|
 |
|
|
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ'dan siyasette kadın sayısının artması için öneri:
Kota ve sandviç modeli olsun
ANKARA ANKA
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye'nin AB üyesi olmasından çok gelişmişlik düzeyini artırmasını ve daha güçlü bir ülke olmasını önemsediğini ifade ederek, "Biz güçlü olduktan sonra AB, sözde Ermeni soykırımı, azınlık hakları gibi konuları önümüze getirse de getirmese de bizi tam üyeliğe kabul edecektir" diye konuştu. Kendi başkanlığı döneminde de TÜSİAD'ın siyasete partiler üstü bir konumdan yaklaşarak siyasetin tüm aktörlerine eşit mesafede durmaya devam edeceğini belirten Yalçındağ'ın İngilizce ve Türkçe olarak yayımlanan aylık True dergisine yaptığı açıklamalar şöyle:
AB VE IMF ÇIPAMIZ: AB, Türkiye'nin 80 yıllık projesidir. Ancak Türkiye'nin her yönüyle her alanda gelişmesi ve vatandaşlarımızın birey olarak daha refah bir seviyede yaşaması çok daha önemlidir. Bunun için de bazı önemli reformları yapmalıyız. Bu reformlar için iki önemli çıpamız var:
IMF ve AB. Bunların bize verdikleri reçeteleri uygulamak Türkiye'de bazı reformları yapmak için elimizi güçlendiriyor. İşin özü, bizim on yıl sonra AB'nin tam üyesi olmamız ya da olmamamızdan çok, yapmamız gerekenleri yaparak kişi başı geliri artmış, borç yükü azalmış, teknolojide, sanayide ilerlemiş güçlü bir ülke olmaktır.
ÖNCELİK AİLEMDE: Kariyerimde en büyük destek eşim Mehmet Ali Yalçındağ'dan geldi. Hayatımdaki öncelik her zaman ailemde. Stresli iş yaşamının sıkıntılarını iki oğlumun yanında atıyorum. Çocukluğumdan beri iş hayatının içinde büyüdüm. Bunun sebebi de babam için iki şeyin önemli oluşuydu: Ailesi ve işi. Dolayısıyla işini bizimle çok paylaştı.
ÇOCUKLUK HAYALİM: Babam işten eve gelince ailecek yemek masasına otururduk, televizyonda sekiz ajanslarını dinlerdik ve sohbet ederdik. Bu sohbetlerde günlük hayatlarımızın yanı sıra onun işi ve iş hayallerinden de bahsederdik. Bu atmosferde yetişmem küçüklük hayallerimden birinin 'büyüyeceğim ve babamın işlerine yardımcı olacağım' olmasını sağladı.
PAKET YAPARAK BAŞLADIM: Babamla hediye paketlemeye gitmiştim. Arkadaşlarım gezerken çalışmak bazen bana sıkıntı verirdi. Grubun farklı farklı bölümlerinde yazları birçok iş aldım. O zamanlar işyerleri bu kadar konforlu da değildi, elbet. Lakin çok keyif aldığım, çok eğlendiğim pek çok zaman da oldu.
Ben hep neysem o oldum. Yaşam tarzım da beni yansıtıyor. Ben tabii ki halktan biriyim. Başka türlüsünü düşünemiyorum. Varlıklı bir aileye değil de farklı yaşam koşullarındaki bir aileye de doğmuş olabilirdim. Birimizin diğerinden ne farkı var ki?
YÜZME VE İSTANBUL AŞIĞI: Türk mutfağını çok seviyorum. İtalyan mutfağı da damak tadıma hitap ediyor. Tam bir İstanbul aşığıyım. Yüzmeyi, yürümeyi seviyorum. Elbet tecrübesizliğimden kaynaklanan, zamanı geri alsam daha farklı davranacağım durumlar oldu ancak, büyük pişmanlıklarım, 'keşke'lerim olduğunu söyleyemem. Zaten ileriye bakmayı tercih ederim. Eşimle birlikte çalışmamın zor halleri var. Örneğin beraber evden çıkıp sabah aynı toplantıya girmekten çok hoşlanmadım. Allah'tan böyle durumlarla sık karşılaşmıyoruz.
'Partiler kadın adayı listenin altına koyuyor'
"Türk kadınının bazı konularda fırsat eşitliğini yakalayamaması onu ekonomik hayattan ve zaman zaman sosyal hayattan geri bırakıyor. Türk kadını zannedildiği kadar geri değil. İstatistiklere baktığımızda, eğitimde fırsat eşitliğini yakaladığında, meslek sahibi olduğunda iş katılımı son derece yüksek.
Ancak kadın milletvekili sayısında maalesef Afrika'daki bazı ülkelerle ve İran'la neredeyse eşit durumdayız. Bazı Avrupa ülkelerindeki yüzde 50'lik oranın karşısında, Türkiye'nin kadın vekil oranı yüzde 4'lerde. Meclis için kota sistemi uygulamalıyız. Bu değişimle bir kadın, bir erkeğin listelerde yer aldığı 'sandviç sistemi'ni getirmeliyiz. Partiler 'kota sistemi diye yüzde 25 kadın aday koyduk' diyor ama kadın adayları en alta koydukları için seçilemiyorlar."
|
|
|

|