|
 |
|
|
Ahmak ıslatan bulut geçişi
Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol
İnsan marifetiyle darmadağın ettiğimiz yaşlı dünyamızın boynuna hiç utanmadan astığımız yaftada, artık ''küresel ısınma'' yazıyor. İkinci el, hem de hor kullanılmış bir malın teşhirini çağrıştıran bu tabelayı, ''son kullanma tarihi''ni gözümüze sokan tellâllar hattâ müzayedeciler izleyecek... Hâl böyle olunca, gezegenimizin biçare vaziyetini tarifleyen meteoroloji bültenlerinde de görece yeni sayılabilecek bir deyim ön plana çıkmaya başladı. Ve bizler bir süredir, İzmir’de bile ''bulut geçişi'' ile yetinir olduk. ''Yeni sayılabilecek'' diyorum, çünkü çocukluğumuzda böyle yağan yağmura, bulut geçişi değil ''ahmak ıslatan'' denirdi.
Yağmurun türünü ve şiddetini anlatmak için uydurulmuş ''sağnak yağış'' benzeri teknik sözcükler mecburen gündemde kalsalar da ben hep ''halk ağzının yakıştırmaları''nı sevmişimdir. Çünkü sokakta kıpırdayan tanımlama ya da benzetmeler, perde arkasında binlerce yıllık öğretilerin tütsülerini tutuşturuyormuş gibi gelir bana. Bazen ''çisil çisil'' yağar, bazen ''bardaktan boşanırcasına...'' Zamanla mekânı birleştirince ''kırkikindi'' oluverir dilimizde; hiç bitmeyecek gibi sandığımızda ise ''gök delindi'' deyiveririz. Ama bana göre, bütün bunların içinde ayrıcalıklı bir yer işgal etmelidir, ''ahmak ıslatan'' yağmuru...
* * *
''Şemsiyemi açsam mı, açmasam mı?'' kararsızlığına düştüğünüzde, ''şuradan şurası'' parantezinde sıkışıp da ''açmaya değer mi değmez mi?'' tercihiyle cebelleşirken, ya da ''beklesem mi çıksam mı?'' diye fikrederken ve hattâ bazen ''sırasıyla hepsini deneyip ya da hiç birine yüzvermeden kalakaldığımızda'' bizi ıslatan yağmurdur ''ahmak ıslatan...'' Çünkü insan doğasının en kararsız hallerini resmeder aslında; belirsizlik diz boyudur! Ve saçak altı hikâyelerinin, kişisel gelişim yolculuğumuza ne kadar benzediğini görmezden geliriz çoğu kez. Oysa yağmura verdiğimiz isim ve tepkiler ''yüzleşme'' fırsatını yakalamak ya da kaçırmakla eşdeğer gibidir. Deyimlerimiz öylesine güçlüdür ki, hiçbir şey tesadüfe bırakılmamıştır. Meselâ yazıya adını veren yağmur geçişi, ''korkak ıslatan'' yağmuru değildir. ''Şaşkın ıslatan'' filân da denilmemiştir.
* * *
Peki, kimdir bu ahmaklar?
Farkındalığın sözlüğümüzde olmadığı ''bilinçsiz yetersizlik'' aşamasından, ''bilinçli yetersizliğe'' terfi ederek atarız ilk büyük adımımızı. Bu geçiş, yokluktan sıyrılış ve beyhûdeliği kabulleniştir. Buradan sonrası, ''bilinçli yeterlilik'' katına merhaba demekten ibaret sayılsa bile, son safha olan ''bilinçsiz yeterlilik'' haline ulaşmak, pek de herkesin harcı değildir. Hz. Ali’ye atfedilen bir tekerlemede, bu basamaklara epeyce denk düşen bir yakıştırmayla karşılaşırsınız; tersinden okuyalım: ''Bilen, bildiğini bilen âlimdir itaat edin/Bilen, bildiğini bilmeyen uykudadır uyandırın/Bilmeyen, bilmediğini bilen cahildir öğretin/Ve bilmeyen, bilmediğini bilmeyen ahmaktır sakının...''
Yüce yaratıcı, bulut geçişi ile artık, ''dünyasına sahip çıkmayan ahmakları'' ıslatıyor..
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|