Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Şubat 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Taş plak


Napolyon, Avrupa'daki tüm krallıkları devirmeye ve Fransa'nın Avrupa'ya egemen olmasına odaklanmıştı. Ordularıyla kan ve dehşet coğrafyası oluşturmuştu.
Onu durdurmak ve bozulan Avrupa dengesini yeniden düzenlemek üzere İngiltere, Avusturya, Prusya ve Rusya, "European Concert" (Avrupa Korosu)'nda birleşmişlerdi.
Viyana Kongresi'ni izleyen bu birlik, sonraki yıllarda genişledi. Asıl hedefi olan Fransa'yı bile içine aldı.
Avrupa'nın neredeyse beşte birini kendi sınırlarında bulunduran Osmanlı Devleti ise, bu koronun dışında bırakılmıştı. "TÜRKİYE'NİN SİYASİ İNTİHARI YENİ-OSMANLI TUZAĞI"(*) adlı kitapta geçmişle bugünler arasında paralel kuruluyor.
2007 Avrupa'sında tüm ülkeler AB üyesi olurken, Türkiye'nin yarım yüzyıldır bekleme odasında oturtulmasını bir de Viyana Korosu'nu dinleyerek düşünmekte fayda var.
Acaba hep aynı Avrupalı mantığı mı?
Öyle de olsa Türkiye, AB tam üyeliği hedefinden hiç sapma yapmaksızın ince uzun zorlu yolda yürüyüşünü sürdürmelidir. Kendi demokrasi ve ekonomi standartları çıtasını AB ölçütlerine yükseltmelidir.
Tam üyelik zamanı geldiğinde belki AB olmaz, belki de AB, 9. Senfoni'yi Türkiye'yle ilişkilerinde esas alabilir ve kendi arasında "Viyana Korosu"nun eski taş plağını dinlemekten vazgeçebilir.
Önemli olan, Türkiye'nin performansıdır.
...........................
(*) Cengiz Özakıncı/Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı/Otopsi Yayınları/9. Basım/Ocak 2007.



O yıllarda Avrupa basınında "Avrupalılar Dinletisi Konseri" yazısıyla yayınlanan karikatürde Osmanlı bir ayağı topal ve koltuk değnekli, gözü bağlı, kolu alçıda fesli bir yaşlı adam olarak gösteriliyor. Diğer ülkeler çeşitli enstrümanlar çalıyor, küçük çocuklar olarak gösterilen Balkan Ülkeleri ve Yunanistan da bu yaşlı adamla dalga geçiyorlar.


İYİ Kİ DOĞDUN AJDA
Bir süperstarın doğum günü partisi nasıl olur?
Herhalde büyük ve fiyakalı bir lüks gece kulübünün kapatıldığını, şampanyaların su gibi aktığını, şıklık yarışının sergilendiğini, pırlanta ışıltılarıyla gözlerin kamaştığını düşünenler çoktur.
Süperstar Ajda Pekkan çok yakın 8-10 dostuyla bir arkadaşının evinde girdi yeni yaşına... Üstünde eşofmanlar, evde giyilen ve sıcak tutan yumuşacık çizme terlikler...
Her zaman onun yanında olan dostlarıyla birlikte şarap içti, peynir, üzüm ve ceviz yedi. Müzik setinde onun en güzel şarkıları dönüyordu, Ajda da bazen söylüyordu.
Sonra bir pasta... Mumlar... "İyi ki doğdun" kucaklaşmaları...
Birkaç kez telefon konuşması... Ve gönül dostluklarıyla akan geceden sonra evine doğru yola çıkışı... Konfüçyus'un "Sadelik en güzel mücevherdir" söylemini anımsadım.
Magazin sayfaları "başka bir Ajda" imajı yansıtsa da, süperstar doğum günü işte bu...

20'DE 1...
Dün Almanya'dan Türkçe haberleri dinlerken gülümsedim.
Almanya'da 10 binlerce erkek, bebeklerinin DNA testiyle gerçek baba olup olmadıklarını araştırıyorlarmış.
Bir "gerçek babalık" paranoya dalgası yükselmiş.
İstatistiklere göre, bebeğinin DNA testini yaptıran her 20 Alman erkeğinden biri, "Gerçek baba siz değilsiniz" cevabına tosluyormuş.
Yüksek bir oran...
Çocuklar tarafından bakarsanız, her 20 çocuktan 1'inin de gerçek babası değil.
Belki zaman gelecek ve gerçek babası onu okulda, parkta izleyecek, onunla konuşacak... Ve belki de çocuk, annesine eski Türk filmlerinde olduğu gibi "Bu amcaya baba diyebilir miyim?" diye soracak.
Bir şey daha... Kuşkulu babalar, bu DNA testini de eşlerine çaktırmadan bebeğin saç telini, tırnağından kesilmiş küçücük bir parçayı alarak yaptırıyorlar.
Ancak... Almanya Yüksek Mahkemesi böyle mahkeme kararı olmadan yapılan DNA testini kanıt olarak kabul etmiyor.
Yani... Bile bile lades...

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yorgo'nun böbreği
YORGO Kurtuli Rum vatandaşımız. 19 yaşında bi...
Çetin ALTAN
Takke düşüp kel göründüğünde, tehditler de artıyor
Güreşçi Ömer Çubukçu, Çeçen kökenli rakibine ...
Melih AŞIK
Hayat bir nefes...
"Ben o sırada annemle Moda'da oturuyorum. Mer...
Fikret BİLA
Türkiye'nin Kuzey Irak politikası nedir?
ABD'nin "Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasal ...
Hasan CEMAL
301'le çelik çomak oynamak!
Hrant Dink neden hedef haline getirildi?
Güneri CIVAOĞLU
Taş plak
Napolyon, Avrupa'daki tüm krallıkları devirme...
Abbas GÜÇLÜ
Hangi üniversite ne kadar başarılı?
Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğret...
Hurşit GÜNEŞ
2007'de mali disiplin gevşeyince ne olacak?
Para politikasının sıkı olduğu biliniyor. Anc...
Nail GÜRELİ
Sevgi tüketimi
Bugün Dünya Sevgililer Günü. Tüketim ekonomis...
Sami KOHEN
AB ile durgun dönem
BİR süredir AB konusu adeta Türkiye'nin günde...
Metin MÜNİR
Taşıma değirmen
Genellikle bütçe sonuçlarını başbakanlar açık...
Hasan PULUR
Yargıdan iki görüntü...
GELECEKTE bugünlerin Türkiye'sini araştıracak...
Meral TAMER
Kyoto'ya imza koyup, çevreyi katleden de var
Artık havadan sudan konuşmak, dünyanın en cid...
Ece TEMELKURAN
Tereke
"Şimdi bizi başımızdan vurdular, başı boş ort...
Osman ULAGAY
Sevgisizlik
Türkiye'de ekonomiyle ilgili olarak yazı yaza...
Güngör URAS
'Yumuşak iniş' isteyenler 'küçülelim' diyor
Yabancılar "yumuşak iniş"ten söz etmeye başla...
M. Ali BİRAND
Tasarı için, Pentagon ve CIA hareketlendi...
Önümüzdeki haftalarda gündemimizi en çok Erme...

© 2006 Milliyet