|
 |
|
|
Kuzey Irak tartışması
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, Kürt liderle görüşmeyeceğini açıklarken, Dışişleri Bakanı Gül, 'Siyasi konular siyasi karar gerektirir' dedi ve ekledi: Sözlerim farklı yorumlanarak polemik konusu yapılmasın
Önce siyasetçinin yapacağı işler var
ANKARA Milliyet
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın terör örgütü PKK'ya destek verdikleri gerekçesiyle Iraklı Kürt liderlerle görüşmeyeceği yolundaki yaklaşımını değerlendirirken önemli mesajlar verdi. Irak'ın istikrarı için bu ülkedeki gruplarla görüşmelerin süreceğini, siyasi konuların siyasi kararlar gerektirdiğini belirten Gül, "Askerin konuşacağı konular, konuşması gereken yer vardır. Asker zaten silahıyla konuşur. Ama ondan önce siyasetin yapacağı işler vardır" dedi.
'Yüz yüze söyleriz'
Suudi Arabistan'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda soruları yanıtlayan Gül, önemli açıklamalar yaptı. Gül, Kuzey Irak'taki Kürt yönetimiyle görüşülüp görüşülmeyeceğine dair çeşitli kesimlerden yapılan açıklamalar hatırlatılarak bu konuda devlet kurumları arasında görüş ayrılığı olup olmadığının sorulması üzerine, şu yanıtı verdi:
"Bunlar doğru değil. Irak'ta olup bitenler sadece Iraklıların değil komşularının da çok önemli meselesidir. Türkiye söz konusu olduğunda bunun birkaç boyutu vardır. Terör boyutu vardır, Irak'taki boşluktan dolayı Irak'ın kuzeyine maalesef teröristler yerleşmiştir. Ayrıca Irak'ın bütünlüğü söz konusudur, bu bizi yakından ilgilendirmektedir.
Dolayısıyla biz Irak'a gözümüzü kapayamayız. Türkiye'nin Irak'taki mezhep ve etnik olarak farklı olan grupları doğru yöne sevk etmesi gerekir. Onun için muhakkak ki doğru olan şeyleri, tehlikelerin ne olduğunu yeri geldiğinde yüz yüze söylememiz gerekir. Irak'ın istikrara kavuşması için başından beri Irak'taki bütün gruplarla yakın görüşme içinde olduk ve buna devam edeceğiz. Arzumuz, oradaki işleri doğru istikamete sevk etmek ve bunda etkili olmak."
"Şüphesiz ki siyasi konular vardır, bunlar siyasi kararlar gerektirir. Diplomatik konular vardır, askeri konular vardır. Bunlar farklı farklı şeylerdir. Askerin konuşacağı konular vardır, askerin konuşması gereken yer vardır. Asker silahı ile zaten konuşur. Ama ondan önce tabii ki siyasetin yapacağı işler vardır. Hiç kimse silahı ile konuşmak istemez. Ama o noktaya gelmemek için de siyasetçinin, diplomatın yapacağı işler vardır."
'Sözlerimiz aynı yönde'
"Sözlerinin farklı yorumlanarak polemik konusu yapılmamasını" isteyen Gül, "Bunların hepsi aynı istikamette, bir bütünün parçası şeklinde alın. Yoksa bunlardan polemik çıkarılmaya çalışılırsa çok büyük yanlış yapılır. Bunların hepsi birbirini tamamlayan konuşmalar" dedi.
Asker olarak ne görüşeceğim?
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, PKK'ya en büyük desteği Kuzey Irak'taki iki grup olan KDP ve KYB'nin verdiğini belirterek, "Kimsenin iradesine ipotek koyacak yetkiye sahip değilim, siyaseten kim görüşürse görüşür. Ben asker olarak nesini görüşeyim? PKK'ya destek verenle oturup ne konuşacağız" dedi.
