Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Şubat 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu "Pamuk" İktisat tarihçisi Şevket Pamuk


Şevket Pamuk'un Osmanlı-Türkiye İktisadi Tarihi, 1500-1914 (İletişim Yayınları, 2005) isimli kitabının beşinci bölümünden sizlere ufak bir özet vereyim:
1838 yılında İstanbul'da Baltalimanı'ndaki konağında Sadrazam Reşit Paşa İngiliz elçisiyle bir ticaret anlaşması imzaladı. Daha sonra diğer Avrupa devletleriyle de benzer anlaşmalar imzalandı.
Bu anlaşmayla Türkiye ihraç mallarına yüzde 12 vergi koyuyordu. Buna karşılık, ithalat vergisi yüzde 5 olacaktı. Yerli tüccarlar mallarını ülke içinde bir bölgeden bir başkasına taşırken yüzde 8 oranında iç gümrük vergisi öderken, yabancılardan bu vergi alınmayacaktı.
1850'den itibaren yabancı sermayeye demiryolu yapımı imtiyazları verilmeye başlandı.
1854 yılında dış borçlanma başladı.
1856 Islahat Fermanı ile yabancı sermaye yatırımlarına izin verildi.
1867 yılında yabancılara imparatorlukta toprak satın alma izini verildi.
Şevket Pamuk diyor ki, "Her dönüm noktasında, ekonominin dışa açılması doğrultusunda atılan her adımda, Osmanlı yöneticileri, uzun vadeli iktisadi sonuçlardan çok, kısa vadede Avrupalı devletlerden sağlanacak siyasal ve mali desteği düşünüyorlardı."

Osmanlı'yı ithalat yıktı
Askeri ve iç güvenlik harcamaları bütçede her zaman önemli yer tuttu. Abdülaziz zamanında (1861-1876) gereksiz pek çok cari harcama da borçlanılarak finanse edildi.
19'uncu yüzyılda ithalat hızla arttı. Yerli üretim geleneksel loncalara dayanıyordu. Avrupa'daki hızlı sanayileşme karşısında bir hamle yapacak durumda değildi.
19'uncu yüzyılda Anadolu'nun ithalatı 15 kat arttı. Avrupa'dan ithal edilen tekstil ürünlerinin hacmi 1820'den 1914'e kadar 100 kattan daha fazla arttı. İngiliz sanayinde işçi ücretleri artarken, Anadolu'nun geleneksel el tezgâhlarında çalışanlar düşük ücretle yetinmek zorundaydı. Türkiye'nin düşük ücrete ve emek yoğun üretime dayalı imalat sanayii yapısının kökenleri 19'uncu yüzyıldaki bu çarpık gelişmelere uzanır.
1854'te başlayan borçlanma 1876 yılına kadar sürdü. Borç toplamı 200 milyon sterline ulaşmıştı. Yıllık anapara ve faiz ödemeleri 11 milyon sterlindi. Osmanlı maliyesinin yıllık geliri olan 18 milyon liranın yüzde 60'ı borç ödemeye gidiyordu.
1875 yılında Osmanlı devleti borçları ödeyemez hale geldi. Önce borçların yarısını ödemeyeceğini açıkladı. Ardından 1876 yılında borç ödemelerini durdurdu.

Borç batırdı
Borçlu devletlerle yapılan görüşmeler 1881 yılında sonuçlandı. Duyun-u Umumiye (Genel Borçlar) İdaresi kuruldu.
Bunlar Şevket Pamuk'un kitabından özetlediğim bilgiler. Bu anlatımdan kendime çıkardığım ders şu:
"Ülkeyi yönetenler, ülke bütünlüğünü korumak, askeri harcamaları karşılamak, Avrupa ülkelerini memnun ederek desteklerini sağlamak ve daha fazla para bulmak arayışında, siyasi endişelerle ekonominin temeli olan üretimi unutuyorlar. Unutabiliyorlar. Yabancılar ithalatı ucuz, ihracatı pahalı hale getirecek politikaları ülkeye kabul ettiriyor. Bunun sonucu olarak ülke üretemez hale geliyor. Ucuz emeğe dayalı emek yoğun üretim birimleri dış rekabet karşısında eriyor. Yabancılar ülkenin borçlanmasını teşvik ediyor. Ama ülke borçları ödeyemez hale gelince alacaklılar gerekeni acımasızca yapıyor."
Bunları sayın okuyucularıma aktarırken hiçbir art niyetim, kötü niyetim yoktur. Hiçbir tehlikeyi ima etmem, hiçbir politikayı eleştirmem söz konusu olamaz. Sadece birazcık da tarihten söz edeyim dedim. Kötü mü oldu?

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Milliyetçilik mi, Müslümanlık mı?
PIERRE Loti Tepesi'nin adını "Eyüp Sultan Tep...
Çetin ALTAN
Yaz günleri yaşanan şubatta Polonezköy
Her tarafın karlarla kaplı olması gereken bir...
Melih AŞIK
Acelenin nedeni?
Cumhurbaşkanı Sezer, Petrol Kanunu'nu geçen h...
Fikret BİLA
Başer: Toy bir devlet değiliz
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt...
Hasan CEMAL
Kuşatma ve Erdoğan!
Evet, bir kuşatma söz konusu Türkiye'de. Bir ...
Güneri CIVAOĞLU
Olmert'e mesaj
Başbakan Erdoğan ile İsrail Başbakanı Olmert'...
Can Dündar
Kırmızı karanfil
Sevgililer Günü vesilesiyle Mustafa Kemal'in...
Hurşit GÜNEŞ
Cumhuriyet tarihinin en büyük cari açığı
Nihayet cumhuriyet tarihinin en büyük cari iş...
Doğan HEPER
Yeniden 2 kutup ve Türkiye
RUSYA Devlet Başkanı Putin Almanya'nın Münih ...
Sami KOHEN
İran için Kuzey Kore modeli...
KUZEY Kore'nin sessiz ve derinden giderek nük...
Derya SAZAK
'Pes etmeyin' mesajı
Hollanda'da 22 Kasım seçimlerinin ardından ön...
Meral TAMER
Şimdi bilişim zamanı
Türkiye Bilişim Sanayicileri ve İşadamları De...
Yaman TÖRÜNER
Artık göçmen bakanlığı gerekiyor
İstanbul'un sorunlarına Başbakan el atmak zor...
Güngör URAS
Bu "Pamuk" İktisat tarihçisi Şevket Pamuk
Şevket Pamuk'un Osmanlı-Türkiye İktisadi Tari...
Serpil YILMAZ
Akaryakıt hortumcuları neredeler?
Başbakan Tayyip Erdoğan, önceki gün AKP grubu...
M. Ali BİRAND
Seçim erkene alınıyor...
Kısa bir süre önce bu köşede, genel seçimler ...

© 2006 Milliyet