
|
|
|
 |
|
|
ALİN TAŞÇIYAN, AF ÖRGÜTÜ ÖDÜLÜ'NÜ KAZANAN JENNIFER LOPEZ'LE BERLİN'DE KONUŞTU
Öldürülmek umurumda değil
Jennifer Lopez, Meksika-ABD sınırında işlenen cinayetleri konu olan 'Bordertown'daki rolüyle 'Uluslararası Af Örgütü Ödülü'nü kazandı. Yüzlerce kişinin ölümüne yol açan olayları deşenlerin ölümle tehdit edildiği hatırlatıldığında Lopez, 'Kimin umurunda! Yaşayıp görürüz...' diyor
Alin Taşçıyan - Berlin
Berlin Film Festivali'nde yarışan "Bordertown", Meksika-ABD sınırındaki Juarez kentinde kadın işçilerin sürekli saldırıya, tecavüze uğrayıp öldürülmesini, hükümetin bu konuda önlem almadığı gibi olayları örtbas etmesini ve basına sansür uygulamasını konu alıyor.
14 yıldır 400'den fazla kadının cesedinin bulunduğu, kayıpların sayısının 5 bin civarında olduğu Juarez'de olayı araştıran gazeteciler de öldürülüyor, kurbanların yakınları tehdit ediliyor.
Ucuza çalıştıkları için tercih edilen kadın işçilerin hayatlarına değer verilmemesini eleştiren filmde Amerikalı Latin bir gazeteciyi canlandıran Jennifer Lopez, Uluslararası Af Örgütü Ödülü'ne değer görüldü. Bu ödül için "Gurur duydum" diyen Lopez ile kariyerindeki yeni sayfayı konuştuk.
Juarez cinayetlerinden nasıl haberdar oldunuz?
Yönetmen Gregory Nava sayesinde... ABD'de yaşıyoruz, ama sınırın ötesinde olup bitenlerin farkında olmuyoruz. Bu olayı duyurmak için "Bordertown"ı yapmak istedim.
Juarez'deki kadınların içinde bulunduğu koşulları öğrenmek hayata bakışınızı etkiledi mi?
Evet, çok... Böyle bir şeyin olduğunu bilip de eylemsiz kalamazsınız. Yardım edebileceğim bir şey olduğunun da farkındaydım. Umarım yaptığım iş, dünyanın durumu öğrenmesini sağlar.
Sınırda yaşanan olayları deşenler öldürülüyor, korktunuz mu?
Hayır, bazen cehalet lehinize işler! Juarez'i görünce "Acaba bu filmi çekmemize izin verecekler mi?" diye merak ettim. Sonra da "Kimin umurunda, başladık bir kere" diye düşündüm. Yaşayıp görürüz.
Bu filmde olduğu gibi film endüstrisinde de iktidar ve para birçok değerin üstünde tutuluyor...
Hollywood'da kimseyi öldürmedikleri sürece sorun yok! Materyalizmini kabul ediyorum. En azından bu filmleri yapma fırsatı veriyor bize. Hollywood'un geniş çevresini iyiye kullanmalıyız.
"Bordertown" sizin için romantik komedilerden sonra bir dönüm noktası sayılabilir mi?
Amerika'da her tür rolü üstlendim. Ama kariyerimin gidişatını değiştirmek istemem. Bu tür bir filmin ardından hemen benzerini yapacağımı sanmam, ama fırsat çıkarsa her zaman hazırım.
Oyunculuk artık şarkıcılığa ağır basıyor mu?
Dengede gidiyor ikisi de. Bu yıl iki filmim çıkıyor, iki film daha çekeceğim. İki de albümüm çıkacak. "Bordertown"dan sonra "El Cantante" gösterime girecek. Eşim Marc Anthony filmde Porto Rico'nun önemli bir salsa müzisyeni olan Hector Lavoe'yi canlandırıyor. Ben de öykünün anlatıcısı Puchi'yim. Birlikte yaptığımız bu proje ikimizi de çok heyecanlandırıyor.
İlk kez İspanyolca söylüyorsunuz...
Bu benim hayalimdi. İlk albümümü de İspanyolca yapmış olmayı isterdim. "Selena" adlı filmim, hayatımda önemli bir deneyimdir, hayallerimi ertelememem gerektiğini öğrendim. Plak şirketine İspanyolca demolarımı götürdüm. Ama bana "Sen İngilizce konuşuyorsun neden İngilizce söylemiyorsun?" diye sordular. "İspanyolca müziğe bayılıyorum" diye yanıt verdim. Önce İngilizce albüm yapmama karar verdiler, ancak beş albüm sonra İspanyolca söyleyebiliyorum. Çok iyi duyumlar alıyorum, özellikle de Güney Amerika'dan.
|
|
|




|
|