Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Şubat 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Köpeğime verdiğiniz bu ilacı ben de kullanıyorum"

Prof. Dr. Tamer Dodurka: "Köpeklerde en çok rastlanılan sorun saldırganlık. Bu insanlardaki depresyonla eşdeğer. İnsanlarda depresyon tedavisi için kullandığımız ilaçların hepsi köpeklere de iyi geliyor"

BAHAR BAKIR - bbakir@milliyet.com.tr

Stres, depresyon, saldırganlık ve fobiler... Bunların sadece insana özgü psikolojik rahatsızlıklar olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü hayvanlar da aynı sorunlardan mustarip. Evcilleşme, iletişim kopukluğu ve eğitimsizlik onlarda bu durumun oluşmasına en büyük etken.
1906'da Rus bilim adamı Pavlov insan psikolosinin temellerini köpekler üzerinde yaptığı deneylerle atmasaydı, belki de hayvanların duygusal ve psikolojik varlıklar olduklarını kabul etmeyecektik. Çünkü modern felsefenin kurucusu Descartes'ın hayvanların "acı çekmeyen makineler" olduğunu savunması onların ne kadar kötü koşullara maruz kaldığının bir göstergesiydi. Pavlov'un açtığı bu kapı 1974'te hayvan psikiyatrisinin doğmasına yol açtı ve onların da duyguları olduğunu kabul etmemizi sağladı.
1998'den beri İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü'nde hayvan psikiyatrisi üzerinde çalışan ve "Köpeklerde Davranış Sorunları" adlı bir kitap yazan Prof. Dr. Tamer Dodurka köpek, kedi ve papağanların psikolojik rahatsızlıklarını çözmeye çalışıyor. Biz onu klinik ortamda hayvanlarla bulmayı beklerken o bizi odasına yönlendiriyor. Çünkü Dodurka hayvanları tıpkı insanlar gibi odasında tedavi ediyor.

Hayvanların psikolojisinin bozulmasının nedeni nedir?
Hayvanların psikolojisini bozan en önemli faktör evcilleşme ve hayvan sahipleri. Örneğin köpek bir evde yaşayabilmek için bazı davranışları öğrenmek durumunda kalıyor. Ama bir taraftan da köpeğin içinden atamadığı içgüdüsel dürtüler var. Bu yüzden yaşadığı ortamdan gelen baskılar ve emirler içsel çatışmaya neden oluyor. Bu durum stres, depresyon, saldırganlık ve bunalıma yol açıyor.

"İğneyi çağrıştırdığı için beyaz gömlek giymiyorum"
Köpekler bizim dilimizi anlıyor. Peki biz onların dilini anlıyor muyuz?
Uzmanları katmazsak hayır. Oysa bize birçok mesaj veriyorlar. Örneğin, köpeklerin atası olan kurt sadece yüzüyle 63 mesaj verebiliyor. Haskilerde 43, diğer köpeklerde genel olarak 15 ifade var. En basitinden köpeğimiz bir "suç" işlemişse kuyruğunu kıstırma, başını yana çevirme, vücudunu ufaltma gibi hareketler yapıyor. Biz de ona kızıyoruz. Oysa köpeğin o ifadesi bizi sakinleştirmek için.

Onları anlayamadığımız noktada devreye siz giriyorsunuz. Tedavi süreci nasıl gelişiyor? Hayvanlar dertlerini size nasıl anlatıyor?
Bir kere ben hastalarımı klinikte değil, odamda karşılıyorum. Tıpkı insanlar gibi. Bir doktor ya da veteriner gibi beyaz giymiyorum. Çünkü köpek beyazı iğne ve acıyla ilişkilendiriyor. Hasta gelince ilk önce sadece onu odaya alıyorum ve davranışlarını gözlemliyorum. Oyunlar oynuyorum. Tabii sorunu anlatacak olan hayvan sahibi. Zorluk tam da burada başlıyor. 100'e yakın sorudan sonra ipuçları arıyorum.

"Anahtar sesine karşı kediyi duyarsızlaştırdık"
Hayvanların psikolojik rahatsızlıkları insanınkiyle aynı mı?
Köpeklerde en çok rastlanılan sorun saldırganlık. Bu insanlardaki depresyonla eşdeğer. İnsanlarda kullandığımız antidepresan ilaçların hepsi köpeklere de iyi geliyor. Ayrıca korku problemleri var. Genel ve özel fobiler çok fazla. Mesela araba gürültüsünden, şapkalı insanlardan korkmak gibi.

Fobileri nasıl tedavi ediyorsunuz?
Bir gün sahibini hastanelik etmiş bir kedi geldi. Normalde bir şeyi yok. Sahibine, saldırı anını soruyordum. "Dışarı çıkacaktım, elimdeki anahtarlığı sallıyordum" dedi. Ben de elime bir anahtarlık aldım ve ses çıkarmaya başladım. Kedi bir anda boş bakmaya başladı ve saldırı pozisyonunu alıp bana döndü. Sahibi odadan kaçtı. Kediyle göz teması kurmamam onun saldırmasını önledi ama sakinleşmesi saatler aldı. Anahtar sesine karşı onu duyarsızlaştırmak için ses kayıtlarıyla tedavi ettik.

"İlaçlı tedavilerde iyileşme oranı çok yüksek"

Saldırganlığa karşı hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Davranışı değiştirmeye yönelik yöntemler var, mesela zıt koşullandırma ve sistemik duyarsızlaştırma gibi. Bir de ilaç tedavisi var. İlaç kullanabildiğimiz vakalarda iyileşme oranı çok yüksek. Ama hayvan sahibinin davranışlarını değiştirmeye yönelik durumlarda oran çok düşük. Çünkü çocuğunu döven bir insandan köpeğini dövmemesini beklemiyoruz.
Bir gün çok asabi bir köpek geldi. Şeker uzattığımda bile bana hırlıyordu. Sahibine köpeği bu derecede saldırganlığa itecek durumları soruyordum. En sonunda sahibi kendisinin çok agresif bir insan olduğunu itiraf etti. Reçeteye antidepresan yazdım. Sahibi reçeteye bakınca güldü ve "Tamer Bey, ben de aynı ilaçtan kullanıyorum" dedi.


PAZAR
Güney Kutbu'na yürüyüşün hikayesi
"Ne isimmiş bu Gönül Yazar... Sermayeden yiyorum bitmiyor"
"Köpeğime verdiğiniz bu ilacı ben de kullanıyorum"
"Hâlâ en kuvvetli okul ruhu bizde!"
Partilemenin yeni adı: Sexenbir
İstanbul'u çizdiler...
Yeni belgelerle Çanakkale'deki Atatürk
Amber kokulu şarkılar
Kentler ve heykeller
İpek raylar
Benim kuşağımın dizi kahramanları
Büyük değişimler dönemi: 2008-2012
Roma'nın lezzetli yüzü
Renkli bir ressam: Amadeo Preziosi
Duygusal açlık kilo aldırır
Kart kurt ve "Kurtlar Vadisi Terör"
Romantik bir tatil için rotalar
"İçki profesörü" Michael Jackson





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet