Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Şubat 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Empatinin yitimi (2)


Freud'un bir sözünü hatırlatarak "Empatinin Yitimi" (x) üzerine düşünmeye kaldığımız yerden devam edelim:
"İnsan sadece birinden hoşlanmadığı için onu öldürmeyeceğini öğrenmek zorundadır. Ahlak böyle başlar."
Vicdan ve suç uygar toplumda bir arada yaşamanın temellerini oluşturur.
Alman psikanalist Arno Gruen, çocukluk döneminde bastırılmış duyguların sonradan şiddeti nasıl körüklediğini inceler. Kendi acımız ve bir başkasının acısı karşısında duyarsızlaştıkça, 'empati' kayboluyor. Sevginin yerini nefret alıyor.
Şiddeti görmezden gelmekle, onu destekliyoruz. Empatinin bastırılmasıyla şiddet ve yıkımı meşrulaştıran bir bilinç gelişiyor.
Arno Gruen kendi hastaları üzerinde gözlediği bu tespitlerin topluma yansımasını ve yaratılan 'düşmanlıkları' şöyle anlatıyor:
"Çoğu insan farazi duygularla gerçek duygular arasındaki uyuşmazlığın farkında değildir. İnsan barıştan yana olduğuna inanıp barış için savaşmak üzere savaşa katılabilir. Burada eylemle niyet örtüşmez. Ama çoğu insan bunu göremez. Kimliklerini daha güçlü biriyle özdeşleşmeye dayandırırlar, çünkü bu onları yaralı kendilikleriyle yüzleşmekten korur, onlara dış düşmanlar sağlar. Böylece nefret ve saldırganlığın hedefi dışa yönelir. Kendi içimizdeki düşmanı aramak yerine farklı görünen, farklı davranan insanlarda 'dışarıdaki' düşmanı ararız."
Kimdir bu düşman?
Yazar, Henry Miller'dan bir alıntı yaparak bu sorunun psikolojik çözümlemesini şöyle açıklıyor:
"Evet, kimdir düşman? Korkunç bir canavardır mutlaka, yoksa onun yüzünden savaş alanlarına çıkmazdık. Düşmanlara, kendilik nefretimizin hedef taşı olarak ihtiyaç duyarız. Anne-babalarımızın bizde aşağıladıkları veya reddettikleri şeyler için cezalandırmak üzere düşmanlar ararız.
İnsan başkalarını cezalandırabildiği, aşağılayabildiği hatta yok edebildiği sürece kendi kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmaz. Zaten yüzleştiği an kendi kurban durumunda oluşuyla göz göze gelecektir."
Hrant Dink cinayeti sonunda "Empatiden korkmayalım" diye yazanlar, milliyetçiliği toptan suçlamak yerine, 'Ogün'leri, Hayal'leri yaratan' ortamların da anlaşılmasını ve o çocukların içinden 'sempati' duyabileceklerimizin çıkabileceğini savunuyorlar.
Kuşkusuz birbirimizi daha iyi anlayabileceğimiz bir toplumsal terapiye ihtiyaç duyuyoruz. Stadyumlarda bir katil zanlısı için açılan destek pankartları da buna ne denli ihtiyacımız olduğunun kanıtı. Bu travmadan çıkmaz zorundayız. Bunun için de sevgiye dayalı bir duygudaşlığı güçlendirmek gerekecek.
Hrant Dink cinayeti sonrası tartışmalar, empatinin yitimini önlemek ve kayıtsızlık politikasına son vermek için bir çıkış yolu bulmamıza yardımcı olabilir.
x Çitlembik Yayınları.

dsazak@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika'da Ermeni tasarısı
SİYASİ şartlar Ermeni diasporasının lehine! E...
Çetin ALTAN
Rüya gibi bir kış gecesi, Ankara'da...
1964'te, yani 42 yıl önce yazdığım "7. Köpek"...
Melih AŞIK
Karışık konular
Bugüne dek hiçbir cinayet ve sonrasında olup ...
Fikret BİLA
Harakiri yapılmalı
CHP lideri Deniz Baykal, önceki akşam gazetec...
Güneri CIVAOĞLU
Sinema ve Çankaya
Başbakan R. T. Erdoğan, Antalya Film Festival...
Can Dündar
2 liralık hayatlar
Günlerdir 2 demir lirayı elimde çevirip duru...
Sedat ERGİN
Basında bilgi kirliliğine hayır
Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller z...
Abbas GÜÇLÜ
Çankaya toplantıları
Çankaya Sanat ve Kültür Vakfı, Türkiye Sorunl...
Semih İDİZ
Abdullah Gül'ün yerinde olsaydım ne derdim?
Önceki gün kendimi Dışişleri Bakanı Abdullah ...
Metin MÜNİR
Gıbrız elden giddi be gardaş!
Kıbrıs elden gidiyor diyenler haklıdır. Kıbrı...
Hasan PULUR
Sucuklu, pastırmalı, yumurtalı devlet!
BİR "derin devlet" lafıdır gidiyor.
Derya SAZAK
Empatinin yitimi (2)
Freud'un bir sözünü hatırlatarak "Empatinin Y...
Meral TAMER
Türkiye'nin önüne konan ABD havuçları!
Önceki gün Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi DEİ...
Yaman TÖRÜNER
Siyaset ve belediyeler neden başaramadı? (2)
Son yirmi yılda, Türkiye'de çok şey değişti. ...
Güngör URAS
Önemli olan paranın nereye gittiği
Bütçe bir yıl içinde hükümetin nerelerden ve ...
M. Ali BİRAND
Nuri Gündeş'e teşekkür ederiz
MİT'in eski İstanbul Bölge Müdürü Nuri Gündeş...

© 2006 Milliyet