
|
|
|
 |
|
|
Pazartesi yazısı
ÇOK ciddiye alıyorsun çook" diye söylendim geçen gün evde. Hanım televizyon ile boğuşuyor adeta. Sanki karşısında biri varmış gibi izliyor televizyonu. Orada gösterilenlerin birer hayal, birer oyun olduğuna inanmıyor. Böyle olunca da her daim söyleniyor; "Ayıp ayıp be kadın, utanmadın mı?" diye kadın programlarına söyleniyor. Ya da Bülent Ersoy'un makyajının ne kadar güzel olduğunu sanki o an karşısındaymış gibi cama doğru söylerken kendinden geçiyor. Bizim hanım böyle ise işi gücü olmayan bir gencin kendine örnek alacağı Polat Alemdar'dan başkası olabilir mi? Bence Polat Alemdar için televizyonda ayrı bir saat alınmalı, Başbakan'ın meşhur millete seslenişi gibi bir şey yapılmalı. "Alemdar Size Sesleniyor" gibi. Orada çıkıp Polat'ı oynayan kardeşimiz "Bakın benim adım şu. Rolünü oynadığım adam gibi olmayın. Okuyun adam olun bir iş tutturun" diye konuşmalar yapsın. Geçenlerde ana haber bülteninde rast geldim. Hiç de düşündüğüm gibi olmayacak. Bilakis bu role kendisini iyice vermiş. Fazla gülmüyor, siyah takım elbise, beyaz gömlek giyiyor. Dizideki Polat Alemdar aynı zamanda iyi de eğitim almış ve Mülkiye'yi bitirmiş biri. Bundan etkilenip bir çok kişinin mülkiyeyi yazdığını söyledi. Tabii kaçı girebildi o ayrı bir konu! Polat Alemdar kazandıysa ben de kazanırım diyen hayalperestlerin de olduğunu sanıyorum. Neyse efendim televizyonda baktım, Ha Raci Bey ha Polat Alemdar... Birbirinin içine girmişler. Bir nevi siyasi lider olmuş gibi.
* * *
BÜTÜN meslek sahipleri ciddiye alıyor televizyonu. Polisi, hakimi, hemşiresi, kapıcısı, manavı, bakkalı, kasabı, muhasebecisi, gazetecisi, doktoru, imamı, hepsi. "Vay bana dil uzatıldı" diye ortalara dökülüyoruz. Şöyle de ters bir durum var. Eğer o meslek sahibi karşı çıkmazsa sokakta diğerleri tarafından alay konusu oluyor. Çünkü onunla alay eden de televizyondakini gerçek gibi görüyor. Oldukça kara mizah bir durum söz konusu.
* * *
BOŞ zamanlarınızda ne yaparsınız?" sorusu kadar "Değişik meşguliyetlerim var" cevapları da yalandır. Magazin programlarının vazgeçilmez sorusudur. Bugüne kadar bir tanesi de çıkıp "Ne demek boş zaman" demedi. Balık tuttuğunu, kitap okuduğunu, sinemaya gittiğini söyledi. Bunlar tabii ki boş zamanlarda yapılan şeyler. Peki dolu zamanlarda ne yapılır? Para kazanılacak iş yapılır. Hayat nedir? Boş zamanlar ile dolu zamanların bir kap içinde erimesidir. Bizim hanım da "vallahi bir boş vaktim olsa" diye konuşur. Vakit nasıl boş olabilir bir türlü anlayamadım. Sanki bizimkinin bütün günü iş güçle dolu da!
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|