|
Takke düşüp kel göründüğünde, tehditler de artıyor
Güreşçi Ömer Çubukçu, Çeçen kökenli rakibine yenilince, antrenörleri hakemlerin üzerine yürümüşler.
Hem de ne diyerek biliyor musunuz:
- Türk düşmanları, vatan hainleri diyerek.
***
Enver Paşa da; II. Wilhelm Almanya'sının, Türk bayrağı çekmiş 2 zırhlısıyla Romanof Rusya'sına saldırıp, Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya, Japonya ve ABD'den oluşan "İtilaf Devletleri"ne savaş ilan ettikten sonra yenilince; özellikle Fransa'yı, İngiltere'yi, Rusya'yı, İtalya'yı, Türk düşmanı olarak ilan etmişti.
"Avrupa'nın acımasız zalimleri ve medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın aşağılık emperyalistleri" neden Enver Paşa'ya yenilmemişlerdi ki?
***
Cumhuriyet döneminin resmi tarihleri de, 1. Dünya Savaşı'nda Enver Paşa'nın "İtilaf Devletleri"ne değil; tam tersine Fransa'nın, İngiltere'nin, İtalya'nın, Rusya'nın Türklere saldırdığı üstüne tezgâhlanmıştı.
"Türkün Türkten başka dostu yoktu", Türkün şanlı tarihini eleştirenler, Türk düşmanıydı."
***
Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, Derya Sazak'ın kendisiyle yaptığı röportajda şöyle diyordu:
- Bir 6-7 Eylül olayları yaşandı. Türk doğumlu gayrimüslimleri kaçırdık. Bu memleketin, İstanbul'un cilası gitti.
Cumhuriyetçilerin ırkçı eğilimli tek parti dönemi olsa; Rahmi Koç'un sosyo-ekonomik bir gerçeği saptayan medeni cesareti, "Türk düşmanlığı" olmakla suçlanabilirdi.
***
Bir yanda Fikri Sağlar'ın açıkladığı, 16 bin faili meçhul cinayet; bir yanda öldürülmüş 86 yazı adamı; bir yanda cinayet işlemiş tetikçi ve sabıkalıların Orhan Pamuk'la Can Dündar'ı tehdidi:
- Akıllı ol akıllı...
***
Bizim Mehmet Altan'ın dökümünü verdiği "Dünya Ekonomik Özgürlük Endeksi"ne göre ise; 157 ülke arasında 83'üncü sıradaymışız, yani "çok az özgür" ülkeler arasında.
Bireylerin "yaşam kalitesi" açısından ise, Yunanistan'ın 65 basamak altındayız.
***
Evrensel bir şeffaflaşmayla takke düşüp kel göründüğünde; Türkçe dilinin yazılı boyutlarından hiç mi hiç nasibini alamamış olanlar da; yok edilmesi gerekli yazar listeleri mi yapmaya başlıyorlar acaba?
***
Son 80 yılda resmi arabaların alımı ve bakımına kaç yüz milyar dolar harcanmış olduğuyla, itfaiye teşkilatına ne kadar yatırım yapılmış olduğunun sorgulanması; bilemiyoruz kimleri kızdırıyor?
Çünkü böyle bir şeffaflık "bağımsızlık" iddiası arkasında, gizli bir iç sömürge tablosunu çıkartıyor ortaya...
Ve yine sormak gerekiyor:
- Çok az özgür bir ülke ve bireylerin "yaşam kalitesi" çok düşük bir ülke olmak; acaba kimlerin yerden alıp gökte yemesine olanak sağlıyor?
***
"Onlar-biz" ayrımının büyüteciyle bakıldığında, tüm dünya Türk düşmanı olarak göründüğüne göre; sık sık uyarmak gerekiyor AB'yi de, ABD'yi de:
- Dikkat edin, kodum mu, oturturum ha!
***
Başbakan Tayyip Bey, Ardeşen'deki Kaçkar TV'sinde, "derin devlet"le ilgili olarak, bürokrasinin içindeki çeteleşmelerden söz ederken elektrikler kesilmiş.
Vaktiyle Hüseyin Cahit de, DP dönemi iktidarının hukuk dışı bir çeteleşmeye kaydığını yazdığı için, 82 yaşında hapse mahkûm olmuş ve kendisini Ankara'daki cezaevine bendeniz götürmüştüm.
Kimin cumhurbaşkanı olacağının tartışıldığı bir sırada:
- Tanrı Tayyip Bey'i korusun, diyelim mi bilmem ki?
***
Kapalıçarşı'da alışveriş yapacak kadar Türkçe de bilen Amerikalı yazar ve dokümanter film yapımcısı Atherine Stryker, her cumartesi Star'ın ekinde yayımlanan kahkahalı fıkraların sonuncusunda, "Kültürel alışveriş" başlığıyla şunları yazıyordu:
"Taksinin içi tertemiz, mis gibi kokuyor. Şoför Siirt'i anlatıyor da anlatıyor. Ben 10 kelimeden ancak birini çıkarabiliyorum. Bir ara dikiz aynasından göz göze geliyoruz.
- Şigrağ var mı, diyor.
- Pardon?
- Schiğhrağ var mı?
- Siirt mi?
- Hayır, schğhcara.
***
Anlaşılmak için uğraşıyor. Benden istediği şey onun için belli ki çok önemli. Kısıtlı Türkçem iflas etmiş durumda. Kelime dağarcığımı zorluyorum da zorluyorum. Şiir mi istiyor acaba?
- Şiir mi?
- Var mı bir tane?
- Var...
***
Demek ki şiir istiyordu, ne tuhaf bir adamdı bu...
- İngilizce mi?
- Tamam İngilizce olsun, İngilizce.
Daha önce kimse benden bir şiir okumamı istememişti. Kültürel alışveriş buydu işte.
***
...Adamı hayal kırıklığına uğratmamak için bir süre düşündüm.
...Arkama yaslandım, gözlerimi hafifçe kapatarak şiirime başladım:
- When all at once I saw a cowd, a host of daffodils...
***
Şoför hayretle neredeyse dehşet içinde bana bakıyordu. Sustum, tam sessizlik.
"Cigara" dedi daha açık bir tonda. Ani gerçekle yüz yüze gelmenin utancı içinde kulaklarım yanmaya başladı:
- Sigara mı, diye mırıldandım...
- Evet cigaran var mı?"
***
Değişik gözlüklerle bakıldığında Türkiye eğlenceli bir yer; ah keşke bir de, köylü ağırlıklı mesleksiz yığınların kahramanlığa özendiği tehlikeli bir yer olmasaydı...
Ve yenilmiş güreşçilerin antrenörleri, hakemlerin üstüne yürümeselerdi:
- Türk düşmanları, vatan hainleri, diye...
c.altan@prizma.net.tr
|
|