Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Şubat 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Basında bilgi kirliliğine hayır


Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller zinciri, her gün ortaya çıkan yeni ayrıntılarla birlikte cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından birine dönüşmüş durumda.
Basına yansıyan birçok haber, devlet mekanizması içindeki birimlerin zafiyetlerini, bunlar arasındaki koordinasyon eksikliğini gösteren düşündürücü sonuçlar taşıyor.
Ortaya çıkıyor ki, suikast planından haberdar edilmeyen tek kişi galiba Hrant Dink'miş.
Cinayetin planlayıcısı Yasin Hayal'in eniştesi olan Coşkun İğci bile daha geçen temmuz ayında Pelitli'de "bir gazetecinin öldürüleceğini" etraftan duyup karısının yeğeni Hayal'e "Neden bir gazeteciyi vurmak istiyorsun?" diye sorma ihtiyacını hissediyor.

HAKEMSİZ SAHADA FUTBOL OYNAMAK
Cinayete uzanan süreç içindeki bütün ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi, Türkiye'nin hukuk devleti olma arayışında önemli bir aşamayı oluşturacak. Basına da bu mücadelede önemli bir görev düşüyor.
Türk basını, Susurluk skandalı sonrasında olduğu gibi genelde enerjik ve cesur bir mesai sergiliyor.
Ancak girilen yoğun rekabet ortamı, son günlerde sıkça rastlandığı gibi, vahim gazetecilik hataları yapılmasına da yol açabiliyor.
Cinayet mahallinde tetiği çeken kişinin Ogün Samast değil, azmettirici Yasin Hayal olduğu iki gün ısrarla iddia edilebiliyor. (Sabah) Yasin Hayal diye fotoğrafı gösterilen kişinin polis olduğu sonradan ortaya çıkıyor. Hayal'in cinayet günü Trabzon'da olduğu zaten biliniyor.
Keza, katil zanlısı Ogün Samast'ın Bayrampaşa Cezaevi'nde kaldığı hücrede yatağa ipek çarşaf serildiği, duvara 103 ekran TV seti asıldığı yazılabiliyor. (Radikal)
Bu gibi örneklerin listesini uzatmak mümkün.
Türkiye'de gazetecilik yapmak hakemsiz bir sahada futbol oynamaya benzediği için kimsenin düdük çalıp yapılan faule müdahale etmesini beklemeyin.

ÖZÜR DİLEMEK BİR YANA
Peki o zaman ne yapacağız? Bu tür hatalar karşısında basının kendi içinde eleştirel bir tutum geliştirmesi, toplumun doğru bilgilenmesi bakımından yaşamsal bir önem taşıyor. Birbirimizin hatalarını düzeltmemiz gerekiyor.
Ayrıca, son dönemdeki hatalarda özellikle yanıtsız bırakılmaması gereken tehlikeli bir yöneliş var. O da şu: Özür dilemek bir yana, yapılan vahim hataların ardından pek çok kişi söz birliği etmişçesine basındaki bilgi kirliliğinden şikâyetçi oluyor, bu konuda kampanyalar açılabiliyor.
Sorun, bu tür haber ve yorumlardaki genelleştirici yaklaşım. Herkes aynı kategori içine alınınca, bütün gazeteler söz konusu hataları paylaşıyormuş gibi bir algılama sorunu yaşanıyor.
Bu süreç içinde düzgün bir çizgide duran, hata yapmayan, tutarlı hareket eden gazetelerin, gazetecilerin günahı ne?
İlginç olan bir nokta, gazetecilik adına en büyük iddiaları ortaya atanlar, genellikle en vahim hataları yapanlar arasından çıkıyor.
Oysa, bu bilgi kirliliği en çok olayın kapatılmasını, gerçeklerin perdelenmesini isteyen asıl faillerin işine yarıyor.
Türkiye'de sıkça karşılaşıldığı gibi, komplo teorileri bir kez daha olguları eziyor.

BİLGİ KİRLİLİĞİNDEN KORUNMANIN YOLU
Ortalığı kaplayan bu bilgi karmaşası içinde Milliyet olarak okurlarımızla paylaşmamız gereken önemli bir gerçek var.
Milliyet, geçen bu süre içinde haberciliğinde okurlarını yanıltmadı. Milliyet, aksine, olayın üstüne gidilmeyen pek çok yönünü gün ışığına çıkardı. Örneğin, basının bütün dikkati polise çevrilmişken, Milliyet, Emniyet'in yanı sıra yargı boyutundaki boşlukları ve gecikmeleri büyüteç altına yatırdı.
Örneğin Mc Donalds'ı bombalayan Yasin Hayal'in Trabzon'daki Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılmasının üzerinde asılı kalan soru işaretlerini mesele yaptı.
Keza, Hayal'in mahkûm olduğu bu dosyanın temyiz için gittiği Yargıtay'daki gecikmesini gündeme getirdi.
Ve son olarak, Jandarma istihbarat görevlilerinin de cinayet planından haberdar olduklarına ilişkin tanık ifadelerini ilk kez Milliyet'ten okudu Türk kamuoyu. Böylelikle cinayetten yaklaşık üç hafta kadar sonra Jandarma da denklemin içine yerleşmiş oldu.
Okurlarımıza vereceğimiz bir mesaj var: Ortalığı kaplamış olan bu bilgi kirliliğinden kendinizi korumak istiyorsanız Milliyet okuyun...









Taha AKYOL
Amerika'da Ermeni tasarısı
SİYASİ şartlar Ermeni diasporasının lehine! E...
Çetin ALTAN
Rüya gibi bir kış gecesi, Ankara'da...
1964'te, yani 42 yıl önce yazdığım "7. Köpek"...
Melih AŞIK
Karışık konular
Bugüne dek hiçbir cinayet ve sonrasında olup ...
Fikret BİLA
Harakiri yapılmalı
CHP lideri Deniz Baykal, önceki akşam gazetec...
Güneri CIVAOĞLU
Sinema ve Çankaya
Başbakan R. T. Erdoğan, Antalya Film Festival...
Can Dündar
2 liralık hayatlar
Günlerdir 2 demir lirayı elimde çevirip duru...
Sedat ERGİN
Basında bilgi kirliliğine hayır
Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller z...
Abbas GÜÇLÜ
Çankaya toplantıları
Çankaya Sanat ve Kültür Vakfı, Türkiye Sorunl...
Semih İDİZ
Abdullah Gül'ün yerinde olsaydım ne derdim?
Önceki gün kendimi Dışişleri Bakanı Abdullah ...
Metin MÜNİR
Gıbrız elden giddi be gardaş!
Kıbrıs elden gidiyor diyenler haklıdır. Kıbrı...
Hasan PULUR
Sucuklu, pastırmalı, yumurtalı devlet!
BİR "derin devlet" lafıdır gidiyor.
Derya SAZAK
Empatinin yitimi (2)
Freud'un bir sözünü hatırlatarak "Empatinin Y...
Meral TAMER
Türkiye'nin önüne konan ABD havuçları!
Önceki gün Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi DEİ...
Yaman TÖRÜNER
Siyaset ve belediyeler neden başaramadı? (2)
Son yirmi yılda, Türkiye'de çok şey değişti. ...
Güngör URAS
Önemli olan paranın nereye gittiği
Bütçe bir yıl içinde hükümetin nerelerden ve ...
M. Ali BİRAND
Nuri Gündeş'e teşekkür ederiz
MİT'in eski İstanbul Bölge Müdürü Nuri Gündeş...

© 2006 Milliyet