|
 |
|
|
Yargıda Sarıgül ve CHP davası
MUSTAFA Sarıgül CHP'nin Yüksek Disiplin Kurulu tarafından ihraç edilmiş, mahkemeye başvurmuştu. Konuyla ilgilenmedim. Hukuki bir yanlış varsa yargı düzeltirdi.
Geçen cuma günü hem CHP'nin avukatı, hem Sarıgül'ün avukatı konuyla ilgili Yargıtay kararını bana gönderdiler.
İki taraf da gönderince dikkatimi çekti, dikkatle okudum ve şaşırdım.
Teknik terimlerden arındırarak özetleyim: Sarıgül'ün ihraç edilmesini Asliye Hukuk Mahkemesi kanuna aykırı bulmuş, iptal etmiş, davayı Sarıgül kazanmış yani. Siyasi Partiler Kanunu'na göre, bu konudaki mahkeme kararı "kesin"dir; temyiz edilemez. Fakat CHP temyiz ettiği gibi, Yargıtay'ın ilgili dairesi hem temyiz başvurusunu kabul etmiş hem de Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararını bozmuş; yani davayı CHP kazanmış!
Kişi ve partilerden bağımsız olarak konu, "parti içi demokrasi" ve "parti disiplini" gibi vazgeçilemez iki kavram açısından son derece önemlidir. Bütün partilerimizdeki lider sultası da bilinen bir sorundur zaten.
CHP Yargıtay'a gidiyor
CHP'nin temyiz başvurusunu kabul eden Yargıtay kararında, "kesin" niteliğindeki bir mahkeme hükmünün hangi kanuna maddesine göre temyiz edilebileceği gösterilmemiş. Ama "karşı oy" yazısı koyan Yargıtay üyesi, Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu'nun 426. maddesine göre, bu tür kararların temyiz edilemeyeceğini belirtmiş! Ancak "hukuka aykırı bir sonuç" varsa, o zaman da sadece Adalet Bakanlığı'nın lüzum görmesi üzerine Yargıtay Başsavcısı'nın "kanun yararına temyiz" yapabileceğini belirtmiş.
Bu olayda ise CHP bu kanun yoluna başvurmadan tek başına temyiz yapıyor ve kabul ediliyor.
Beni şaşırtan bu.
Mesele bizde zaten oturmamış olan "parti içi demokrasi" ve "parti disiplini" kavramlarıyla doğrudan ilgili olduğu için, demokratik sistemimizin tümü için önemlidir. Partiden üye atmak bu kadar kontrolsüzleşirse her partide var olan lider sultası nerelere kadar gider?
Kanun ve parti
Siyasi Partiler Kanunu'na göre, mahkemeler, partilerin ihraç kararları 'yerinde' mi, değil mi diye, yani "esastan" inceleyemez. Çünkü konu bu yönüyle "parti disiplini" ile ilgilidir, her partinin kendi bileceği iştir.
Ama aynı kanuna göre asliye mahkemeleri partiden ihraç kararlarını "usul ve şekil" açısından inceleyebilir. Çünkü demokratik usul ve şekillere uyulmadan ihraç kararı verilmemelidir: İhracı istenen üyeye savunma imkânı verilmesi, ihraç kararını verecek organın demokratik olarak oluşturulması falan gibi...
CHP'nin verdiği ihraç kararına Sarıgül'ün avukatının dilekçesinde hem mahkemenin dikkate alamayacağı "esasa ilişkin" itirazlar var, hem mahkemenin bakabileceği "usule ilişkin" itirazlar var. Sonunda mahkeme CHP'nin ihraç kararını iptal etmiş.
Karar, "kesin"dir, temyiz edilemez.
Ama CHP temyiz etmiş! Kanunun gösterdiği Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Başsavcılığı yollarına da gitmeden! Ve CHP'nin temyizi kabul edilmiş!
Sanıyorum CHP'nin avukatı bu kararı bana "yeni bir içtihat" diye; Sarıgül'ün avukatı da "adli bir hata" diye gönderdi. Bana adli hata gibi gözüküyor. Yargı süreci devam edecek. Her halde parti içi demokrasi ve parti disiplini kavramlarının netleşmesi bakımından çok önemli bir süreç. Nereye varacağını merak ediyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|