|
İyi Alman
İki gündür Berlin'deyiz. Aramızdan şanslı olanlar -Alin Taşçıyan örneğin- 57'nci Uluslararası Film Festivali'ni (Berlinale) izliyorlar. Almanya'nın dönem başkanlığında, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini dert edinenler ise TESEV toplantısında 2007 beklentilerini konuştular.
"Berlin Duvarı"nın yıkılmasıyla yeni bir çağın sembolü olan bu tarihi kent her yıl biraz daha değişiyor. Geniş meydanlarıyla, gökdelenlerin mimari üslubuyla, müze ve sanat galerileriyle Berlin, siyasi başkent olmanın ötesinde "yeni Avrupa için" Londra, Paris gibi bir kültür merkezine dönüşüyor.
1945'lerin savaş filmlerinden gördüğümüz Berlin'den geriye Batı'daki yıkık kiliseden başka bir şey kalmamış. Buna rağmen, inşaat alanları açılırken, hâlâ patlamamış bombalara rastlandığını anlattı Türk taksi sürücümüz.
İkinci Dünya Savaşı'nın Berlin'ini konu alan George Clooney ve Cate Blanchett'in başrolünü oynadıkları "The Good German" festivalden sonra gösterime girecek. Bizim siyaseten meşgul olduğumuz "iyi Alman"lar ise Türkiye'nin AB üyeliğinden çok kendi sorunlarıyla uğraşıyorlar.
Şaşırtıcı gelecek ama, Almanya'nın 2007 dönem başkanlığı Berlin'de "olimpiyat" düzenlenmişçesine reklam ediliyor.
Almanya'yı, Romanya ve Bulgaristan gibi, birliğe son katılan ülkeler arasında sanabilirsiniz! Türkiye'nin durumu ise memleketten göründüğü gibi "onlar üye, biz ortak" konumundan öteye geçmiyor. Merkel yönetimi zaten tam üyelikten yana değil. 2007 bu anlamda kayıp bir yıl.
TESEV'in toplantısında, Almanya'daki katılımcılar Çankaya ve cumhurbaşkanı seçimini sordular. Cem Özdemir de Kıbrıs'ta bir açılım olmazsa müzakerelerin ilerlemeyeceğine dikkat çekti. Hrant Dink suikastı tam bir düş kırıklığı yaratmış. 301'in tümüyle kaldırılması isteniyor.
Merkel yönetimi, Almanya'nın dönem başkanlığını AB'nin genişlemesi, Fransa ve Hollanda'da referandum yoluyla reddedilen AB anayasasının yeniden düzenlenmesi çalışmalarıyla geçireceği için, Türkiye'nin durumu 2007 seçimleri sonrasındaki şekillenmelere bağlı olarak ele alınacak.
Almanya'da konuştuğumuz çevreler, Türkiye'nin tam üyeliğine inanmıyorlar!
Bu izlenimi doğuran çarpıcı bir görüşme, Yeşiller Partisi'nin eski dışişleri bakanı Joschka Fischer ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül arasında geçmiş.
Fischer, "Abdullah" diyor:
"30 yıl sonrasına dair üç hayalim var. Filistin ile İsrail barışının sağlanması, Kafkaslar'da huzur, Türkiye'nin Avrupa'ya sıkı sıkıya bağlanması." Türk heyeti, Fischer'in rüyası olarak "Avrupa üyesi bir Türkiye" ifadesi beklerken, Alman Bakan üyelik sözünden kaçınıyor.
2015'te AB'ye katılmış bir Türkiye düşlemiyor! En iyisi festivalden bir film seçip sinemaya gitmek.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|