Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alkmaar'ın rol modeli


AZ Alkmaar, bu yıl UEFA'da ne sonuç alırsa alsın, orta ve uzun vadede birtakım planlara sahip bir proje takımı. Bu takımın rol modeli de sanki Wenger'in Arsenaliymiş gibi geliyor bana...
Van Gaal, kadrosundaki 87'li Dembele, 84'lü Jenner, 83'lü Luirink ve 86'lı Ryan Donk gibi -belki olağanüstü yetenekli değil ama- enerjik ve atletik "çocuk"larla çok çalışan ve ayağa paslarla hücum eden bir takım üretmeye çalışıyor. 21'inci yüzyılın baskın futbol anlayışının da bu olacağını düşünüyor ve rol model Arsenal'in birkaç adım önden gittiğini hissediyoruz zaten. Peki nedir Arsenal'i taklit edilmeye değer hale getiren sır?

Rakamlar ortada
Adını neredeyse hiç duymadığımız başkan Peter Hillwood veya menajer Wenger ne yapıyorlar ki, İngiltere'nin en genç takımını sahaya çıkarıp, ülkenin en pahalı biletini satabiliyorlar?
Sıralamada üstlerinde yer alan Chelsea'den veya Manchester'dan fazlaları ne ki, en ucuzu yaklaşık 70 dolar olan Emirates Stadı'nın 60 bin 432 koltuğu dolmuş, üzerine 20 bin kişilik de kombine sırası var?

Alçakgönüllü filozof
Tabii başkanın sportif kararlara bir dahli yok. Transfer yetkisi de, Japonya'nın Grampus Eight takımından 10 yıl önce getirilen Arsene Wenger'de (Bir yerlerden tanıdık geliyor galiba bu ülke)... Hayatta en önemli düsturunu da, Japonya'da öğrendiğini söylüyor 57 yaşındaki futbol filozofu: "Zafer kazandığında alçakgönüllü olacaksın. Hiç kimseyi aşağılamaya kalkmayacaksın"...
Bırakın aşağılamayı, onore etme konusunda üstüne yok Wenger'in... Oynayacakları her final öncesinde dünya üzerindeki tüm scoutlarını (futbolcu ajanlarını) bir otelde ağırlar, başarıda ne kadar büyük payları olduğunu, onlara ne kadar müteşekkir olduğunu anlatırmış. Scoutlar birlikte izlerlermiş Arsenal'in başarısını... (Bir sonraki toplantıları da önümüzdeki Pazar günü oynayacakları Lig Kupası finalinden önce olacak muhtemelen)
İdmanları basına kapalı Arsenal'in. Sadece cumaları 15 dakika açık idman, 30 dakika da basın toplantısı... Bu yazıdaki demeçler de o 30 dakikalık toplantıları izleyen gazeteci dostumuz Edip Adanır'dan.
İdmana geç gelmenin ceza verilecek bir şey olduğunu düşünmüyor Arsene Wenger, bunu geç kalan oyuncunun diğer arkadaşlarına saygısızlığı olarak değerlendiriyor. Saygısızlık diğer oyunculara yapıldığına göre, cezayı verecek olanlar da onlar...

Partizan örneği
Bu tabloyla, AZ Alkmaar'ın rol model olarak komple bir tercih yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz herhalde... Peki, Fenerbahçe'nin bir rol modeli var mı? Veya Galatasaray'ın? Ajax modeli, sıkça gündeme gelir Türkiye'de...
Tamam dünyanın altyapı konusunda birincisi Ajax da, peki ikincisi kim? Yugoslavlar olabilir mi? Cevabın bir Yugoslav takımı, Partizan olması, Ajax'ın başarısını Hollanda'nın ekonomi ve medeniyet üstünlüğüne bağlama ezberimizi bozar mı? Acaba, Partizan'ın yaptığını biz de yapamaz mıyız?

Yetenek ilk kıstas değil

Yeryüzünün dört bir yanında yetenek avlayan scoutlardan Arsene Wenger'in istediği, izlenilen oyuncunun topa dokunuşunu (ya da hakimiyetini) gözlemlemeleri imiş. Oyuncuda iyi sinyaller varsa boy, kilo ve sürat bilgisini de almakla yetiniyormuş Wenger. Fransız teknik adam, genç futbolcunun topa dokunuşundan tespit ettiği kreatif özelliklerin, teknik ve fizik kalitesinin, hatta diğer bütün ihtiyaçlarının metodik çalışma ile geliştirilebileceğini düşünüyor.
Yani Wenger'in 15-16 yaşlarında ensesiyle top sektiren Robinho yada Alex bulmak gibi bir derdi yok. Yetenekleri de egoları da onlar kadar büyümemiş Clichy'lerden Emerson'lardan Eboue'lerden kendi kafasındaki yıldız modelini üretmek istiyor.
Tabii izlenilen oyuncunun yaşı 18-19'ları geçmişse gelişim sürecini daha uzun bir süre takip ediyorlarmış. Togolu Adebayor'a imza attırana kadar tam üç yıl yakından seyretmişler bu oyuncuyu.

Chelsea'nin formülü ne?

Tabii futbolda tek bir doğru yok, Arsenal gibi Chelsea'nin de transfer politikasının üstünde düşünülmeye değer olduğunu zannediyorum. En azından bu sezona kadar öyle zannediyordum.. Ligi ikinci bitirmesine rağmen gönderilen Ranieri'nin yerine gelen ve Stamford Bridge'de çok acil şampiyonluğa ihtiyacı olan Mourinho, ilk iki yılında takımda 24-29 yaş aralığında oyunculara ağırlık vermişti. Çünkü hem 17-18'likleri geliştirebilecek zamanı yoktu, hem de 30 yaş civarı oyuncularla plan yapacak kadar kısa vadeli düşünmüyordu. Transfer edildiklerinde Carvalho, Drogba ve Cole 26, Kezman ve Ferreira 25, Essien ve Del Horno 24 yaşında idiler. Takımda kalan Lampard ve Terry de aynı dönem oyuncuları... Bu transfer metodu, yani sporcunun olgunluk çağı tercihi de taklit edilmeye değer... Ne oldu da Mourinho, bu sezon başında 76'lı Sheva ve Ballack'ı transfer etti bilmiyorum. Gerçi yöntem değişikliğinin çok da iyi bir karar olmadığı ortada...

umeleke@milliyet.com.tr




SPOR
Yükseklik korkusu!
Buldozer Fener!
Tarihi gece
Kartal stres küpü!
Hoş sürpriz!
Gerets-Song kapıştı
Kazananlar sahada
İngilizler sıktı artık!
Kartal tepetaklak
Arkas rüzgârı
Cim-Bom zor geçti
Öp Ömer'in elini!
NBA'den dev adım
Oftaş'a hesaplı hat!: 1-1
Haber turu...
Eric Gerets'in ayarı bozuldu
İkincilik yarışı kızışıyor!
Alkmaar'ın rol modeli
Görüntü aldatması
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR

Mehmet DEMİRKOL
Eric Gerets'in ayarı bozuldu
Sanırım Eric Gerets, son haftalardaki Antep'i...
Mustafa DENİZLİ
İkincilik yarışı kızışıyor!
Cuma günü Konya'da ve dün akşam Gaziantep'te ...
Uğur MELEKE
Alkmaar'ın rol modeli
AZ Alkmaar, bu yıl UEFA'da ne sonuç alırsa al...
Halil ÖZER
Görüntü aldatması
Bu ligde havaya girmeyeceksin. Galip gelsen b...



© 2006 Milliyet