Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Şubat 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bush'a suikast


Filmin adı "Bir Başkanın Ölümü"
Yıl 2008... ABD Başkanı Bush'a Chicago'da suikast...
Yaptığı konuşma sonrası partililerle el sıkışırken, tebrikleri kabul ederken iki el silah sesi.. Kurşunlardan biri kaburgasına saplanıyor. Diğeri aort damarını parçalıyor.
Hastaneye kaldırılıyor.
Orada yapılan açıklamada "Başkan Bush'u kaybettik" deniyor.
İstanbul Festivali (!F) kapsamında gerçekten ilginç bir film.
Bir "hayali suikastın anatomisi" neredeyse dakika dakika yansıtılıyor.
Salondakilerin bir kısmı, hem de büyük bir kısmı "Böyle bir suikast gerçekleşse mutlu olacak" havadaydılar.
Zaten film de, Başkan Bush'a, Chicago halkının dehşet verici tepki gösterileriyle başlıyordu.

Kökler ve farklar

Filmden düştüğüm notlara gelince...
1- Görevde olan bir başkanın bir yıl sonra öldürülüşünü canlandıran filmin yapılması, düşünce ve ifade özgürlüğünün göstergesi olduğu kadar, Amerikan toplumundaki Bush'a odaklanmış yaygın ve köklü tepkinin de yansıması.
ABD halkının hatta dünya kamuoyunun Bush'a öfke boşalımı bu.
2- Bizdeki geleneksel söylemle "acaba Bush hedef gösterilmiş" olmuyor mu?
Üstelik zanlılar da Müslüman.
3- Dünyada böyle bir filmler çevrilebilir mi tartışılır, ama Türkiye'de mümkün mü?
Kurtlar Vadisi "kötü örnek oluşturuyor" gerekçesiyle yayımlanmazken, "devletin doruğundaki adama suikast" eksenli bir film düşünün.
4- Film boyunca protesto gösterileri için yetkili görevliler, örneğin polis müdürü, güvenlik şefleri, FBI ve CIA'ciler "Protesto ABD yurttaşının doğal ve demokratik hakkıdır. Müdahale etmeyiz" diyorlar.
Ancak... Devamı da var.
"Protesto, fiili eyleme dönüşürse, biz de kuvvet kullanarak, hatta sertleşerek bunu önleriz..."
Bush da, ona en ağır protesto sloganları atanlara "Yurttaşın demokratik hakkıdır" yorumunu yapıyor ve son derece sakin karşılıyor. Keşke bu film siyasi partilerinin üyeleri ve yöneticileri için açtığı "politika okullarında" gösterilse.

2007'NİN RÜZGâRI
Ekonominin kaptan köşkünde yıllarca oturmuş, şimdi özel sektörün zirvelerinde olan "bir bilen"in bakışıyla siyaset:
"Sayın Erdoğan çok şanslı. Başbakan olduğu yıl dünya ekonomisinde likidite bolluğu yaşandı. Küresel ekonomi rüzgârları iyi esti. Türkiye'ye de olumlu yansıdı.
2007 yılı gene Erdoğan için bir dönüm yılı... Dış parametreler onun lehine çalışıyor.
Cumhurbaşkanı seçimi ve genel seçimler öncesi bir kez daha dünya ekonomisinde büyük bir likidite bolluğu var. Türkiye'ye dolar akıyor... Bunun tersi olsaydı, yani dünya ekonomisi sıkışsaydı herhalde Türkiye'ye yansımaları da parlak olmazdı."
Elbette her şeyi dış etkenlere bağlamak gerçeklerle örtüşmez. Türkiye'de beş yıla yakın süredir tek parti iktidarının yaşattığı siyasi istikrar, AB'ye tam üyelik görüşmelerinin başlaması, mecra arayan dış sermayeye çekim alanı yaratmıştır. Bu bir gerçek...
Ama...
Madem rüzgârdan söz ediyoruz. Denizden de bir örnek verelim:
En iyi donanımlı ve teknolojik performansı yüksek bir tekne düşünün. Denizin ortasında rüzgâr durduğunda tüm yelkenlerini açsa da kımıldayabilir mi?
Yelkencilerin en korktuğu şey havanın sönmesidir. Kaptan usta denizci ve yelkenler üstün kalitede olsa da, rüzgâr yoksa bunlar boştur.
Öte yandan...
Rüzgâr estiğinde eğer tekne hantalsa, tahtaları sünger gibi su çekmiş, taş gibi ağırlaşmışsa, yelkenleri yırtıksa, direkleri ilk zorlanmada kırılacaksa ve dümeni tutan kaptan sakarsa, rüzgâr da işe yaramaz.
Türkiye rüzgâr şansını ıskalamadı.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
AKP ve CHP nereye?
TÜRKİYE "seçim sathı maili"ne girdi. Bütün pa...
Çetin ALTAN
Renkli rüzgârlarda uçuşan yıllar ve dostluklar
Tarihin kendine özgü kovanlarında ballanıp pe...
Melih AŞIK
Uzan'dan Royal'e
Prof. Tarık Altınok, Cem Uzan'ın iktidara yön...
Fikret BİLA
Sezer ve Büyükanıt'ın gerekçeleri belli
Kuzey Irak Kürt yönetimiyle görüşme konusunda...
Hasan CEMAL
Kanaltürk, Kurtlar Vadisi!
Aydınlanma düşüncesinin öncülerinden Voltaire...
Güneri CIVAOĞLU
Bush'a suikast
Filmin adı "Bir Başkanın Ölümü"
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye nasıl bilim ülkesi olur? (2)
Türkiye'nin bir bilim ülkesi olması konusunda...
Hurşit GÜNEŞ
Endeksli bonoya yabancı yağması
Dünkü enflasyona endeksli bono ihalesinin ilk...
Nail GÜRELİ
DP'den AKP'ye, basından medyaya
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 60. yılı içi...
Sami KOHEN
Akdeniz için Ege örneği...
GEÇEN hafta Lefkoşa'nın Rum kesiminde parlak ...
Metin MÜNİR
Molla, bombayı yolla
Boş bir tabut ne kadar çekici ise cephaneliği...
Hasan PULUR
Ölüm...
YAHYA Kemal "Ölüm, asude bir bahar ülkesidir,...
Meral TAMER
İkinci hayat, ayda 10 dolara yaşanabilir
Göz problemim nedeniyle bilgisayar kurdu olma...
Ece TEMELKURAN
Cemresiz
Resmi olarak bugün baharın başlaması icap edi...
Osman ULAGAY
Finans vadisindeki ürkütücü sükûnet
The Economist dergisinin son sayısında yer al...
Güngör URAS
TAV'a ilgi ekonomi için moral ve cesaret verici
TAV, 1997 yılında İstanbul Atatürk Havalimanı...
M. Ali BİRAND
Seçim tarihi, artık kutudan çıktı...
İlk defa bu köşeden dikkatinizi çekmiştim.

© 2006 Milliyet