Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Münih günleri...


Askeri konuların Davos'u sayılan Münih Uluslararası Güvenlik Konferansı dün başladı... Konferansa Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel, NATO ve AB Genel Sekreterleri ile ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in de yer aldığı 250 davetli katılıyor... Çin ve Japonya dahil pek çok ülkenin dışişleri ve savunma bakanları da Münih'te.. Türkiye'den bu konferansa iktidar yetkililerinin değil de muhalefet lideri Deniz Baykal'ın çağrılı olması tabii hayli ilginç... Münih Konferansı'nın 45 yıllık tarihinde ilk kez böyle bir davete rastlanıyor...
Deniz Baykal Bavyera'da Alman yetkilileriyle temaslar yaptı... Bavyera Başbakanlığı'na hazırlanan Günther Beckstein ve Meclis Başkanı Alios Glück ile görüştü...
Görüşmelerdeki ilginç noktaları Deniz Bey gazetecilere şöyle özetledi:
- Konuştuğum Alman yetkililer Türkiye'de anti laik gelişmelerden rahatsız olduklarını açıkladılar... Bizim kaygılarımızı bildiklerini ve paylaştıklarını bildirdiler... Bu konuda ilk kez bu kadar net ifadeler duyduk...
Baykal'ın ikinci izlenimi... Konuştuğu yetkililerinin Türkiye'nin AB üyeliği konusunda artık hiç umutlu mesaj vemeyişleri olmuş... Türkiye ile radikal İslami akımlar arasında bağ kurduklarını da ifade etmişler...
Baykal'ın Almanya gezisiyle ilgili üçüncü not... Buradaki vatandaşlarımızla sıcak bir diyalog kurdu Deniz Bey...
Onlara birkaç saatliğine de olsa öksüzlüklerini unutturdu.
Almanya'yı çok iyi tanıyan eski Büyükelçi'miz Onur Öymen'in geziye katılması da diyaloğun güçlenmesinde etkin oldu.
CHP adına verimli oldu Münih gezisi...

Financial Times gazetesi, "Türkiye - ABD ilişkileri daha da kötüleşebilir" diye yazmış.
Ne kadar kötüleşirse o kadar iyi olur...
Haldun Ertem

Yabancı kuşlar
Münih'te çok sevilen Başkonsolosumuz Abdurrahman Bilgin ile sohbet ediyorduk. Söz bir ara milliyetçiliğe geldi...
Bilgin geçmişte Avustralya'da görev yapmış... Bir gün parkta otururken yanında kuşlara yem veren küçük bir çocukla dedesi arasındaki konuşmalarına tanık olmuş...
Çocuk kuşlara yem atarken dedesi uyarmış:
- Bak o taraftaki kuşlara yem atma, onlar bizim ülkemizin kuşları değil...
Görüyor musunuz eloğlu milliyetçiliği nerelere dek uzatıyor...

İzmir Aile Mahkemesi'nde, boşanma davalarında klasik müzik çalınıyormuş. Eserin büyüsüne kapılan eşler barışıyorlarmış.
Adam öldürme davalarında Chopin'in cenaze marşı, dolandırıcılık davalarında Straus'un valsleri iyi gider...
Av. Işık İşgüden

Onun arabası var...
Onlar da araç sürüyor, onlar da taksi kullanıyor... Ama biraz farklı kullanıyorlar... Birkaç günlüğüne geldiğimiz Münih'te bu farkı gözlüyoruz... Türk sürücü arkadaşımız cep telefonuyla bir adres sormaya kalkıştı... Yanımızda o anda bir sivil araç peydah oldu... Önümüze geçip bizi durdurdu. Sivil polis, aracı sürerken cep telefonu kullandığı için sürücümüze ceza yazmaya kalkıştı. Allem kallem cezayı önleyip yola devam ettik. Sürücü arkadaşa cezanın ne olacağını sorduk:
- 35 euro para cezası yazar, ayrıca 1 puanımı siler. 17 puanım silinince yeniden ehliyet almak zorunda kalırım. İki yıl süründürürler adamı...
* * *
Taksiye bindik. Şoförün sağ tarafında küçük bir plaka... O plakada taksinin kayıt numarası (1587) ve taksi sahibinin adı soyadı ve adresi okunuyor... Bu niye? Eğer şoför bir terslik yaparsa arabanın sahibini veya trafik müdürlüğünü arayıp şikâyet edebilesiniz diye... Bizde yok böyle titizlik.. Neden yok? Devlet şoförün yolcuyu soymasını mı destekliyor? Neden Avrupa'nın en çok kaza yapılan ülkesinde sürücünün cep telefonu kullanması yasak değil?

