Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Şubat 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yerebatan Sarnıcı kurtuluyormuş

Çevresindeki çirkin ve hacimli binaların, Yerebatan Sarnıcı'nı ayakta tutan devasa 336 adet Roma sütununun 40'ını çatlattığını altı yıl önce fark eden yönetim, nihayet bu binaları ortadan kaldırmaya karar vermiş

Fax: (0312) 427 20 64

Edebiyatta şehrengiz dediğimiz şiir türleri İstanbul'un havasını ve suyunu metheder. Halk arasında da bu görüş ezbere çok tekrarlanır. Oysa büyük şehrin havası ve suyu ne kadar hoştur tartışılır. Sayısız su kaynaklarının Hamidiye ve Taşdelen gibi bazıları nefistir. İstanbul havasının da Haliç'e bakan Fatih sırtlarında, Çamlıca'da güzel olduğu malum. Ama bütün İstanbul'da kışın keskin rutubetli soğuğu, yazın rutubetli sıcağından masun kalan yerin ne kadar olduğu tartışılır.
Aslında bu bir efsanedir. Eski Yunan rivayetlerine göre bugünkü İstanbul'u seçen Megaralılar, Kadıköy tarafına "Körler ülkesi" demişler. Oysa Kadıköy bizim neslin çocukluğunda bile daha yeşillik, daha mutedil havalı ve su sorunu yarımadaya göre daha az olan bir yerdi.

1000 yıllık problem
Büyük şehrin yani bilhassa suriçi İstanbul'un ta Konstantin devrinden beri başlıca sorunu "su"dur. Bizzat Topkapı Sarayı'nın bulunduğu Sur-u Humayun denen Sultanahmet-Sarayburnu bölgesinde birkaç sarnıç olduğu açıktır. Bir kazı yapılsa daha nicesi çıkar. Yani MÖ 8'inci yüzyılda tam bu bölgeye Byzantion'u kuranlar bile ancak sarnıçlar sayesinde topladıkları yağmur sularıyla bütün yılı geçirirlerdi.
Daha İmparator Theodisus zamanında, surlar içindeki İstanbul'un büyük sarnıçların inşasıyla su problemini çözmeye çalıştığı görülüyor. Bu da yetmedi. İmparator Valens şehre meşhur Aquadiuctus yani Bozdoğan Kemeri de dediğimiz kemerleri inşa ettirerek su sağlamaya çalışmıştır. Benzer sistem Osmanlı devrinde de devam etmiş ve önce İstanbul civarında Mimar Sinan'ın muhteşem su kemerleri bu manzumeyi tamamlamıştır.
Su büyük şehrin 1000 yıllık problemidir. İstanbul'un sarnıçlardan oluşan su haritasını bugün bile bilmiyoruz. Bazıları binaların altında kaybolup unutulmuştur, bazıları ise birtakım açık gözler tarafından keşfedilip depo olarak kullanılır. Zeyrek civarında böyle yerler vardır ve şehrin resmi envanteri ve ilim aleminin bilgisi dışındadır. Hepimizin bildiği Yerebatan Caddesi'ndeki ünlü Yerebatan Sarnıcı ve onun bağlantısı olan Binbirdirek Meydanı'ndaki sarnıçtır.

