Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Şubat 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Çorba reklamına çıkan manken istemem"

Vural Gökçaylı'nın Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu yararına yapacağı "Perspective" defilesi modacının tüm koleksiyonlarının karmasından oluşuyor

ELİF BERKÖZ


Modacı Vural Gökçaylı, 1970'lerden günümüze uzanan tasarımlarının yer aldığı "Perspective" defilesini Avon'la Sağlığa Yolculuk Projesi'ne katkı sağlamak için gerçekleştirecek. Bu projenin amacı meme kanseri konusunda kadınları bilinçlendirmeyi, teşhis ve tedavi aşamalarında destek olmayı hedefleyen fona katkı sağlamak. 27 Şubat'ta Conrad İstanbul Hotel'de düzenlenecek defilenin biletlerinden elde edilen gelir bu fona aktarılacak.
"Meme kanserini atlatan eşimle insanları bu hastalık konusunda bilinçlendirmeyi misyon edindik" diyen Vural Gökçaylı'yla bu defile ve moda üzerine Maçka'daki atölyesinde sohbet ettik.

"Perspective" defilesi moda hayatınızın kaç yılını kapsıyor?
Yaklaşık 40 yılını kapsıyor. Şu ana kadar yarattığım koleksiyonların karmasından oluşuyor. Toplamda 70 elbise sunacağım. 1970'lerden 2000 yılına kadar elimde kalan kıyafetleri cam podyumların üstüne yerleştirilen cansız mankenlerin üzerinde sergileyeceğim. Son beş yıldaki en çarpıcı tasarımlarımı ise podyum üzerinde göstereceğim.

"Kıyafetlerimde cinsellik var ama teşhircilik yok"
Defile kapsamında, meme kanseri için tasarladığınız özel bir kıyafet de açık artırmayla satışa sunulacak. Nasıl bir elbise hazırladınız?
Organza, drapeli, dekolteli, işlemeli bir kıyafet. Tüm dünyada meme kanserinin rengi pembedir. Elbisenin rengi de bu yüzden uçuk pembe.

"37 yıldır asla demode olmadım" diyorsunuz.
Tasarımlarımda neoklasisizmin içindeki çılgınlıkla oynarım. Ama ayakları hep yere basar. Çünkü moda soytarılık değildir. Devamlı kitap karıştırırım. En büyük ilham kaynağım müziktir. Kendimi sanatın her dalıyla besliyorum. Kalıplaşmış kalmayı sevmiyorum. Kabıma sığamıyorum. Kendimi 17 yaşında gibi hissediyorum. Bunlar demode bir modacı olmamı engelleyen şeyler işte.

Tasarımlarınızı hazırlarken belli kurallarınız var mı? Fazla dekolte yapmam, transparandan yana değilim, şu mankenle çalışmam gibi.
Dekolte de kullanırım transparan da. Ama kıyafetlerimde teşhircilik yoktur, cinsellik vardır. Magazin sayfalarında çok fazla yer alan mankenlerle çalışmam. Yüzü eskiyen mankeni defilemde istemem. Bir ara meşhur mankenlerimizden biri otobüslerde yer alan çorba reklamında oynamıştı. Sonra benimle çalışmak istedi. Bana fevkalade aykırı bir durum bu, ona elbisemi giydiremem.

"Bacakları şişman birine 'Sülün gibisin' diyemem"
Ünlü bir sanatçının modacısı olarak anılmadınız hiç. Müşterilerinizi nasıl seçiyorsunuz?
Müşterim kapıdan girdiği an "Aynı frekansta mıyız, zevki nasıl?" diye düşünürüm. Kıyafet dikmek istemediğim biri çıkarsa şık bir şekilde, vaktimiz olmadığını söyleyerek reddederim. Randevu almak için arayanlara "Beni kim tavsiye etti?" diye sorarım. Kimin arkadaşı olduğu benim için çok önemli. Böylece tarzını aşağı yukarı tahmin edebilirim. Hiçbir zaman bir sahne sanatçısının modacısı olmak istemedim. Zaman zaman piyanistler Güher-Süher Pekinel ve Verda Erman'a elbise dikerim. Klasik müziği severim çünkü.

Haute couture yapıyorsunuz. Müşterinizi üzerinde güzel duracak kıyafet konusunda ikna etmekte zorlandığınız zamanlarda ne yapıyorsunuz?
Bazen kibarca bazen de gayet ciddi şekilde "Bu model size yakışmaz" diyorum. Doktor kanser olan hastasına sapasağlamsın demiyor, açık açık ne kadar ömrünün kaldığını söylüyor. Ben de öyle davranıyorum. Bacakları şişman birine "Sülün gibisin maşallah" diyemem. Kimi müşteri de "Benim bacağım dünya güzeli ama" diyebiliyor. Zaman zaman bir psikolog gibi konuşurum onlarla. Kiminin komplekslerini ikna yoluyla azaltırım.

