Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Biz mıknatıslar


Son haftalarda özellikle "genç yönetenler" ve eşleri, sevgilileri arasında izlenen bir DVD var. Adı; SECRET (SIR). Özü şöyle; hepimiz ve her şey "enerji" olduğumuza göre, bizler büyük mıknatıslarız.
Neyi yoğun düşünür ve hissedersek, onu kendimize çekiyoruz.
İyi şeyleri düşünmeye odaklanırsak ve hislerimiz olumluya yoğunlaşırsa, o isteklerimiz bize bir şekilde gelir.
Ya da tersine.... Olumsuz düşüncelere ve hislere odaklanırsak, onları çekeriz.
Çünkü...
Evrenin enerji düzeninde her düşüncenin ve her anın birer frekansı var.
İstediğimiz şeye odaklandığımız ve bunu yoğun isteğe dönüştürdüğümüz zaman evrenin uyumlu frekansıyla örtüşme süreci başlıyor ve sonunda düşüncelerimiz, isteklerimiz gerçekleşerek bize dönüyor.

Büyük-küçük yok
Tabii... Uçuk düşüncelerle ve saçma sapan hislerle bu evrensel "çekim yasasını" sınamaktan söz edilmiyor.
Fakat...
"Uçuk" ile "büyük" arasında fark var.
Evrensel çekim kurallarında küçük ya da büyük istek farkı yok.
İnsanoğlu için "Bu kadar büyük bir şeyi nasıl isterim? Olacak şey değil!" diye bir otosansür çok yanlış.
İnsanoğlunun "büyük" sandığı şey, evrenin sonsuzluğunda hiç de öyle değil.
O nedenle büyük düşünmeye ve büyük istemeye odaklanmak gerek.
Otomobil farları, karanlık yollarda en fazla 50-60 metreyi aydınlatır, ama Kaliforniya'dan New York'a sadece ve sürekli 50-60 metrelik mesafeler aydınlatarak varabiliriz.
O halde büyük hedef koyup ona yönelmek ve hedefe ilk adımı atmak çok önemli.
Her adım, daha sonraki adımlar için yolu aydınlatır.
Ve birkaç sır daha...
Olumluya odaklanmanın enerji gücü, olumsuza odaklanmaktan çok daha yüksektir.
"Başıma şu gelmesin, şöyle bir hastalığa yakalanmayayım, sevgilim beni aldatmasın" ve benzeri olumsuz dilekler yanlış.
Bunun yerine "Şansım hep yardım etsin, hep sağlıklı kalayım, sevgilimle çok mutlu ve birbirimize sadık olalım" gibi frekansların yayılması, bunları gerçekleştirir.
Yani...
Neyi istediğin kadar, nasıl istediğin de çok önemli.
En olumsuz zamanlarımızda dahi, evdeki bir çocuk ya da bebek, hatta bir köpek bizi olumsuz duygulardan sıyırabilir.

Son söz
Kuantum fiziğiyle izah edilen ve biraz da Dale Carnegie kokan bütün bu iddiaların bana göre güzel tarafı, hiç değilse mutluluğa, iyiliğe, güzelliğe çağrı niteliğinde olması...
Şu satırları okuduğunuz andan itibaren hayata gülümseyin.
Bunu deneyin. Ne kaybedersiniz?
Tabii bu satırlarım DVD'den çok kısa bir anlatım... Uygulamak için "rehber" gerekiyor. Bunun için tamamını izlemekte yarar var.

BİR EMİNE ERDOĞAN KİTABI
Son günlerde Ayla Özcan'ın yazdığı "EMİNE ERDOĞAN" adlı kitabı okuyorum.
Ayla Özcan el yazısıyla nazik birkaç kelime yazıp imzalamış, göndermiş.
Doğrusu... İlk bakışta iktidara "bordalayan örneklerden biri daha" diye düşünmüştüm.
Ancak...
Beni kitabı okumaya iten, değerli dostum, Vatan başyazarı Güngör Mengi'nin yazdığı önsöz oldu. Güngör, kolay kolay bir kitaba önsöz yazmaz.
Hele spekülasyonlara açık olabilecek başbakan eşi için yazılmış bir kitaba hiç...
Güngör Mengi'nin, Ayla Özcan için "iyi ve başarılı gazeteci" referansıyla sayfalara daldım.
Kitapta, Emine Erdoğan'ın yaşamöyküsünün ötesinde benim içinde yetiştiğim ve yaşamımı sürdürdüğüm kesimden çok farklı bir dünyanın, başka bir yaşam tarzının perdeleri aralanıyor, kapıları açılıyor.
Kafamızdaki çoğu soru işaretlerine cevaplar oluşuyor.
Bir sosyolojik tez gibi o kitabın sayfaları...
Psikolojik tahliller, değerlendirmeler yazarına ait.
Ama... Birbirimizi inkâr etmek yerine, birbirimizi tanımamız gerekir.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
'Hukuksuz devlet' teneşirinde sallanan 'çağdaşlık' beşiği
Son yüzyılın içinde yaşanan toplumsal "etkile...
Melih AŞIK
Münih günleri...
Askeri konuların Davos'u sayılan Münih Ulusla...
Fikret BİLA
Putin'in tarihi çıkışı
43. Münih Güvenlik Konferansı'na Rusya Devlet...
Güneri CIVAOĞLU
Biz mıknatıslar
Son haftalarda özellikle "genç yönetenler" ve...
Can Dündar
Benim kuşağımın dizi kahramanları
Bir dönem Kemal Sunal filmleriydi televizyon...
Sedat ERGİN
Basında bilgi kirliliğine hayır
Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller z...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler 'diploma işportacısı' mı?
Talat Halman önemli bir düşünür, önemli bir b...
Metin MÜNİR
Alpaslan Korkmaz: Yabancı sermaye rüzgârını fırtınaya çevirecek adam
Hükümet sessiz sedasız yabancı sermaye konusu...
Hasan PULUR
Irkçılık, kafatasçılık...
GENÇ kuşaklar "ırkçılık" kelimesini pek bilme...
Derya SAZAK
İyi Alman
İki gündür Berlin'deyiz. Aramızdan şanslı ola...
Meral TAMER
Merrill Lynch Osman'ı yere göğe koyamıyor
Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Mer...
Ece TEMELKURAN
Ayrılık
Erkekler birçok kez gider. Kadınlar bir kez.....
Osman ULAGAY
Haydi hayırlı savaşlar
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Müni...
Güngör URAS
Domates ihracatı kış aylarında daha fazla para getiriyor
Yılda 6 milyon ton sofralık domates üretiyoru...
Serpil YILMAZ
Abdülhamid'in zekâsı kılıçtan keskinmiş
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in kısmen ve...

© 2006 Milliyet