Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çalkantılı bir yılı haber veren hızlı trampetler: Tırrrrr, tırrrrr, tırrrrr...


Yüzlerce yıl kimsenin adam yerine koymadığı ezik kul yığınlarının en son genç kuşağı; sıradan "sokaktaki bir vatandaş" olmama özlemleriyle yanıp tutuşuyor.
Birçoğu da bunun en kestirme yolu olarak, şöhretli bir medya mensubu olabilmeyi öngörüyor.
Rastladığım üniversiteli genç kızlara; hangi fakülteye gittiklerini sorduğumda, çoğunlukla aldığım yanıt şu:
- İletişim...
* * *
Sevdiğin bir iş ve uğraşla bütünleşmenin tadı ve zevki; o çalışmalardan kazandığın parayı harcarken duyacağın tat ve zevki aşıyorsa; yaşayabilmek için kahredici cehennem kazanlarında haşlanıp durmak zorunda kalmadan, eritip götürürsün zamanı...
Örneğin yüz kişilik bir orkestrayı yöneten bir orkestra şefinin, bir senfoniyi yönetirken aldığı tat ve zevk; mesleğinden kazandığı parayı harcarken aldığı tat ve zevki çok aşar.
* * *
Ancak...
Her uğraş ve meslek dalının bir bedeli vardır; özellikle Türkiye gibi, köylülük evresini aşamadığı halde, siyasetçilerin zorlamasıyla burjuvalaşmış gibi görünmeyi çağdaşlaşma sanmış bir toplumda.
* * *
Genç kuşakta bir hayli yaygın görünen şöhretli bir medya mensubu olabilme özlemi...
Herhangi bir genç, sevdiği yahut sevdiğini sandığı bir meslek ve uğraş alanına eğilim duyduğunda; mutlaka o alanda ömür tüketmiş şöhretlerin biyografilerini ve ne bedeller ödemiş olduklarını, ayrıntılarıyla incelemeli...
Bir gökbilimci olmak isteyen bir üniversiteli, mutlaka Le Verrier'nin de, Fatih Hoca'nın da özyaşamını ayrıntılarıyla gözden geçirmeli...
* * *
Gazeteciliğe gönül vermiş genç meslektaşların, asla ıskalamamaları gereken yeni bir kitap çıktı; Tufan Türenç ile Erhan Akyıldız'ın, bir laboratuvar çalışması titizliğinde hazırladıkları "Bir Gazetecinin Hayatı-28 Yıl Sonra Abdi İpekçi"...
O kitabı okuyanlar; medya dünyasının gizemli mutfaklarında ne çilelerin yaşandığını da öğrenerek yaptığı işi hak edip bir kalite yaratmaya çalışanların ne tür bedeller ödemek zorunda kaldıklarını anlayacaklardır.
"Bir Gazetecinin Hayatı-28 Yıl Sonra Abdi İpekçi" kitabını okuyanlar, ertesi gün başka türlü göreceklerdir güneşin nasıl doğduğunu.
* * *
Kendi anadilinin yazı değerlerini algılayabilmekte özürlü mü özürlü kalmış bir ülkede; toplumsal çalkantılar da tırpan büyütür.
Şöyle ki:
1815'te Napolyon'u Waterloo'da yenmiş olan İngiliz Generali Wellington'ın adı; "vatan, millet Sakarya" paralelinde, usanmadan bıkmadan kaç yüz bin kez geçmiştir İngiltere'nin politik nutuklarıyla okul kitaplarında sorusu; İngiltere'de mi alınganlık yaratır, Fransa'da mı, yoksa Türkiye'de mi?
* * *
Diyelim ki böyle bir soru, Nasreddin Hoca'ya soruldu. Sanırız, Nasreddin Hoca'nın yanıtı şöyle olurdu:
- Hangisi kendi yazarlarının aldığı Nobel Edebiyat Ödülü'nü, o yazarları öldürmek için yeterli bir gerekçe olarak görüyorsa...
* * *
Toplumsal çalkantıların tırpanı da, "onlar-biz" ayrımının nirengi noktasını oluşturan yazar ve sanatçı düşmanlığıyla, "kodum mu oturturum" naralanmalarının yükselmesiyle büyür.
Hele bir de gizli-açık seçim kampanyalarında, "vatanı satan hainler" suçlamaları almış yürümüşse...
* * *
İncili Çavuş'a sordular:
- İstanbul trafiği sorunu ne zaman çözümlenir?
İncili Çavuş:
- Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Ege sorunu, Kıbrıs sorunu çözümlendiği zaman, dedi.
- Ne ilgisi var yani?
- İstanbul trafiği, tüm sorunlarımızın simgesidir de onun için...
* * *
AB üyeliği için başlamış olan müzakerelerin neden iyice yavaşlamış olduğunu bir diplomat şu fıkrayla anlatıyordu:
Adamın biri amerikan bara yaslanıp barmenden bir votka istemiş ve şöyle demiş:
- Bir votka istiyorum, ama limonsuz olsun...
Barmen de az sonra adama dönüp şöyle demiş:
- Limon kalmamış, acaba votkanız portakalsız olsa olmaz mı?
Adam:
- Olmaz, demiş; ille de limonsuz olmalı...
- Ne çıkar yani portakalsız olursa?
- Çifte standart olur; başkalarına limonsuz, bana portakalsız; elimin tersiyle reddediyorum ve hayır diyorum...
- İsterseniz bir bardak su vereyim size, o sırada biraz daha düşünün.
- Peki ver bakalım suyu, soğuk olsun...
* * *
Enver Ercan'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Di
Elim sana değse
diniyor gece
saçlarından başlıyorum
günü çözmeye