Bir yılbaşı kartı
Yozgat Hukuk İşleri Müdürü Asım Aslan, 1986 yılında dostlarına aşağıdaki tebrik kartını gönderir:
"Yeni yılınızı insan haklarının çiğnenmediği; düşünce suçunun olmadığı; demokrasinin tüm kurumlarıyla işler hale geldiği; emekçi sınıflarında kapitalist sınıflar gibi örgütlenip devlet yönetiminde söz sahibi oldukları; milli gelirin adil dağıtıldığı; sosyal adaletin gerçekleştiği; ekonomimizin IMF'nin, holdinglerin, para babalarının çıkarlarına göre değil, çalışan geniş halk kitlelerinin çıkarlarına göre yönetildiği; kalkınmış, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış, tam bağımsızlığın, özgürlüğün, barışın, kardeşliğin, dostluğun, sevginin egemen olduğu yepyeni bir Türkiye'nin özlemiyle kutlar; başarı, mutluluk, esenlikler diler ve saygılar sunarım..."
Bu yılbaşı kartına MİT ve polis tarafından Yozgat Postanesi'nde el konuldu. Yılbaşı kartı Türk Ceza Kanunu'nun 312/2. maddesini ihlal ettiği, yani halkı ırk, din, mezhep ve sınıf farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği iddiasıyla DGM'ye gönderildi.
Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesi, adı geçen yılbaşı kartında suç unsuru bulamadı ve takipsizlik kararı verdi.
Ne var ki dönemin ANAP hükümeti, yılbaşı kartını gerekçe göstererek Asım Aslan'ı Yozgat Hukuk İşleri Müdürlüğü'nden alıp Ankara'ya Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne memur olarak atadı.
Yetmedi... İçişleri Bakanlığı, Asım Aslan'ı anılan yılbaşı kartında "huzur bozucu görüşleri savunduğu için" devlet memurluğundan çıkardı.
Asım Aslan, hakkındaki işlemlerin iptali için idare mahkemelerine başvurdu. İdari yargı, İçişleri Bakanlığı'nın Asım Aslan'la ilgili işlemlerinin tümünü hukuka aykırı bularak iptal etti. Davalar 7 yıl sürdü.. Tam 62 savcı ve yargıç bu kartla ilgili davalarda görev aldı...
Asım Arslan, başından geçen bu ve benzeri olayları "Bir Vatandaşın Anıları" adlı kitapta topladı. Vakit bulursanız okuyunuz...

Seçim şarkıları...
PARTİLER olası bir erken seçim için "seçim şarkısı" aramaya başlamış. Biz onlar için bulduk bile.

Seni ben rakip partiye oy veresin diye mi sevdim?
Bana nasıl vazgeç dersin, gönül koltuktan vazgeçer mi?
Ey çeşm-i ahû, mehlikâ, oy verecek misin, söyle bana.
Seçemez kimse beni, senin seçtiğin kadar.
Sandığının içine başka oy girmesin.
Bir ihtimal daha var, o da muhalefet mi dersin?
Hastayım, yaşıyorum oy almanın hayaliyle.
Kapıldım gidiyorum anketlerin rüzgârına.
Akif Kökçe

m.asik@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
'Hukuksuz devlet' teneşirinde sallanan 'çağdaşlık' beşiği
Son yüzyılın içinde yaşanan toplumsal "etkile...
Melih AŞIK
Münih günleri...
Askeri konuların Davos'u sayılan Münih Ulusla...
Fikret BİLA
Putin'in tarihi çıkışı
43. Münih Güvenlik Konferansı'na Rusya Devlet...
Güneri CIVAOĞLU
Biz mıknatıslar
Son haftalarda özellikle "genç yönetenler" ve...
Can Dündar
Benim kuşağımın dizi kahramanları
Bir dönem Kemal Sunal filmleriydi televizyon...
Sedat ERGİN
Basında bilgi kirliliğine hayır
Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller z...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler 'diploma işportacısı' mı?
Talat Halman önemli bir düşünür, önemli bir b...
Metin MÜNİR
Alpaslan Korkmaz: Yabancı sermaye rüzgârını fırtınaya çevirecek adam
Hükümet sessiz sedasız yabancı sermaye konusu...
Hasan PULUR
Irkçılık, kafatasçılık...
GENÇ kuşaklar "ırkçılık" kelimesini pek bilme...
Derya SAZAK
İyi Alman
İki gündür Berlin'deyiz. Aramızdan şanslı ola...
Meral TAMER
Merrill Lynch Osman'ı yere göğe koyamıyor
Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Mer...
Ece TEMELKURAN
Ayrılık
Erkekler birçok kez gider. Kadınlar bir kez.....
Osman ULAGAY
Haydi hayırlı savaşlar
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Müni...
Güngör URAS
Domates ihracatı kış aylarında daha fazla para getiriyor
Yılda 6 milyon ton sofralık domates üretiyoru...
Serpil YILMAZ
Abdülhamid'in zekâsı kılıçtan keskinmiş
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in kısmen ve...

© 2006 Milliyet