|
 |
|
|
2006 kamu dengeleri göründüğü kadar parlak mı?
Siz bu satırları okurken 2006 bütçe rakamları da açıklanmış olacak. Hükümet temsilcileri tarihi bir bütçe performansını ballandıra ballandıra anlatacaklar. Ancak bu performansın geçen yıl bütçesine doğrudan giren veya harcamaları dolaylı olarak etkileyen oldukça yüksek, bir defaya mahsus gelirlerden kaynaklandığını gözden kaçırmamak lazım.
2006 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, yaptığı varlık satışlarından elde ettiği gelirden 6.2 milyar YTL tutarındaki kısmını vergi, gecikme zammı ve faiz adı altında bütçeye aktardı. Yine belediyelere verilen vergi paylarının gösteriminde yapılan düzenlemeyle harcamalar 1.2 milyar YTL daha düşük gösterildi. Sosyal güvenlik prim affıyla yapılan 3.8 milyar YTL tutarındaki tahsilat da bu yıl olmayacak.
Ayrıca 2 milyar YTL de Telekom özelleştirmesinden gelen gelir var. Bunların toplamının GSMH'ye oranı yüzde 2.4 yapıyor. Bu rakamı açıklanan bütçe açığının GSMH'ye oranından düşerseniz gerçek bütçe açığı ortaya çıkar.
Ancak ben bu yazıyı Hazine tarafından açıklanan bir başka önemli kamu açığı unsuruna ayıracağım. Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) 2006 yılı rakamları da bu hafta açıklandı. 2005 yılında 542 milyon YTL kâr elde eden KİT'ler geçen yıl 2.2 milyar YTL zarara geçmiş. Bunda Telekom gibi bazı kârlı kuruluşların özelleştirilerek kapsamdan çıkması kadar, başta elektrik üreten KİT'ler olmak üzere birçok kuruluşun hükümetin baskısıyla fiyatlarını ayarlayamaması da etkili olmuş.
Hükümet zararı artırmış
Rakamlar Telekom gibi kârlı kuruluşları özelleştirmenin kamu finansmanı açısından borçlanmadan çok da farklı olmadığını ortaya koyuyor. Birinde bu gün aldığın borcu kurumların ileride elde edeceği gelirle ödüyorsun, diğerinde bu gün aldığın satış bedeline karşılık gelecekteki gelirlerden vazgeçiyorsun. Her iki durumda da elindeki kuruluşların zararını azaltman gerekiyor. Hükümet ne yapmış? Zararı artırmış. Yetmemiş bir de elde ettiği özelleştirme gelirlerinin bir kısmını maliyetin altında mal satan KİT'lere sermaye diye vermiş.
Devlette çalışmaya KİT dengelerinden sorumlu birimde başladım. Makroekonomiye ilgim olduğundan, daha çok muhasebe ağırlıklı bu birim bana cazip gözükmemişti. O dönemdeki daire başkanım bu hoşnutsuzluğumu fark etti. Bana Türk ekonomisini anlamak istiyorsan mutlaka burada çalışman gerekir dedi. Daha sonra KİT'lerin, hükümetlerin ekonomide yarattığı kırılganlıkların barometresi olduğunu gördüm.
Grafikte 1990'dan bu yana KİT'lerin işletme faaliyet karlarının GSMH'ye oranları yer alıyor. Bakın bakalım 1994 ve 2001 krizleri öncesinde KİT kârlarına ne olmuş? Sonra da 2006 performansına bakın.
2007'de hükümet bu durumu düzeltme taahhüdü vermiş. KİT'lerin satış maliyetinin yüzde 8, satış hasılatının ise yüzde 14 artacağı öngörülmüş. Bu maliyet artışının üstünde zam demek. Bunun sonucunda bu yıl KİT'ler yeniden 1.2 milyar YTL kâra geçecekmiş. Ama ortada herhangi bir zam yok.
Son birkaç yıldır yelkenlerimizi dolduran küresel sermaye rüzgârının yarattığı iyimserlik ekonomide yaratılan kırılganlıkları gizliyor. Aslında kamu dengeleri de göründüğü kadar parlak değil. Seçim sonrasında Türkiye'yi oldukça sert bir istikrar programı bekliyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|