Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Şubat 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP ve CHP nereye?


TÜRKİYE "seçim sathı maili"ne girdi. Bütün partiler seçime hazırlanıyor. Bugün neden AKP ve CHP'yi ele alıyorum?
Evvela, bu iki parti hâlâ birinci ve ikinci partilerimizdir. Bu iki partinin performansı, öbür partilerin parlamentoya girip girmemesini etkileyecektir. Bu iki partinin alacağı sonuç, Türkiye'nin tekrar koalisyonlara dönüp dönmeyeceğini tayin edecektir.
Dahası, Türkiye'nin iki temel dinamiğini şu anda önemli oranda bu iki parti temsil ediyor: Siyaset biliminde "merkez" denilen elitlerin ve resmi değerlerin temsilcisi olarak CHP... Siyaset dilinde "kenar" veya "çevre" denilen yığınların ve değerlerin temsilcisi olarak AKP.
Bu ikili çizgiyi bütün cumhuriyet tarihimiz boyunca görmek mümkün: Seksen yıllık CHP ve onun karşısındaki partiler: Terakkiperver ve Serbest fırkalar. Demokrat Parti, Adalet Partisi, sonra da ANAP, DYP ve AKP.

Merkez-kenar çatışması
Bu ikili tablo Türkiye'nin bir şansıdır; Türkiye bir kabile toplumu değildir. Ama bu tablo aynı zamanda Türkiye'nin neden 'verimli' yönetilemediğini de yansıtıyor:
"Merkez"in halka şüpheyle bakışı "siyasal katılma"yı kısıtladı bu da Türkiye'nin toplumsal gelişme dinamizmini frenledi. "Merkez"in partisi olan CHP devrimler yaptı ama halktan koptuğu için hiçbir zaman halkın diliyle konuşmadı, halkın hür oylarıyla tek başına iktidara gelemedi...
Öbür tarafta DP, AP, ANAP ve bugün AKP ise önemli toplumsal yapı değişmelerine, tarımsal gelişmeye, şehirleşmeye, piyasa ekonomisine, dışa açılmaya, ekonomik büyümeye hız kazandırdılar. Ama bu kesimin kusuru popülizm oldu. Piyasa ekonomisi sağın bu hastalığına artık bir disiplin getiriyor ama bu çizgi ile "merkez" arasındaki çatışma hâlâ sürüyor, siyasi gerilmelere, enerji kaybına yol açıyor.
Bütün modernleşme süreçlerinde görülen merkez-kenar çatışması Türkiye'de daha sert yaşandı. "Merkez" dört defa darbelerle, müdahalelerle siyasete düzen vermek istedi.
80 yılda büyük mesafe kaydettik ama bir Uzakdoğu mucizesini başaramadık.

Seçimlerde ne yapacaklar?
Önümüzdeki seçimlerde AKP daha fazla "kenar"a, diyelim muhafazakârlığa, CHP ise daha fazla "merkez"e, diyelim resmi ideolojiye yapışırsa, hem oy kaybederler, hem daha kötüsü, tarihsel hastalığımız olan merkez-kenar çatışmasını şiddetlendirirler!
CHP'nin "kenar"a açılabilmesi, halkla duygudaşlık sağlayacak bir dil geliştirmesi bu partinin seçim şansını artıracağı gibi, merkez-kenar çatışmasını da yumuşatır. Baykal'ın son konuşmalarında bunun işaretleri var. Ama "Ortanın Solu" hareketi gibi köklü bir değişim değil de, daha çok seçim taktiği izlenimi veren bu işaretler ne ölçüde etkili olacak? Göreceğiz.
AKP'nin de "kenar"a yapışmayıp "merkez"e doğru açılması hem seçim şansını olumlu etkiler hem merkez-kenar çatışmasını yumuşatır. "Milli Görüş" mirasının temsilini olağan düzeye çekerek DP, AP ve Özal'ın ANAP'ı gibi bir "merkez sağ" parti niteliği yani...
AKP bunu yapacak mı? Göreceğiz.
Elbette Karl Popper'in dediği gibi "siyaset rasyonel bir teorem değildir"; çok karmaşık dinamikleri vardır. Sırf nasyonal bir temennide bulunabiliriz: Merkez-kenar çatışmasını yumuşatmış, "yöneten demokrasi"yi yerleştirmiş bir Türkiye! Ok gibi fırlar...

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP ve CHP nereye?
TÜRKİYE "seçim sathı maili"ne girdi. Bütün pa...
Çetin ALTAN
Renkli rüzgârlarda uçuşan yıllar ve dostluklar
Tarihin kendine özgü kovanlarında ballanıp pe...
Melih AŞIK
Uzan'dan Royal'e
Prof. Tarık Altınok, Cem Uzan'ın iktidara yön...
Fikret BİLA
Sezer ve Büyükanıt'ın gerekçeleri belli
Kuzey Irak Kürt yönetimiyle görüşme konusunda...
Hasan CEMAL
Kanaltürk, Kurtlar Vadisi!
Aydınlanma düşüncesinin öncülerinden Voltaire...
Güneri CIVAOĞLU
Bush'a suikast
Filmin adı "Bir Başkanın Ölümü"
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye nasıl bilim ülkesi olur? (2)
Türkiye'nin bir bilim ülkesi olması konusunda...
Hurşit GÜNEŞ
Endeksli bonoya yabancı yağması
Dünkü enflasyona endeksli bono ihalesinin ilk...
Nail GÜRELİ
DP'den AKP'ye, basından medyaya
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 60. yılı içi...
Sami KOHEN
Akdeniz için Ege örneği...
GEÇEN hafta Lefkoşa'nın Rum kesiminde parlak ...
Metin MÜNİR
Molla, bombayı yolla
Boş bir tabut ne kadar çekici ise cephaneliği...
Hasan PULUR
Ölüm...
YAHYA Kemal "Ölüm, asude bir bahar ülkesidir,...
Meral TAMER
İkinci hayat, ayda 10 dolara yaşanabilir
Göz problemim nedeniyle bilgisayar kurdu olma...
Ece TEMELKURAN
Cemresiz
Resmi olarak bugün baharın başlaması icap edi...
Osman ULAGAY
Finans vadisindeki ürkütücü sükûnet
The Economist dergisinin son sayısında yer al...
Güngör URAS
TAV'a ilgi ekonomi için moral ve cesaret verici
TAV, 1997 yılında İstanbul Atatürk Havalimanı...
M. Ali BİRAND
Seçim tarihi, artık kutudan çıktı...
İlk defa bu köşeden dikkatinizi çekmiştim.

© 2006 Milliyet