Yüzüm sana değse
sürçüyor zaman
daracık odalarda
ben kâfirsem sen, sen Müslüman

Dilim sana değse
uyanıyor sözcükler

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Çalkantılı bir yılı haber veren hızlı trampetler: Tırrrrr, tırrrrr, tırrrrr...
Yüzlerce yıl kimsenin adam yerine koymadığı e...
Melih AŞIK
Ahmakça okumak
Ellerinden kitap düşürmeyen, ağır, oturaklı, ...
Fikret BİLA
Büyükanıt'ın "ne" söylediği daha önemli
Her zaman olduğu gibi Genelkurmay Başkanı Org...
Hasan CEMAL
Yüreğimde bir kırıklık!
Orhan Pamuk'un bir sözü, yüreğimde bir kırıkl...
Güneri CIVAOĞLU
Ecnebide kafa karışık
Artık "görünmezler" arasındaki Metin Toker'in...
Can Dündar
Sevgili yazarımızın Eyüp'teki ölümü...
Biz vefakar mıyız gerçekten? Eğer vefakarsak...
Abbas GÜÇLÜ
Castro mu daha diktatör yoksa rektörler mi? (2)
Herhangi bir üniversitede öğrenim görüyorsunu...
Metin MÜNİR
Her şey yerli yerinde
Bugünlerde bana kıyametten bahsedenler çoğald...
Derya SAZAK
Kyoto'yu imzala
Türkiye Yeşilleri, küresel ısınmaya neden ola...
Meral TAMER
Müslüman ülkelerdeki Ar-Ge harcamaları
Dünyada devlet bütçesinden askeri harcamalara...
Ece TEMELKURAN
Demokrasiye adanmış yiğitler: Devrimci 'Kurt' Cephesi
"Ne olacak bu Kurtlar Vadisi'nin durumu?" mer...
Osman ULAGAY
Türkiye'ye dış kaynak akışının hikmeti
İstanbul, Ankara ve İzmir havaalanlarının işl...
Güngör URAS
30 yıllık Atatürk Kültür Merkezi'ni "eskidi" diyerek yıkmak istiyorlar
İstanbul'da Taksim meydanında bulunan Atatürk...
Serpil YILMAZ
Galatasaray hissedarı QVT: Birleşme olursa risk yükselir
Halka açılma oranı en yüksek kulüp olan Galat...

© 2006 Milliyet