|
 |
|
|
Belediyeler ve futbol
Bence / Fatih Tanfer
Geçtiğimiz hafta sonu Ege TV’de yayınlanan spor programının konuğu olan Federasyon eski yöneticisi Mahmut Özgener, Ege ve Türk futbolu adına önemli açıklamalarda bulundu. Suavi Yardımoğlu ve Metin Gökalp’in ''Futbol Ateşi'' programına katılan Özgener, ''İzmir’deki gelinen bu noktadan sonra, kurum ve kuruluşların Altay, Karşıyaka ve diğer İzmir kulüplerine başta ekonomik konularda olmak üzere üst düzey desteğin şart olduğunu ifade etti.
Altay’a, geçen yıl Süper Lig yolundayken verilen desteğin aynı şekilde bu sezon da hem Karşıyaka, hem de diğer İzmir kulüplerine sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
Son yazımda Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin futbol adına yaptığı önemli yatırımları örnek vererek anlatmıştım. Okuyucularımdan çok olumlu tepkiler geldi. En çok sorulan soru, İzmir’de böyle bir desteğin neden olmadığıydı. Belediyelerin bu işlerin dışında olma gibi bir lüksünün bulunmadığını ifade etmiştim. İşte Banu Yelkovan Four Four Two Dergisi’nde, Fransa’da futbolun işleyişi hakkında Prof.Jean-Marc Lauzenas’a sormuş. Dikkatimi çeken bir cevabı sizinle paylaşmak istiyorum:
''Tarihsel olarak kulüpler, şehirler ve belediyeler tarafından sübvanse ediliyorlar. Belediyenin işin içinde olması, kulübün finansal açıdan kaynak sıkıntısı çekmemesini sağlıyordu. Bunun karşılığında da iyi bir futbol kulübü şehre şöhret getiriyor ve gurur kaynağı oluyordu. Tabii ki belediyeler, verdikleri paraları kontrol etmek için yönetime aralarından birilerini de alıyorlardı. Fransa’da Auxerre dışında, stadı kendisine ait kulüp yoktur. Oynanan statlar belediyelere aittir. Ayrıca 1972’de çıkan bir yasayla kulüplere altyapı zorunluluğu da getirilmiştir.''
Kocaoğlu’na birkaç örnek
Umarım Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bu konunun öneminin farkındadır. Belediyelerin kulüplere büyük katkıları oluyor. Hiç kimse belediye başkanlarından ''kural dışı'' uygulama bekleyemez. Ancak kulüplerin şehirlere sağladığı gurur, şöhret ve aidiyet duygusunu görmemezlikten gelme gibi bir lüksü de yoktur. Sayın Kocaoğlu’nun her fırsatta dile getirdiği ''Kuralların dışına çıkamayız'' gerekçesinden kurtulmanın yolu, Kocaeli ve Gaziantep’te uzun yıllar belediye başkanlığı yapan Sefa Sirmen ve Celal Doğan’ın uygulamalarını gözden geçirmekle mümkün olabilir. Halen Ankara, Antalya, Bursa, Kayseri belediyelerinin kulüplerine verdiği büyük desteği görmemezlikten gelmek yanlışlık olur.
Kalıcı gelirler elde edilmedikçe, ekonomik sorunların çözümü asla mümkün değildir. Göreve geldiği günden itibaren dürüstlüğü ve iyi niyetinden kuşku duymadığım sayın Kocaoğlu’na Jay Clapman’ın bir cümlesini örnek vermek isterim. Clapman’ın dediği gibi, ''Dünya; görmeyi beceren, vizyonu olan kişileri herkesin üzerinde değerlendirir ve öyle değerlendirmiştir.'' Sayın başkanın, moda tabirle İzmir futboluna kanaat önderliği yapması bir ''haktır'' diye düşünüyorum. İzmir ne yazık ki, bu konularda biraz da öksüz olduğu gerçeğini kabullenmelidir.
Altay, Karşıyaka, Bucaspor, İzmirspor, Göztepe ve Altınordu gerçekten büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Elbette çare müessesesi İzmir’i yönetenlerdir. Kulüplerine yıllardır emek ve gönül vermiş İzmirlilerin, artık bir adım atılmasını beklemek en doğal hakkı. E.Eisenhower’ın bir sözünü burada hatırlatmakta yarar var. ''En etkili liderlik tarzı, insanların hissettikleri ve düşündükleriyle ilgilenir.''
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|