|
Türk yatırımcı yurtdışına mı "kaçıyor"?
İstanbul'da çarşamba sabahı aynı saatte 2 toplantı vardı.
1) Türkiye Bilişim Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜBİSAD'ın Swissotel'deki toplantısında, Türkiye'nin dünyanın sayılı yazılım merkezlerinden biri haline gelebileceği belirtiliyor, böyle bir merkez olmak için gerekli insan kaynağı ve bilgi birikiminin fazlasıyla var olduğu hatırlatılıyor, bu alanda 2-3 bin dolar gibi çok cüzi bir parayla 1 kişiye istihdam yaratılabileceğine dikkat çekiliyordu.
2) Aynı saatlerde İstanbul Sanayi Odası'nın Tepebaşı'ndaki merkezi Odakule'de düzenlenen toplantıda ise ISO Başkanı Tanıl Küçük, imalat sanayiinin üzerindeki yüklerden yakınıyor, Türk işadamlarının yurtdışında yaptıkları imalat sanayii yatırımlarının, ilk kez yabancıların Türkiye'de imalat sanayiine doğrudan yatırımlarından fazla olduğunu, Merkez Bankası verileriyle ortaya koyuyordu.
Çıkış, girişten fazla
ISO'nun her 6 ayda bir, üyeleri arasında yaptığı Ekonomik Durum Tespit Anket Çalışması'nın 2006 ikinci yarı yıl sonuçlarına göre, yurtdışında yatırım yapan işletmelerin oranı 2006'nın ilk yarısında % 2,4 iken, bu oran 2. yarıda % 4.1'e yükselmiş. Yabancıların Türkiye'de imalat sanayiine doğrudan yatırımları, 2006'nın ilk 11 ayında 1 milyar 161 milyon dolarda kalırken, Türklerin aynı dönemde yurtdışındaki yatırımları 1 milyar 230 milyon dolara ulaşmış bulunuyor.
Anket sonuçları, Türklerin dış ülkelerdeki doğrudan yatırımlarının önümüzdeki dönemde daha da artacağını gösterirken Küçük, "Yurtdışında yatırım yapmayı planlayanların oranının 2006'nın ilk yarısında % 11.5'ken, 2. yarıda % 14.3'e çıkması, daha da düşündürücü" diyor.
Acaba öyle mi?
Bugünün ortamında fırsatlar neredeyse, sermaye oraya gidiyor. Örneğin dünyanın parlayan yıldızı Hindistan, yurtdışındaki yatırımlarıyla "Dünyada söz sahibi oluyoruz" diye övünüyor. Dahası, müthiş bir cazibe merkezi olmasına rağmen geçen yıl Hindistan'a giren doğrudan yabancı sermaye yatırımları 14 milyar dolarda kalırken, Hintli işadamlarının dış ülkelerdeki doğrudan sermaye yatırımı toplamı 22 milyar dolara ulaşmış bulunuyor.
Hintlinin dış atağı
Hintli çelik devi Mittal, Fransız Arcelor'u, bir başka Hintli Tata Steel, İngiliz-Hollanda ortaklığı çelik şirketi Corus'u satın alırken, Hindistan'da da bizimkine benzer tepkiler oluyor mu bilemiyorum. Infosys, TCS, Wipro ve Birlasoft gibi Hintli IT devleri de AB pazarına yerleşmek için birbirleriyle yarışırken, Finlandiya'daki Saraware'i satın alan Wipro, İskandinav pazarına ilk giren Hint şirketi olmakla övünüyor.
Türkiye'ye dönersek... Özelleştirme ya da banka satın almaları dışında, imalat sanayiinde yeni yatırımı cezbedecek bir ortamın olmadığı belli. Zaten sanayiye gelen sermaye de, büyük çapta yabancı firmaların kendi stratejilerinin bir parçası olarak -örneğin otomobilde bir modeli burada üretmek gibi- yapılan yatırımlar.
Bu durumda Türk sermayesinin yurtdışına kaçmasından yakınmak yerine, örneğin yazılım gibi, sanayiye göre daha yüksek katma değer yaratabileceğimiz ve aynı zamanda da dünyada rekabet gücü şansımızın olabileceği alanların öne çıkarılması daha yararlı olmaz mı?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|