Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Üniversiteler 'diploma işportacısı' mı?


Talat Halman önemli bir düşünür, önemli bir bilim insanı. Dünyayı da, Türkiye'yi de çok iyi biliyor. Uzun süre ABD üniversitelerinde görev yaptı. Şimdi ise Bilkent'te hoca. Bir dönem de kültür bakanlığı yaptı.
Önceki gün Ankara'da, Çankaya Kültür ve Sanat Vakfı'nın ev sahipliğinde yapılan toplantıda, TED'in hazırladığı "Türkiye'nin Eğitim Sistemi" başlıklı rapor tartışıldı.
Müzakerecisi ise Prof. Halman ve bendim. Halman, yurtdışında olduğu için, rapor hakkındaki düşüncelerini, Bilkent'ten başka bir profesör okudu.
Halman'ın düşünceleri okunurken TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanlı renkten renge girdi. Çünkü, bugüne kadar ilgi ve itibar gören rapor yerden yere vuruluyordu.

Tek boyutlu zihniyet
Allahtan toplantıda fazla akademisyen yoktu. Hele bir de YÖK Başkanı ve rektörler olsaydı, toplantının gidişatı nasıl olurdu tahmin edemiyorum. Herhalde bizim Genç Bakış'a dönüşür, yarıda kesilmek zorunda kalırdı.
Eleştirilere, isterseniz önce üniversiteyle ilgili olanlardan başlayalım. İşte satırbaşları:
  • Birçok üniversitemizdeki derslerde hurafeler, totaliter ideolojiler, demagoji egemen olduğu için ifade özgürlüğü mevcut gibi görünse de düşünce özgürlüğü cılız kalmaktadır. Öğrenciler tek boyutlu dar ve sığ zihniyetlerce yönetilmektedir.
  • İlk ve ortaöğretimde de, lise ve üniversitelerimizde de "sormak" ve "sorgulamak" maalesef yok gibidir. Modern çağlarda bile, tek bir öğretmen veya öğretim üyesi, kalabalık sınıflara "tek gerçekler"i öğretmeye çalıştı.
  • Yükseköğretimimiz bile, önceki nesillerin, öncelikle yabancı kurum ve kişilerin geliştirdiği bilgi ve düşünceleri mekanik olarak aktarmakla yetinmektedir. "Yaratıcı Üniversite" kavramından çok uzak bir kültürde yaşıyoruz.
  • 21. yüzyılın başlarında bir hocanın söylediklerine itiraz şöyle dursun, değişik bir yorum getirmek gibi bir hak tanınmamaktadır.
  • Birkaç yıl sonra 100'e varacak olan üniversitelerimizden pek azı bilim, felsefe, kuram ve kavram, teknik ve teknoloji ve sanat üretmek anlayışıyla çalışmaktadır.
  • Yükseköğretim kurumlarımızın çoğunluğu diploma işportacılığı yapmaktadır.
  • Mezunların büyük bir oranı, diplomalı cahillerdir, bazılarının mesleki bilgi düzeyi ve genel kültürü, ileri ülkelerin lise mezunları, hatta ortaokul öğrencileri düzeyinde kalmıştır.
  • Türkiye'deki üniversiteler, aşırı nüfus artışının uzantısı olarak düzenlenmekte ve yönetilmektedir. Birçok ticari üniversitemiz var, pek çok da mekanik ve pragmatik üniversitemiz var, birçoğu da sadece bürokratiktir. Gerçek anlamda yapıcı, yaratıcı, aydınlanma getirici, dünya bilimine katkıda bulunucu üniversitemiz pek azdır.
  • Nüfus artışının yarattığı baskı ve sorunlar, mesleki alanlardaki olanaklar ve istihdam fırsatlarıyla koordine edilmediği için, ülkemizde bir işsizler ordusu yaratmıştır.
  • Bu kıt kaynakların israfı, ihtisasların heba edilmesi sonucunu verdiği gibi, yüz binlerce mutsuz yetişkin yaratmakla bir beşeri felakete de yol açmaktadır.


  • TED'in raporu
    Halman, TED raporuna da şu eleştiriyi getiriyor:
    Raporun yükseköğretim bölümünde, "Türkiye'nin Yükseköğretim Stratejisi Taslak Raporu" başlıklı hazır bir belgenin gayet sığ bir değerlendirmesinden öteye geçememektedir. Bu bakımdan bir "yasak savma" olarak tanımlanabilir.
    Rapor yapısal sorunlar, okullaşma, harcamalar, altyapı koşulları, fiziki kapasite gibi mekanik hususlar üzerinde durmakta, eğitim felsefesi, entelektüel dinamikler, kültür ortamı, pedagojik müfredat, bilimsel araştırma gibi dinamikleri göz ardı etmektedir...
    Özetin özeti: Halman, çok ciddi saptama, uyarı ve eleştirilerde bulunuyor. Eminim bu konuda üniversitelerin de söyleyeceği çok şey vardır. Özellikle de eleştirilere hedef olan anlayışın mimarı olan Doğramacı'nın!..

    aguclu@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    'Hukuksuz devlet' teneşirinde sallanan 'çağdaşlık' beşiği
    Son yüzyılın içinde yaşanan toplumsal "etkile...
    Melih AŞIK
    Münih günleri...
    Askeri konuların Davos'u sayılan Münih Ulusla...
    Fikret BİLA
    Putin'in tarihi çıkışı
    43. Münih Güvenlik Konferansı'na Rusya Devlet...
    Güneri CIVAOĞLU
    Biz mıknatıslar
    Son haftalarda özellikle "genç yönetenler" ve...
    Can Dündar
    Benim kuşağımın dizi kahramanları
    Bir dönem Kemal Sunal filmleriydi televizyon...
    Sedat ERGİN
    Basında bilgi kirliliğine hayır
    Hrant Dink cinayetinin gerisindeki ihmaller z...
    Abbas GÜÇLÜ
    Üniversiteler 'diploma işportacısı' mı?
    Talat Halman önemli bir düşünür, önemli bir b...
    Metin MÜNİR
    Alpaslan Korkmaz: Yabancı sermaye rüzgârını fırtınaya çevirecek adam
    Hükümet sessiz sedasız yabancı sermaye konusu...
    Hasan PULUR
    Irkçılık, kafatasçılık...
    GENÇ kuşaklar "ırkçılık" kelimesini pek bilme...
    Derya SAZAK
    İyi Alman
    İki gündür Berlin'deyiz. Aramızdan şanslı ola...
    Meral TAMER
    Merrill Lynch Osman'ı yere göğe koyamıyor
    Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Mer...
    Ece TEMELKURAN
    Ayrılık
    Erkekler birçok kez gider. Kadınlar bir kez.....
    Osman ULAGAY
    Haydi hayırlı savaşlar
    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Müni...
    Güngör URAS
    Domates ihracatı kış aylarında daha fazla para getiriyor
    Yılda 6 milyon ton sofralık domates üretiyoru...
    Serpil YILMAZ
    Abdülhamid'in zekâsı kılıçtan keskinmiş
    Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in kısmen ve...

    © 2006 Milliyet