|
Yargıda çok önemli bir karar
ANAYASA Mahkemesi çok önemli bir karar verdi. Ama önce bir giriş yapmalıyım.
Bizim yargı kültürümüzde "yargının bağımsızlığı" kavramını adeta bir ideoloji gibi benimsenmiştir. Buna karşılık, "yargının tarafsızlığı" kavramı o kadar vurgulanmıyor. Çünkü hukuk kültürümüzde yargının da kendi alanında 'koruma kollama' görevi olduğu inancı yaygındır, bu inançla verilmiş birçok yargı kararı vardır. Yargıtay onursal başkanı Prof. Sami Selçuk'un kitaplarında bunun çarpıcı önekleri anlatılır.
Bu şekildeki bir yargı bağımsızlığı anlayışını savunanlar, iki temel görüşü ileri sürüyorlar:
Adalet Bakanlığı adli sistemden tamamen dışlanmalı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan çekilmeli, aday sınavlarını da yapmamalıdır...TBMM, Anayasa Mahkemesi'ne üye seçmemelidir...
Başta Cumhurbaşkanı Sayın Sezer olmak üzere, Yargıtay başşavcıları Vural Savaş, Sabih Kanadoğlu ve Nuri Ok gibi birçok üst düzey hukukçularımız bu görüştedir.
Anayasa Mahkemesi ise, muhtemelen kamu hukukuna daha aşina olduğu için, bu iki konuda nispeten farklı görüşlere sahip.
Danıştay'ın kararı
"Yargıçlar ve Savcılar Birliği" (Yar-Sav) adlı bir dernek Danıştay'a bir dava açıyor. Derneğe göre, gerçi hâkim ve savcıların mesleğe kabulüne Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu karar veriyor ama "aday sınavları"nı Adalet Bakanlığı yapıyor... Bu, Anayasa'nın yargı bağımsızlığına ilişkin hükümlerine aykırıdır...
Danıştay derneğin davasını kabul ediyor. İdari Dava Daireleri Kurulu, Adalet Bakanlığı'na sınav yetkisi veren kanunu "yargı bağımsızlığı"na aykırı buluyor, iptal etmesi için "itiraz yoluyla" Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyor.
Dikkat: Bu kararı veren kurulda davacı derneğin üyeleri de var! Hem davacı, hem hâkim tablosu! "Tarafsızlık" ilkesine özen göstererek dernek üyelerinin kuruldan çekilmeleri gerekirdi; burada "tarafsızlık" konusunda açık bir özensizlik vardır!
Ve Anayasa Mahkemesi iki gün önce bu başvuruyu reddetti! Hâkimlik ve savcılık için "aday" sınavlarını Adalet Bakanlığı'nın yapmasını Anayasa'ya uygun buldu! Gerekçeli karar yayımlandığında ayrıntılarını öğreneceğiz.
Anayasa Mahkemesi
"Yargı bağımsızlığı" adına, adli yargı sisteminden Adalat Bakanlığı'nın, anayasal yargı sisteminden parlamentonun tamamen dışlanmasının doğuracağı sakıncaları bilim adamları belirtiyor.
Prof. Ergun Özbudun bunun "bir çeşit kast zihniyetine sahip bir 'yargı teknokrasisi'nin oluşmasına ve yargının toplumdaki değişimlere duyarsız kalmasına yol açabileceğine" dikkat çekiyor! (E. Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, s. 335)
Ülkede adalet politikasından ve adli hizmetlerin iyi işlemesinden hâkimlerin değil Adalet Bakanı'nın sorumlu olduğunu vurgulayan Prof. Kemal Gözler'e göre, "Böylesine sorumluluk altına giren bir bakanın hâkimlerin atanmasıyla yetkili olan bir kurulda bulunmasında yadırganacak bir yan yoktur." (K. Gözler, Türk Anayasa Hukuku, s. 855)
Görülüyor ki, Anayasa Mahkeme'miz, Danıştay'ın başvurusunu reddetmekle hem Anayasa'nın lafzına, hem kuvvetler ayrılığı ve milli irade teorilerinin çağdaş anlamlarına uygun davranmıştır. Anayasa Mahkeme'miz, üyelerinin bir bölümünü parlamentonun seçmesini de istiyor zaten; bütün demokrasilerde olduğu gibi.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|