Civardan geçen tramvay hattı yön değiştirmeli
Bilhassa Binbirdirek Meydanı'nda bulunan Sultanahmet Adliyesi ve etrafındaki yüksek binaların sarnıcın bu kesimi için büyük tehlike teşkil ettiğini fen adamları söylüyor. İstanbul'un turistik medar-ı iftiharı olan Yerebatan Sarnıcı'nın ise etrafındaki yüksek binaların birçoğunun her iki yılda bir kaçak katla yükseldiği çevreyi tanıyanların malumudur.
Bu konudaki görgüsüzlük ve izansızlığın başını vilayet yönetimi çekmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nin de çalıştığı İl Özel İdare binası bunların başında gelir. 1980'lerden beri burada çalışmaya gelen bütün tarihçiler bu gerçeği bilir ve şikayet ederler ama kimsenin umurunda olmazdı.
Şimdi bu çirkin ve hacimli binaların, Yerebatan Sarnıcı'nı ayakta tutan devasa 336 adet Roma sütununun 40'ını çatlattığını altı yıl önce fark eden yönetim, nihayet bu binaları ortadan kaldırmaya karar vermiş. Bundan sonra yapılacak iş civardan geçen ağır tramvay hattının yön değiştirmesidir. Yarattığı titreşimin verdiği zararı herkes kabul ediyor.
Bizans devrinde ve Osmanlı devrinde Sultanahmet Meydanı, hemen etrafında gördüğümüz büyük binaların dışında, hele sarnıç mıntıkasında yüksek bina yapımına müsaade edilmemesiyle bilinir. Bu bölgeye "fevkani" dediğimiz üç-dört katlı geniş binalar yaptırılmazdı. Hatta Tanzimat ve Meşrutiyet devirlerinde yapılan kagir binalar, mesela Sıhhıye Nezareti bile sınırlı hacimdedir.
1940'lardan itibaren ipin ucu kaçtı. Kamu yöneticileri istediği gibi bina yapıyor. Birtakımı da ruhsatlı veya ruhsatsız kaçak yapılarla bu pahalı arazileri akıllarınca değerlendiriyor.

Kaçak yapıların rolü
Ortaya çıkan çirkin yapılardan dolayı, Sultanahmet'in herhangi bir noktasından Ayasofya'yı görmek mümkün değildir. Benzer durum Sultanahmet minareleri için de geçerlidir. Trafiğin yarattığı tahribat ve kirlenmeden binalar zarar gördüğü gibi kaçak yapılar da sarnıçları zorlamaktadır. Hâlâ niçin beklendiğini anlamak mümkün değildir.
18'inci yüzyıl yönetiminin imar nizamı konusunda gösterdiği hassasiyeti bu yüzyılda görmek mümkün değildir. İstanbul kendi kolayına iş gören ve inşaat yapan grupların hakimiyetindedir. Umut edilir ki hemen hemen
2 bin yıllık sarnıçları kurtarmak için girişilen bu yıkım faaliyetinin arkası gelir ve suriçi denen bölgede bir mimari temizlik başlar.
Birkaç yıl içinde Marmaray projesinin gelişmesi esnasında daha nice sarnıç ve mimari eser ortaya çıkacaktır. Yakın geçmişte bazı açıkgöz müteahhitlerin temel atma sırasında eski eserler idaresi ile başları derde girmesin diye ortaya çıkan eser ve sarnıçları betonla doldurup işe devam ettikleri biliniyor.
Bunlar sıradan eserler de değildi, bazı önemli eserler bu yolla gözden saklanmış ve yok edilmiştir. Bizans saray kalıntıları ve bazı önemli yapılar hakkında bu gibi dedikodular vardır. Ama dedikodu olmayıp gerçekten bilinen tahribat da hafızalardadır. Artık "fakirliğin ve açgözlülüğün getirdiği tahribat" diye bir mazeret kabul edilemez; daha uygar davranan ve tarih bilinci yüksek bir toplum olmalıyız.


PAZAR
"Maçta topu değil, kocamı izlerim"
"Değişiyorum öyleyse varım!"
"Kitabı yazmak için araştırdıkça, Abdi beyin yeni taraflarını keşfettik"
"Tasarım problem çözmektir!"
Bu kaçıncı bahar?
Boğaz'da Kilis sarayı
Olimpiyatlara 550 gün kala
Bu ne ayak Wolfie?
"Harry Potter"ın yemekhanesinde...
İyi ve ucuz Paris lokantaları
Toplumsal deney arenası
Yerebatan Sarnıcı kurtuluyormuş
Meme kanserini önleyen beş besin
"Küresel termostat kimin elinde olacak?"
Müze şehri Amsterdam
Efsane bira Türkiye'de





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
Vedat Milor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet