Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Şubat 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Nereden nereye?..

BÜKREŞ

Doğan Yayın Holding tarafından yurtdışında Türk sermayesiyle kurulan ilk televizyon kanalı Kanal D Romanya için önceki gece düzenlenen galada, geçmiş yıllar bazı ilginç tartışmalarıyla gözümün önünden bir film şeridi gibi geçip gitti.
Pazar ekonomisi...
Hayır, devletçilik...
Plan mı, pilav mı?..
Ekonomide rekabet...
Ekonomide dışa açılma...
Yabancı sermayeye evet, hayır!
Özel televizyon olsun!
Hayır olmasın!
Geçmişte bu konuları ne kadar hararetli tartışmış, ne kadar ağır suçlamaların havada uçuştuğuna tanık olmuştuk.
Kanal D Romanya'nın Bükreş'teki gecesinde, DYH Başkan Yardımcısı Begümhan Doğan Faralyalı'nın içtenlikli, vurguları yerli yerinde konuşmasını dinlerken, Türkiye'nin nereden nereye geldiğini düşündüm.
Kanlı bıçaklı 24 Ocak ve pazar ekonomisi tartışmaları kulağımda çınladı. Bu arada nedense televizyonla ilk tanışmam birden aklıma takıldı.
Yıl 1962, 18 yaşındayım.
İngiltere'de, Cambridge yakınlarında bir çiftlikte çalışırken ilk kez televizyon görüyorum. Bir futbol maçını izliyoruz.
Sonra 1970'ler...
TRT'nin tek kanal televizyon yayınlarına çıktınız mı, bir tartışma programıyla ekranda gözüktünüz mü, bir gecede meşhur olmanız işten bile değildi.
1980'li yıllar...
Cumhuriyet'in Genel Yayın Müdürü'yken kendi içimizde, gazete köşelerinde özel televizyon olsun olmasın diye kapıştığımız dönem...
1980'lerin sonu...
Cumhurbaşkanı Özal'ın Anayasa'yı yurtdışından delerek Star TV'yi kurdurması ve özel televizyonculuğa kapıyı açması... Ya da ana muhalefet lideri Erdal İnönü'nün anayasal olmadığı gerekçesiyle Star'a çıkmayı, üstelik bir seçim zamanı, reddetmesi...
Evet, nereden nereye geldik.
Bugün Romanya'nın iş dünyasında sayısal olarak en çok Türkler var. Sermaye açısından da beşinci ya da altıncı sırada Türk girişimcileri.
Finansbank'ın şube sayısı 50 civarında. Garanti, yıl sonuna kadar 40 şube açmış olacak. Arçelik'in fabrikası var. Erdemir, bir demir-çelik işletmesi devralmış durumda...
Romanya, Bulgaristan'la birlikte Avrupa Birliği'ne yılbaşında, yani bizden çok önce kapağı attı. Bu bölgede dış sermaye açısından en cazip ülke konumunda. Ama hemen arkasından Türkiye geliyor.
Bunun da altını çizin.
Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin'in deyişiyle:
"Türkiye'ye 2005'ten önceki yıllarda giren yabancı sermaye yılda 1 milyar dolardı. 2005'te bu miktar 9.7 milyar dolar oldu. Geçen yıl 19 milyar dolara ulaştı. 2007 yılında Türkiye'ye 22 milyar dolar yabancı sermaye girecek."
Bu akış çok önemli.
Sakın küçümsemeyin.
Türkiye eğer işsizlikten kurtulacaksa, bir başka deyişle insanının aş ve iş sorununu çözecekse, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının gürül gürül akması lazım. Bu yüzden Rahmi Koç'un deyişiyle, Türkiye'nin AB rotasının değişmemesi lazım.
Bu arada Koç grubunun Onursal Başkanı Rahmi Koç, geçen pazartesi günü Derya Sazak'ın gazetemizdeki Sohbet Odası'nda yakın geçmişten bir sayfa açtı.
Vehbi Koç, 1978'de zamanın Başbakanı Ecevit'e bir mektup gönderir. Türkiye'nin Yunanistan'la birlikte tam üyelik için başvurmasını tavsiye eder ve Ecevit'e, "Büyük hata ediyorsunuz. Şimdi girmezsek, ileride Yunanistan bizi her adımda köstekleyecektir. Bu fırsatı kaçırmayalım" der.
Ama fırsat ve tren kaçar!
Yunanistan 1982'de kendi başına Avrupa'ya adımını atarken biz dışarıda kaldık. Kalkınma yarışına 1960'larda birlikte başladığımız Yunanistan bugün fert başına milli gelirde 20 bin dolara yaklaşırken, biz henüz 5 bin dolardayız.
İşin özeti bu.
Belki de şanlı milliyetçiliğimizin, devletçiliğimizin özeti bu...
Elbette daha yapacak çok şey var.
Ekonomi kırılganlıktan kurtulmuş değil. İşsizlik, gelir dağılımındaki adaletsizlik, gerçek ücretlerdeki düşüklük...
Hepsi birer olgu.
Ancak, bu sorunların üstesinden gelmek için ekonomide rekabetten, dışa açılmaktan ve küreselleşmeden korkmamalıyız.
Yurtdışında Türk sermayesiyle kurulan ilk televizyon kanalı Kanal D Romanya'nın Bükreş'teki galasında, kendi kendime nereden nereye geldik derken aklıma bütün bunlar takıldı.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yine Pierre Loti
EYÜP Belediye Başkanı Ahmet Genç dünkü yazım ...
Çetin ALTAN
Bir Haliç müzesi kurulsa...
İnsancıklar hiç farkına varmadan kendi yaşadı...
Melih AŞIK
Milliyetçi oyunu
Klasik bir CIA taktiğidir... Güney Amerika'da...
Fikret BİLA
Dachau Kampı soykırımın ne olduğunu gösteriyor
Ermeni soykırımı tasarısı yine ABD'nin gündem...
Hasan CEMAL
Nereden nereye?..
Doğan Yayın Holding tarafından yurtdışında Tü...
Güneri CIVAOĞLU
Kıbrıs sularında petrol
Kıbrıs Rum Kesimi'nin petrol aramaları ihales...
Abbas GÜÇLÜ
Kim daha diktatör? Rektörler mi, Castro mu?
Üniversite rektörleri mi daha diktatör, yoksa...
Hurşit GÜNEŞ
2007'de küresel değişimler ne getirecek?
Bu hafta bir uluslararası finans kuruluşu (SC...
Metin MÜNİR
Çivi de lüütfen!!
Milliyetçi sağda bir tebessüm karmaşası var....
Faik ÖZTRAK
Aralık ayında ödemeler dengesi sorunu bitti mi?
2006 yılı ödemeler dengesi rakamları belli ol...
Derya SAZAK
Hollanda notları
AB referandumunda Fransa ile birlikte anayasa...
Meral TAMER
Türk yatırımcı yurtdışına mı "kaçıyor"?
İstanbul'da çarşamba sabahı aynı saatte 2 top...
Ece TEMELKURAN
Kurtlar vadiye inecek mi?
Milliyet'in dünkü internet sayfasında en çok ...
Güngör URAS
"Kanal D Romanya" yayına başlıyor
Kanal D Romanya, önümüzdeki pazar yayına başl...
M. Ali BİRAND
Cheney, Büyükanıt'a bir mesaj verdi...
Uluslararası ilişkiler çok gariptir. Bazen bi...

© 2006 Milliyet