Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Doğru yatırım ve güven

Bence / Fatih Tanfer

Pasaport’a gitmek için Karşıyaka vapuruna bindim. Vapurda oturan dost meclisinin arasında yerimi aldım. Saygıdeğer dostlarla biraraya gelince en önemli konu, şüphesiz futbol oluyor. Ana konumuz ise elbette İzmir kulüplerinin başarısı, Altay ve Karşıyaka’nın Süper Lig mücadelesindeki durumu. Dostlarımdan biri, Milliyet Ege’deki ''Karşıyaka hacizden kurtuldu'' başlıklı haberi gösterip, ''Benim Karşıyaka sevgimin ne kadar büyük olduğunu biliyorsun. Kulübümüzün basketbolcuya olan borcu yüzünden üç bilgisayar, iki klimasının, logo ile Kaf Sin Kaf ibaresindeki hacizin çözümlenmesi, elbette beni mutlu etti. Ancak biz bunları mı konuşmalıydık? Takımlarımızın Süper Lig’de yaptığı mücadeleyi konuşuyor olmalıydık'' dedi.

Kayseri’den güzel örnek
... Ve devam etti; ''Geçen hafta Kayseri’ye gittim. Burada Büyükşehir Belediyesi’nin önderliğinde şehrin ortasındaki Atatürk Stadı ile ilgili yapılanları gördüm. Büyük stat, şehrin ortasından kent dışına taşınmış, üstelik yapımı devam eden bu tesise ulaşımı sağlayacak metro bağlantısı da kurulmuş. Tüm üniteler tamamlanınca, stattan elde edilecek gelirlerin büyük bölümünün de Süper Lig’deki iki Kayseri takımına paylaştırılması planlanıyor. Eski stadın yerine yeni konutlar ve tesisler yapacaklar. Bunu size anlatmamın sebebi, artık kulüplerin kalıcı gelirlere sahip olması, başta belediyelerin elindeki ekonomik şartları, kulüplerin menfaatleri doğrultusunda kullanılması büyük önem taşıyor.''
Arkadaşımın verdiği bu örnekte gerçekten haklılık payı var. Ancak İzmir’i ele alacak olursak, altı profesyonel kulübümüz mevcut. Kulüplere kalıcı gelirleri nasıl pay etmek lazım bir düşünelim. Örneğin kulüplerin menfaatleri için kurulmuş İzmir Gücü Spor Vakfı (İZVAK) adı altında bir oluşum var. Bu vakıftan gerektiği biçimde yararlanabiliyor muyuz? Buna ilaveten, elde edilen gelirlerin, kulüplerin gelecekleri için doğru biçimde kullanılması gerçeğini unutmamalı. Altyapısına önem vermeyen hiçbir kulübün, taşıma suyla değirmen döndüremeyeceğini bilmek lazım.

Sabrın tükendiği nokta
Bucaspor’un hayata geçirdiği, Belediye Başkanı, kulüp yöneticileri ve projede imzası bulunan Mehmet Özkan’ın gerçekleştirdiği önemli bir yatırımı örnek olarak gösterebiliriz. Bucaspor’un geleceğini garantileyecek bu müthiş tesis sayesinde, İzmir’de ciddi temeller atıldı. O halde, başarının anahtarı elbette gelirlerin doğru kullanılması ve altyapılara çağdaş yatırımlar yapmaktan geçiyor. Yoksa, işte Karşıyaka’nın durumu, efsane Göztepe’nin yaşadığı büyük kaos, Altay’da sık sık gündeme gelen ödenmeyen çekler, İzmirspor’daki ekonomik sıkıntılar... Bu tablolar ortadayken başarı beklemek bana göre fazla iyimserliktir.
Bir de madalyonun öteki yüzü var. Böyle bir tabloda bu ekonomik sıkıntılarla siz olsanız yönetici olarak görev alıp, büyük sorunlarla uğraşır mıydınız? Ayrıca yönetimlere güveni sarsılmış oyuncuların sabrını sınamak da nereye kadar? Sabrın tükendiği noktada başarıyı beklemek yeterince akılcı mıdır?

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Canlandırma müzelerine de ihtiyacımız var
Doğru yatırım ve güven





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet