|
Büyükanıt Paşa'nın Amerika seferi!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Amerika seferi gerçekten ilginçti. Gazeteci milletinin yakın markajı altındaki bir geziydi. Her adımı izlendi, neredeyse her sözü haber oldu.
Bu açıdan, Washington ziyaretinin siyasi parti liderlerini kıskandırıcı bir hava içinde geçtiği de söylenebilir.
New York'a uçarken gazetecilerle fotoğraflar çektirdi, konuştu.
New York'la Washington arasındaki tren yolculuğu da farklı geçmedi. Yine fotoğraflar, sohbetler...
Washington'daki sefaretimizde de, herhalde yine israrlara dayanamayarak kameraların karşısına çıktı. En güler yüzlü haliyle, bazı açılardan insanın içine kasvet tohumları eken bir konuşma yaptı. Türkiye'nin 1923'den bu yana nasıl en büyük riskle, tehlikeyle karşı karşıya bulunduğunu anlattı. Bu arada ama korkmayın, Türkiye'nin dinamik güçleri var demeye getirdi.
Büyükanıt Paşa'nın bu sözlerine kulak verirken, bir zamanların zinde güçler, asker-sivil aydın zümre edebiyatını hatırladım nedense...
Türk sefaretindeki konuşması sık sık alkışlarla kesildi. "Türkiye laiktir, laik kalacaktır!" diye sloganlar atıldı. Sefaretimiz, "Türkiye bir bütündür, bölünemez!" sesleriyle çınladı.
Sonra sıra temaslarına geldi.
Orgeneral Büyükanıt Washington'da önemli görüşmeler yaptı. Bunlarla ilgili izlenimlerini de gazeteci milletinden esirgemedi.
İyi, güzel.
Ne demek istiyorsun?
Birincisi:
Büyükanıt Paşa, Amerika seferi sırasında davranışlarıyla, demeçleriyle, Washington'da gördüğü kabulle, sanki Genelkurmay Başkanı değil de, bir parti lideri gibiydi.
İkincisi:
Demokratik bir ülkede, bir genelkurmay başkanının bu kadar çok, böylesine siyasal içerikli konuşmalar yapması hiç olağan değildi.
Üçüncüsü:
Bir demokraside bir genelkurmay başkanının basına, televizyona bu kadar açık, bu kadar konuşkan bir gezi yapması da olağan sayılmazdı.
Bakıyorsunuz, Amerika seferi sırasında Büyükanıt Paşa sözü Kuzey Irak'a getirmiş, Barzani'yle görüşülemeyeceğini söylemiş, Kuzey Irak'a kırmızı ışık yakmış...
Ertesi gün Başbakan Erdoğan Türkmenistan'a uçarken gazetecilere tersini söylemiş, Iraklı Kürtlerle görüşülebileceğini belirtmiş...
Türkiye böyle.
Devletin tepesi de böyle.
Cumhurbaşkanı Sezer'in, Başbakan Erdoğan'ın, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın Kuzey Irak'a, Irak Kürtlerine bakış açıları farklı.
Örneğin Hükümet, Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin Ankara'ya davet edilmesinden yana. Ama Cumhurbaşkanı Sezer buna hayır diyor. Anlaşılan şimdi de Erdoğan'la Büyükanıt'ın görüşleri örtüşmüyor.
Oysa, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın selefi Hilmi Özkök Paşa, sanıyorum, bu konuda daha esnekti. Çankaya Köşkü'ndeki 2005 yılı Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu sırasında gazetecilere şöyle diyordu:
"Barzani bir aşiret lideriydi. Biz de öyle görüyorduk. Ama durum değişti. Bu değişikliği kabul etmemiz gerekiyor. Talabani'yi de öyle görüyorduk. Talabani şimdi Irak Cumhurbaşkanı. Yarın Irak Cumhurbaşkanı olarak Türkiye'yi ziyaret etmek isteyecek. O gün nasıl davranacağız? Irak'ı tanıyorsak, bu değişen koşullara göre hareket edeceğiz."
Ama etmiyoruz işte.
Herkes ayrı telden çalıyor!
Normal bir ülkede devletin tepesi böyle olabilir mi?
Bir demokraside, anayasa ve yasalar gereği siyasetten uzak durması lazım gelen ve siyasi otoriteye bağlı olan bir Genelkurmay Başkanı böylesi konuşmalar yapabilir mi?
Burası Türkiye diyebilirsiniz.
Yazık!
Not edin bir kenara:
Çankaya savaşları sürüyor.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|