|
 |
|
|
Damlaya damlaya hiç oldu!..
Okuyacağınız satırlar futbolla coşan, kahrolan, uğruna pek çok değeri ikinci plana iten, bazen ilkelerinden vazgeçen bir toplumdan "pes artık" dedirtecek bir ibret vesikasıdır.
Olayın kahramanları arasında bir kentin futbol kulübü, o kentin valisi, ahalisi ve öncülüğünü binlerce öğrenci ile velisinin yaptığı kutsal bir eğitim kampanyası vardır.
Kentimiz Malatya, konumuz Türk Telekom Lig A'dan süper lige dönme mücadelesi yapan Malatyaspor'un yaşadığı maddi krizdir.
Kulüp başkanı Haşim Karadağ'ın ekonomik sorunlar nedeniyle istifa edeceğini söylemesi üzerine Malatya Valisi Halil İbrahim Daşöz devreye girer ve Ocak ayının son günü bir basın toplantısıyla kentte "Malatyaspor'a destek kampanyası" başlattığını ilan eder.
Valilik biri YTL, öteki Euro cinsinden iki hesap açtırır.
Şubat ayı sonuna kadar sürecek kampanyadan sağlanacak gelirin kamuoyuna şeffaf bir şekilde duyurulacağı garantisi verilir.
İlk bağışı da 500 YTL ile Vali Daşöz yapar.
Buraya kadar her şey yolunda görünür.
Ancak Vali Daşöz, İl Proje Kurulu kararıyla ilk etapta Malatyaspor'a acil ihtiyaçlarının karşılaması için kentte bir süredir devam eden "91 bin Dev Öğrenci Kampanyası"ndan 100 bin YTL ödünç para aktarıldığını açıklar.
Bu para, Malatyaspor'a yardım kampanyası sonuçlandığında geri verilecektir.
Devede kulak kalmış
Aradan on gün geçer.
Yardım kampanyası hesaplarında biriken miktar buraya dikkat edin, sadece 4 bin 143 YTL ve 20 Euro'dur!..
Bırakın Malatyaspor'un dertlerine deva olacak bir bütçe oluşmasını, ödünç alınan paranın yüzde onu bile toplanamamıştır.
Durum tam bir skandala dönüşür.
Vali Daşöz "Bu kentte insanlar yerli sigaraya yılda 53 milyon YTL para ödüyor. Herkes kendi imkanlarına göre küçücük bir yardım yapsa sorun çözülür" dese de Malatyalıların futbola duyarlı olmadığı ortadadır.
Şubat ayı sonuna dek hesaplarda 100 bin YTL toplanması olanaksız görünür.
Ve yanıtlanması gereken soru, Malatyaspor için "91 bin Dev Öğrenci Kampanyası'ndan" ödünç alınan paranın kim veya kimler tarafından yerine konacağıdır.
İyi niyetle başlatılmış bir kampanya için hemşehrilerine güvenen Vali Daşöz tarafından mı, yoksa borç alınmasına onay veren İl Proje Kurulu'ndan mı?
Ya da hayırsever Malatyalı vatandaşlarca mı?
Haa, "Biz bu parayı öyle ya da böyle geri koyarız" sözü veriyorsanız diyeceğimiz yok.
Sorumlu bir vatandaş sıfatıyla, sadece sözünüzün takipçisi olabiliriz.
Federasyona çağrı
Futbolun sorunlarını, Futbol Federasyonu ile kavga etmek ve yönetime kendi yandaşlarını getirmek şeklinde algılayanların bu skandala nasıl bir tepki göstereceğini bilmiyorum.
Ama merak da ediyorum.
Futbol Federasyonu yetkililerine ise bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Göreve geldiğinizden bu yana, özellikle ikinci lig kulüplerine yaptığınız tesis ve altyapı yardımından ayrım gözetmeksizin ve koşul ileri sürmeksizin Malatyaspor'u da yararlandırın.
Kimlerin nasıl bir yanlış yaptığını sorgulamadan, öğrencilerin harçlıklarından biriktirdikleri paranın eğitim kampanyasına geri dönmesine katkı sağlayın.
Bu ayıbın ortadan kaldırılmasına yardım edin.
Malatyaspor'un geleceği ya da kurtuluşu değil, "91 bin Dev Öğrencinin" yarınları için yapın bunu.
Hele bir sakinleşin!
Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Mahmut Uslu İzmir'deki Gençlerbirliği maçı sonrası hakem Tolga Özkalfa'ya veryansın ediyor;
"Hakem Sırpça mı biliyor da Kezman'a kırmızı kart göstermiş" diyor.
Aynı anda soyunma odası önünde olayın kahramanı Kezman basın mensuplarına "F..k you" şeklindeki İngilizce küfürün ne amaçla söylendiğini anlatmaya çalışıyor.
Sırp futbolcunun niyetini ve küfürün kime edildiğini tartışmayalım.
Acı olan hangi dilde söylendiğini bile bilmediği sözleri sırf hakemi eleştirmek ve küçük düşürmek adına polemik konusu yapan bir yöneticinin kendi düştüğü durum.
Galiba bundan sonra maç bitiminde sadece teri kurumayan futbolcuları değil, sayın Uslu gibi nabzı normale dönmeyen yöneticileri de mikrofonlardan uzak tutmak gerekecek!
Atina-Kayseri hattı
Geçen hafta oynanan Ankaraspor-Ankaragücü maçının biletleri Ankaraspor Onursal Başkanı Melih Gökçek'in talimatıyla kale arkası tribün 150 YTL (yaklaşık 80 Euro), kapalı tribün ise 250 YTL'den (140 Euro) satışa konmuştu.
Sonuç; 20 bin kişilik statta derbi müsabakasını 113 biletli taraftar izledi!
Birkaç gün önce UEFA 23 Mayıs'da Atina Olimpiyat Stadı'nda oynananacak Şampiyonlar Ligi final maçı için en ucuz bileti 80, en pahalısını ise 200 Euro olarak açıkladı.
Sonuç; 63 bin 800 koltuk kapasiteli statta finalin adı bile belli değilken, biletler kapış kapış gitmeye başladı.
Kayseri Erciyespor kulübü yarınki Ankaraspor maçının bilet fiyatlarını 1 ve 2 YTL'den (1.1 Euro) satılacağını duyurdu.
Sonuç; Kayseri'de isteyen çoluk çocuk, kadın erkek maç izleyebilecek.
Üç örnek arasındaki fark tabi ki maçın adı, önemi ve popülaritesi değil.
Birinde insanları futboldan soğutmak, uzaklaştırmak, korkutmak için özel bir çaba.
Diğer ikisinde, futbolun güzelliğine güzellik katmak için özendirme var.
Sıra mahkemeye geldi
Futbol Federasyonu ile AKP hükümeti arasındaki soğuk savaşın Türkiye'yi uluslararası platformda rezil ettiğini defalarca söyledik.
Görünen o ki rezaletin boyutları gün geçtikçe büyüyecek.
İntikam telaşı ve sözünü dinletememe öfkesi yarın futbolun sorunlarını mahkeme koridorlarına taşırsa hiç şaşırmam.
Bakan Mehmet Ali Şahin'in birkaç gün içinde açıklayacağını fısıldadığı sürpriz bu ise, FİFA'nın projektörü altındaki Türkiye'nin itibarına bir darbe daha inmesi kaçınılmaz olacak.
İnsanlar kişisel hırslarını ve "benim dediğim doğrudur" saplantılarını bir başka alanda tatmin etmezse, başımız daha büyük belalara girecek.
Tüm bu tartışmaların dışında kalmaya özen gösteren ve yeniden UEFA asbaşkanı seçilen Şenes Erzik'in çabası bile bizi bu beladan kurtarmaya yetmeyecek.
Yüzlerce sorun dururken
2004 yılında yapılan seçim öncesi Ulusoy'a "Seninle bir dönem daha devam etmek istiyoruz" diyen ancak son bir yıldır neredeyse tüm enerjisini ve zamanını mevcut yönetimi harcamak için kullanan bakan Şahin'in, dolduruşlara kulak tıkayıp sakin kafayla bir değerlendirme yapmasının zamanı gelmedi mi?
Türk sporunun yüzlerce sorunu dururken futbolu kendisine meşgale edinmesi ne kadar doğru?
Gelinen noktada kimse kendini sütten çıkmış ak kaşık görmesin.
Sorumluluk bu oyunun aktörüyüm diyen ve her aşamasına müdahil olanlarındır.
Bu arada üç günde kendini futbol uleması ilan edip ahkam kesenler sakın üzerlerine alınmasın, onların uğraşacakları başka enstrümanlar var zaten.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|