Büyükanıt, ABD temaslarına ilişkin düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
SINIR, PKK'YA TESLİM: Irak hududunu korumakta sıkıntı çekiyoruz. Irak tarafı tamamen boş durumda. Hiçbir güvenlik görevlisi sınırı korumakla görevlendirilmemiş, Irak tarafı PKK'ya teslim edilmiştir. Kim teslim ediyor, takdiri size bırakıyorum. Korunmayan hudut bize zarar veriyorsa, Türkiye'nin tedbir almasının gerekli olduğunu ifade etmemiz zorunluluk oluyor. Bunlar ABD'li yetkililere ciddi olarak ifade edilmiştir. Sembolik, jenerik, sırf "operasyon yaptık" diye operasyon yapılmaz. PERDE AÇILMAK ÜZERE: Terörle mücadele ve PKK bağlamında çok büyük bir oyun başlamak üzere. Sahnenin perdeleri kapalı, sahneyi açacak oyuncular perdenin arkasında, ipleri ellerinde tutuyor. Yapacakları tek şey perdeyi açmak. Perde açılmak üzere. Oyun şu: Bugün PKK'nın terör örgütü olduğunu birçok ülke kabul etmiştir. Ancak son aylarda bazı yerlerde Kürt konferansları düzenliyorlar. Sonuç bildirilerine dikkatli baktığınızda, perdeyi açacak aktörleri çok iyi anlarsınız. "Birçok ülkenin terörist kabul ettiği PKK'yı, başka kimliğe dönüştürmek mümkün mü?" Soru budur. Bazı çevrelerin gördüğü, "evet, mümkündür." "Hangi kimliğe dönüştürelim bu mücadeleyi? İnsan hakları ve azınlıklara indirelim, siyasi platforma taşıyalım." Bu konuda Türk milletinin uyanık olması lazım. O, sözde ateşkes ilanından sonra bir yetkili şunu söylüyor: "Bu ateşkes çok iyidir. Buna dayanarak PKK'nın terörist kimliğini de ortadan kaldırabiliriz." Bunu söyleyen, zamanı, yeri, yetkisi bellidir. KÜRTLER BİZİ RAHATSIZ ETTİ: Çeşitli çevreler bize "Kuzey'deki Kürt gruplarıyla konuşun" diyor. Bu gruplar Türkiye aleyhine, hasmane sayılabilecek ifadelerde bulunmaya başlamışlardır. TBMM gizli oturumla Irak'ı görüştü. Sonra kuzeydeki yönetim, meclisinde bir oturum ve açıklama yaptı. Bu bizi rahatsız etti. Açıklamada, PKK olayının terör değil siyasi olduğu söylendi. Eskiden teröristler ufak tefek malzemelerini katırla taşır, yaya gezerdi. Şimdi hududumuzun ötesinde arabalarla geziyorlar. ABD ve AB, PKK'yı terörist organizasyon olarak tanıyor, bu coğrafyada sonsuza kadar beraber yaşayacağımız insanlar terörist görmüyorlar. KÜRTLERLE GÖRÜŞMEM: Asker olarak söylüyorum. Diğer kademeleri tenzih ederim, isteyen gider görüşür. İşadamları görüşüyor, her şeyi yapıyor. Ben asker olarak nesini görüşeceğim? PKK'ya destek verenle ne konuşacağız? "PKK'ya destek vermeyin" mi diyeceğim? PKK, yurtiçinde kullandığı patlayıcıları da bunlardan alıyor. Eğer "hayır yapmıyor" derlerse, ona bir şey diyemem. KERKÜK'E DİKKAT! Kerkük küçük Irak'tır. Değiştirilen demografik yapı, birbirleriyle hasmane duruma düşen Sünni Araplar, Türkmenler, Kürtler... Referandumun sonunda ne çıkacağı belli ve buna göz yumulmuştur. Etnik ve mezhepsel çatışmanın çıkması kesin. Kerkük'te istikrarsızlık Irak'ın üniter yapısını tehlikeye sokacak, bu da Türkiye'nin hemen ötesindeki Irak'ı, hududu korunmayan, insanların birbirini boğazladığı ülke haline getirecek. EMEKLİ ORGENERALLER Mİ BİTİRECEK?: Mekanizma kurulduktan sonra, bazı kesimlerde 'Türkiye terörle mücadelesini başkalarına mı veriyor?' algılaması oldu. Düşünün, iki emekli orgeneral oturup terörü bitirebilir mi? Türkiye Cumhuriyeti ve terörle mücadelede görevli insanları, altını çizerek söylüyorum, bu mücadeleyi kimseye bırakmaz.
Diyalog konusunda kim, ne dedi?
ANKARA Milliyet
Dışişleri Bakanı Gül'ün, dün, "birbirini tamamladığını, aralarında polemik yaratılmaması gerektiğini" belirtme ihtiyacı duyduğu konuşmaların ilki 11 gün önce yapıldı.
Kuzey Irak'la ilgili olarak devletin zirvesinde görüş ayrılığı yaşandığı iddialarına dayanak gösterilen konuşmalar özetle şöyle:
Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Edip Başer (7 Şubat): Barzani ile görüşmeyi kırmızı çizgi olarak görmüyorum. Böyle bir görüşmeden terörle mücadelemiz kapsamında bir yarar sağlayabileceğimizi düşünürsek, o iyi niyeti görebilirsek, o zaman o görüşmeyi ben yaparım, onda hiçbir sıkıntı yok. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (15 Şubat): Kuzey Irak'taki bölgesel Kürt hükümeti ile ilişkileri geliştirecek adımlar atılabilir. Neden olmasın? Yeter ki bu yakınlaşma huzur getirsin, barış getirsin, olumlu gelişmelere yol açsın. Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt (16 Şubat): Asker olarak böyle bir olayı kabul etmemiz mümkün değil. Bir taraftan PKK'yı terörist görmüyor, ikincisi PKK'ya tam destek veriyor. PKK'ya destek verenle oturup ne konuşacağız?
Derin devlet değil
Büyükanıt, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile görüşmesinde, cumhurbaşkanlığı seçiminde TSK'nın sürece müdahil olmaması yönünde kendisine uyarıda bulunulduğu söylentilerinin hatırlatılması üzerine esprili bir şekilde "Çok ciddi olarak parmağını sallayarak 'sakın ha' dedi" yanıtını verdi. Büyükanıt "Kendimize hakaret etmeyelim. Türkiye'yi başkaları mı idare edecek? Türkiye'de her gün bir dedikodu yürüyor. Bunlara aldırırsak her gün birbirimizin boğazını sıkmamız lazım" dedi. Büyükanıt, Washington Büyükelçiliği'ndeki konuşmasında yer alan "dinamik güçler" ifadesiyle neyi kastettiğini de şöyle anlattı: "Basında da vardı, eskiden 'zinde' diyordu, şimdi 'dinamik' oldu. O an aklıma dinamik geldi. Dinamik, hareketli, onu kastettim. Derin devleti falan kastetmedik."
|
|
|

|