı, Hanzade Hanım (Doğan) İcra Kurulu Başkanı, Sedat Bey (Ergin) Genel Yayın Yönetmeni, Bizim Cem (Şengül) Spor Müdürü.
TRT'den; Ali Bey (Güney) Genel Müdür Vekili, Tuğrul Bey (Utku) TRT Haber Dairesi Başkanı, Bizim Tufan (Turasan) (TRT Spor Müdürü).
Lig TV'den; Mehmet Emin Bey (Karamehmet) Digiturk Yönetim Kurulu Başkanı, Ertan Bey (Özerdem) Digiturk Genel Müdürü, Şansal Abi (Büyüka) Lig TV Genel Yayın Yönetmeni.
Radyospor'dan; Sadettin Bey (Saran) Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Bizim İlhan (Uzundurukan) Radyospor Genel Yayın Yönetmeni olmalı.
Buralardan kovulursam, gidebileceğim yerlerin patronları, yayın yönetmenleri, filanı falanı da yer kalırsa şahidim olmalı.
Bu işler de böyle oldu artık.
"İş" oldu.
Davetlilere gelince
Bence bugün gelmeyelim.
Belki başka bir Köyün Delisi'nde...
Ve...
Biraz daha evde kalıp, evlendiğimde elim ayağım tutmazsa...
Benim düğün, herhalde bizim mahallede olur.
Şahitlerim; herhalde bizim Erdal (manavımız), bizim Sadi (kasabımız), bizim Selçuk Abi (kırtasiyecimiz), bizim Sabri Abi (eczacımız) olur.
Olurlarsa tabii.
Düğünde de sadece bizim mahalle olur.
Onlar da gelirse tabii...
Ve.
Tabi bence...
Ve.
Acele etmeli miyim, etmemeli miyim?
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|