
|
|
|
 |
|
|
Kış gecesinde bir Yıldız
Türk tiyatrosunun duayeni Yıldız Kenter için düzenlenen 'saygı gecesi'nde, 40 yıllık oyuncular sınava giren çocuklar kadar heyecanlıydı. Ama hepsi, hocalarını 'yıldız'lı sözlerle anlatmayı başardı. Duygulu anlar yaşayan Kenter, gecenin finalinde öğrencileriyle dans ederken, fonda çalan Sezen Aksu şarkısı da aslında onu anlatıyordu: Ben her bahar dirilirim / Gizli bir kaynaktır içim
Asu Maro
Herkeste bir heyecan, bir telaş... Kırk yıllık oyuncu koskoca adamlar birer çocuk olmuşlar sanki. Yıllar sonra tekrar öğrencilik yıllarına dönüp hocalarının karşısında sınav verecek gibiler. Herhalde en zor sınavları bu, çünkü ödevleri Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu'nun düzenlediği "Ustalara Saygı" gecesinde Yıldız Kenter'i anlatmak. Herkes bir başka yönünden anlatmaya çalışıyor, hepsinde hep bir şeyleri eksik bırakmış olma duygusu...
Bir de çocuksu rekabet var sanki ortada... Kent Oyuncuları'nda 35 yılını dolduran Mehmet Birkiye, henüz bir lise öğrencisiyken tanımış Kenter'i. "Nasıl oyuncu olunur?" diye sormaya gittiğinde sevgili hocası elini omzuna koymuş konuşurken. "O gün bugündür elini omzumdan hiç indirmedi" diyor. Sonra Erdal Özyağcılar anlatıyor, Mustafa Alabora, ardından son 'resmi' öğrencilerinden Hare Sürer... Meğer o el, bir şekilde öğrencisi olmuş ve tiyatroda ısrar etmiş herkesin sırtında ömür boyu kalırmış. Özyağcılar'ın deyimiyle "Peter Pan'ın meleği gibi". Kâh kutlamak, kâh sarsıp kendine getirmek, ama hep desteklemek için...
Her konuşmada hayranlıklar bildiriliyor bu güçlü kadına. Herkesin unutulmaz anıları var anlatacak... Haldun Dormen turnelerde nasıl tiyatroya yeni başlamış biri gibi alçakgönüllü ve heyecanlı olduğunu, Adalet Ağaoğlu Ankara'da oradan oraya koşturan gencecik bir oyuncuyken güzelliği, sadeliği ve alnındaki ışığıyla kendisini nasıl etkilediğini anlatıyor. "Tiyatromuza başka bir hava geldi onunla" diyor.
Nasıl disiplinli ve çalışkan olduğu da bütün dostlarının dilinde. Sevgi Sanlı mesela, bu gece için arandığında biraz rahatsız olduğunu söylemeyi aklından bile geçirmemiş. "Çünkü Yıldız'ın sözlüğünde hastalık, yorgunluk yoktur" diyor, "Öğrenemediği tek fiilimiz vardır, pes etmek". Ama zaten öyle görünüyor ki, Kenter'in yakınına gelen herkes Suat Özturna'nın tanımıyla bu "Kendi kendine enerji üreten dinamo"dan nasibini alıyor, kimsede yorgunluk kalmıyor.
İki de aşk ilanı alıyor o gece Yıldız Kenter. Biri 45 yıl önce öğrencisi olduğu gün ona âşık olduğunu söyleyen Mustafa Alabora'dan, diğeri kendisine bir 80 yaş armağanı vermek için eşinden icazet alarak konuşma yapan dostu Can Kıraç'tan. Nâzım'dan birkaç dize de okuyor Alabora 'hoca'sı için: "Yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin / Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil / Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için." Ve tamamlıyor: "Hocam, siz hâlâ zeytin dikiyorsunuz, sağ olun."
Bütün öğrencileri ve dostları teşekkürlerini sunarak tamamlıyor konuşmasını... Birbirinden güzel sözler hazırlamış herkes... Erdal Özyağcılar "Ben şimdi varsam anam sizsiniz" diyor, Hare Sürer "Küçük Prens'in gülünden sorumlu olduğu gibi biz hocamızdan, hocamız bizden, hepimiz tiyatrodan sorumluyuz"... Dostoyevski'nin ünlü "Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık" sözüne gönderme yapan Suat Özturna ise gecenin en anlamlı cümlelerinden birini kuruyor: "Biz Yıldız Hanım'ın mantosundan çıktık".
'Yıldız'lar yağıyor bütün konuşmalara... Onu küçücük bir çocukken kuliste izleyen Zeliha Berksoy "Bir kuyruklu yıldızdır" diye tanımlıyor Kenter'i, dostu Talat Sait Halman "Doğar doğmaz bilmişler ki göğümüze, gönlümüze bir yıldız doğmuştur" diyor ve "Dört başı mamur bir tiyatro galaksisidir o" diye tamamlıyor konuşmasını.
Hakkı Devrim'de olduğu gibi seyircilerde de hafif bir kıskançlık bırakarak noktalanıyor gece. "Neden benim de hocam olmadı ya da neden benim de böyle talebelerim yok..." Yıldız Kenter için ise bambaşka anlamlar taşıyor bu gece belli ki. "Pes etmek" nedir bilmediği söylenen kadın "Beni bir yerden alıp bir yere kaldırdığınız için size minnettarım" diyor, "Her şeyi bırakacağım artık dediğim anda bana can verdiniz". Ve oyunlarında yaptığı gibi gözlerin dolduğu anda kahkahalara boğuyor salonu: "Yalnız fazla şişirildim gibi geliyor, bir iğne batsa patlayabilirim, dikkatli yaklaşın bana."
Finali Kent Oyuncuları'yla dans ederek yapıyor... Öğrencilerinin onun için seçtiği sürpriz şarkıda. Bir başka güçlü kadının, Sezen Aksu'nun "Her bahar âşık olurum" diyen sesi dolduruyor salonu: "Kırılan dallar gibiyim, ben her bahar dirilirim / Gizli bir kaynaktır içim, kendime bir yol bulurum..."
Can Kıraç'tan geç kalmış aşk itirafı!
BORA BAĞCIBAŞI
Gecenin sürprizi Koç Holding'in eski yöneticilerinden Can Kıraç'ın Yıldız Kenter'e yaptığı aşk itirafıydı. Kıraç, "Bu akşam buraya eşim İnci'yle gelecektik, ama rahatsızlandığı için gelemedi. Kendisinden özel bir izin aldım. 80 yaşına girdim ve artık kendimi ifade etmek istiyorum. Uzun yıllar dostluğunu paylaştığım Şükran'ın da anısını gönlümde taşıyarak Yıldız Kenter'e aşkımı sunuyorum" dedi.
|
|
|




|
|