Kıyafet tasarlarken ilham aldığınız kişi karınız mı?
Bir dönem prova mankenliğimi de Meral yaptı. Son yıllarda mankenlerin boyu 1.80'i buldu. Meral'in boyu 1.76. Son zamanlarda Bilge Karaduman'la yapıyorum provalarımı ama tasarlarken hep Meral'i düşünürüm.

"Işık Lisesi öğrencileri için bir üniforma çizdim"
Haute couture yaparak belli bir kesime hitap ediyorsunuz. Tasarımlarınızı daha çok insanın üzerinde görmek için bir markayla ortaklaşa bir proje düşünür müsünüz?
İlk konfeksiyon denememi Paris'te gerçekleştirmiştim. İş fabrikasyon olunca, çıkan malın benim tasarladığımla alakası kalmamıştı. Böylece bu maceraya son verdim.
Ama yakında böyle bir çalışmam olacak. Önümüzdeki yıl kullanılmak üzere, Işık Lisesi'nin üniformalarını çizdim. Konfeksiyon firmalarıyla tekrar cebelleşeceğim.

"Karım Meral'in kirpikleri döküldükten sonra her hafta kirpik taktırdık"

Geliri Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'na aktarılacak son defilenin sizin için ayrı bir önemi olmalı. Çünkü karınız Meral Gökçaylı da meme kanseriydi.
Eşim Avon'la Sağlığa Yolculuk Projesi'nin gönüllü elçilerinden biri. Biz o hastalığı yaşadık, etkilerini hâlâ yaşıyoruz. Eşim bir hafta önce göğsüyle ilgili estetik bir operasyon geçirdi. Sağ göğsü alındıktan sonra karın kasından ona göğüs yapılmıştı. Ardından sol göğüs de tehlike yaratabilir diye onun da içini boşaltmışlardı. Bu estetik operasyonla iki göğsü eşitlendi.

Meme kanseri olan kişinin yakınlarının verdiği destek hastalığın atlatılmasına yardımcı oluyor. Siz nasıl moral verdiniz o dönemde karınıza?
Bir kocaya çok büyük vazife düşüyor. Hastanın moralini yüksek tutmak lazım. Meral hasta olduğunu hissetmesin diye elimden geleni yaptım. Kemoterapinin ardından Meral'in saçları dökülmeye başladı. Paris'ten eşime şahane bir peruk getirdim. Davetlere gitmeden önce saçı taranması için şoförle berbere gönderiyorduk.
Bir gün, yine bir davet öncesi makyaj yapan eşim birden çığlık attı. Kirpiğini boyarken kirpikleri elinde kalmıştı. "Bundan sonra sokağa çıkmam" deyince "Neredeyse tüm müşterilerim kirpik taktırıyor. Sana da taktırırız" dedim. Altı ay boyunca makyöz her hafta gelip Meral'e kirpik taktı. Aylar sonra saçı da kirpiği de eskisinden daha güzel çıktı zaten.

"Louis Vuitton bavulumu istedi, satmadım"

Atölyenizi makas ve hokka koleksiyonları süslüyor. Başka koleksiyonlarınız da var mı?
Büyük bir koleksiyoncuyum. Babıali büro makasları ile Osmanlı'dan kalma nakış ve halı makasları koleksiyonum var. Hokkalarımı da tek tek antikacılardan topladım. Resim koleksiyonu da yapıyorum. Eskiyi severim. Atölyemde sehpa olarak kullandığım 1914'ten kalma Louis Vuitton bavul anneannemindi. Louis Vuitton bavulu 60 bin dolara geri almak istedi, kabul etmedim.
Koleksiyonlarım, eski eşyalar hayatımın bir parçası, hepsi oyuncaklarım. Temizlerim, düzenlerim. Evimizde 30 yıldır çalışan Hayriye hanım bana yerimde duramadığım için "Fırtına" der. "Bir gün normal bir bey gibi köşende otursan da sana kahve getirebilsem" diye söylenir.

12 ilde 3 bin 500 kadına ücretsiz mamografi

2005 yılında başlayan Avon'la Sağlığa Yolculuk projesi ile bugüne kadar 12 ilde yaklaşık 3 bin 500 kadına ücretsiz mamografi taraması yapıldı. Ücretsiz mamografi taramaları ve bilinçlendirme söyleşileri 2007'de de devam edecek. Proje için Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu ile işbirliği yapılıyor. Projelerden elde edilen gelir kuruma bağışlanıyor. Bu bağışlarla Meme Kanseri Bilinçlendirme Hattı kurulacak.
Ücretsiz mamografi taramalarından faydalanmak için (0216) 454 10 20 numaralı telefonu arayabilirsiniz.


CUMARTESİ
"Çorba reklamına çıkan manken istemem"
"Ünlülerin fotoğraflarını müzayedede satacağız"
"Kadınlar bu işi yapamaz deyip telefonu yüzüme kapattılar"
Spor salonunda 2 bin 300 kilometre koşacaklar!
Herkesin kolunda beyaz çanta
ne var, ne yok
Deli dolu kıyafetler
En moda En yeni
Hamilelik halleri
MİNİKLERİN DÜNYASI





Ali Rıza Kardüz
Menderes Özel
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet