|
Seçim erkene alınıyor...
Kısa bir süre önce bu köşede, genel seçimler için Kasım ayına kadar beklenmemesi gerektiğini yazmıştık. Buna gerekçe olarak, seçimler nedeniyle toplumdaki gerilimin artışını göstermiştik. Muhalefetin sertleşmesi, iktidarın acilen alınması gereken bir çok kararı ertelemesi de gerekçelerden bazılarıydı.
Seçimler için Kasım ayına kadar beklenmemesi konusu, iş çevrelerinde de giderek artan biçimde dillendiriliyor. Ekonominin bu belirsizlik havası içinde hızını kaybedeceğine, daha da önemlisi, seçimler Kasım ayında yapıldığı taktirde, TBMM'nin büyük zaman kaybına (ek bütçe çıkacak) uğrayacağına dikkat çekiliyor.
İktidar partisinde şimdiye kadar, bu konuda hiçbir hareket görülmüyordu. Ancak son iç gelişmeler, Avrupa Birliği ile ilgili beklentiler, hükümetteki eğilimleri değiştirmeye başladı. Son haftalarda sık sık "seçimlerin erkene alınması" tartışmaları yapılıyor. Temelde, Kasım tarihinin çok geç olduğu belirtiliyor, ancak ne zaman yapılması gerektiği konusunda kesin bir görüş birliği yok.
Üzerinde durulan tarihler, Temmuz-Eylül arasında değişiyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlandıktan hemen sonra, Mayıs ayında AK Parti liderliğinin değişmesi zorunluğu veya Erdoğan adaylığını koymadığı taktirde değişime gerek kalmaması durumunda dahi, en erken tarih olarak Temmuz görülüyor. "Temmuz sonu veya Ağustos başı da olabilir. Eylül başı da olabilir." diyen iktidar kaynakları, seçimlerin erkene alınacağı konusunda kesin konuşuyorlar. Bu çalışma öyle bir noktaya gelmiş ki, bir çok bakan programlarını Temmuz-Eylül dönemindeki seçim olasılığına göre planlıyorlar.
Her ne kadar muhalefet tarafından eleştirileceklerini bilse dahi, hükümet bugünkü gerilimi taşımak istemiyor.
* * *
BIKTIK ŞU 301 SORUNUNDAN...
Resmen bıkkınlık geldi.
301 inci maddenin değişiminden söz ediyorum.
Hükümet bu işi öylesine sürüklendirdi, öylesine çiğnedi ki, herkezi bıktırdı. Bilmiyorum, belki de böyle yapmak istiyorlar.
Bir adım atılacaksa, bunun zamanlaması son derece önemlidir. Eğer bu zamanlamayı kaçırırsanız, ne kadar büyük adımlar atsanız dahi bir işe yaramaz. İnsanların gözünde değerini kaybettiğinden dolayı, yetersiz görülür. Daha fazlası istenir.
301 ile ilgili tanıtım tartışmaları da bu noktada.
Adalet Bakanımız ne demişti?
"Acele etmeyin kardeşim uygulamayı bekleyin" dememiş miydi? İşte dolaylı uygulama sonucu Hrant Dink'in öldürülmesiyle alındı.
Ardından binbir dereden su getirildi.
Yok efendim, Sivil Toplum Örgütlerinden görüş istendi... Yetmedi, bu örgütler doğru dürüst bir öneride bulunamayınca yine ipe un serilmeye başlandı. Başbakan bir şey söylüyor, Gül başka, Adalet Bakanı başka bir telden çalıyor.
Yetti...Hükümet üyelerine haykırmak istiyorum:
Eğer, MHP'den korkup bu değişikliği yapamayacaksanız, bırakın konuşmayın ve seçim sonrasına ertelediğini açıklayın.
Eğer gerçekten niyetliyseniz, o zaman da fazla konuşmayın ve gerekeni yapın.
Ancak şimdiden iyi bilin ki, 301'de ne değişiklik yapılsa dahi artık yetersiz kalacaktır. Kimse tatmin edilemeycektir.
Bunca karmaşaya değer miydi?
Üstelik unutmayın, milliyetçi oylar bu tutumunuz üzerine, MHP'yi bırakıp yine de sizlere gelmez (!)
* * *
EYÜP BELEDİYE BAŞKANINA BRAVO (!)
Emin olun, "istanbul'un hafızasını kazımak, güzelim bir kenti kasabalaştırmak için ne yapmak gerekir" diye kafa kafaya verip düşünsek, Eyüp Belediyesi'nin son girişimini bulamazdık.
Eyüp sırtlarında, yüzyıldır Piyer Loti diye adlandırılan bölgenin adını Eyüp Sultan şeklinde değiştirme önerisinden söz ediyorum.
Düşünebiliyor musunuz, İstanbul'dan bahseden her kitapta mutlaka Piyer Loti vardır. Piyer Loti kahvesine çıkıp çay, kahve içmenin keyfinden söz edilir. Piyer Loti, bir yerde İstanbul ile özdeşleşmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş'ın dediği gibi, Piyer Loti adını değiştirmek, İstanbul'un hafızasını kazımakla eşdeğerdir.
Bu değişiklik önerisinin Büyükşehir Belediyesi'nden döneceğinden eminim. Ancak, benim sormak istediğim soru bambaşka...
Hangi kafa yapısıdır bu...?
Neden böyle bir değişiklik arzusu doğmuştur?
Tipik bir "Gavur isimlerini müslümanlaştıralım" girişimi değil de nedir?
Bunun hangi kafa yapısının altından çıktığını tahmin etmekte hiç güç değil...
İşte, AK Parti hakkında kuşkular doğmasına bu tipler neden oluyorlar. Bunlar ve bu yaklaşımlar toplumun önemli bir bölümünü kaygılandırıyorlar.
Allahtan sağduyulu insanlar var da, fazla zarara uğramadan böyle olaylar engellenebiliyor.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|