|
DP'den AKP'ye, basından medyaya
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 60. yılı için, Nebil Özgentürk'ün hazırladığı "Basının Kısa Tarihi" belgeselinin galasında geçmiş yılları anımsadık. O günlerin içinde "Besleme Basın" gerçeği de var.
Neydi besleme basın?
Demokrat Parti, 1954'teki seçimi de kazanarak ikinci kez tek başına iktidarda.
Adnan Menderes hükümetlerinin parlak yılları sona ermiş, ekonomik sıkıntılar baş göstermişti. Otomobil lastiğinden gazete kâğıdına kadar bazı temel maddeler devlet eliyle "tahsise tabi" tutulmuştu. Resmi ilan ve reklamlar da hükümetçe gazetelere dağıtılıyordu.
Basın, halkın sıkıntılarını yazıp çizmeye, hükümeti eleştirmeye başlayınca Menderes'in ve partisinin hedefi haline gelmişti. Menderes'in hoşuna gitmeyen basına bir yandan yasal önlemler getirilirken, bir yandan da ekonomik baskı uygulanıyordu.
İktidarı eleştiren gazetelerin kâğıt tahsisleri tirajlarına yetmeyecek ölçüde kısılıyor, buna karşılık iktidar yanlısı gazetelere gereğinden fazla kâğıt veriliyordu. Bazı gazeteler aldıkları kâğıdın bir kısmını karaborsada satıyordu. Resmi ilanlar da aynı şekilde, DP yanlısı gazetelere yağdırılıyordu. Bu nimetlerden yararlanan gazetelere "Besleme Basın" adı takılmıştı. O zamanlar "yalaka" sözcüğü yoktu.
Bunları düşünerek zaman tünelinden geçip günümüze geldik.
Gördük ki, DP'nin Menderes'i gibi, AKP'nin Erdoğan'ı da dikensiz gül bahçesi istiyor. Menderes'in çevresi gibi, Erdoğan'ın çevresi de tüm olumsuzlukların nedeni olarak bir kısım medyayı hedef gösteriyor. Kendilerini eleştirenlere karşı, ellerindeki ekonomik enstrümanlara ek olarak hukuk dışı yollarla devlet gücünü kullanıp özgür medyayı sindirmeye kalkışıyorlar. Seçimler arifesinde, hoşlarına gitmeyen yazarları susturma girişimleri bağımsız gazetelerde püskürtülüyor. AKP yandaşı sermayenin gazetelerinde bir manşet yüzünden genel yayın müdürleri görevden alınıyor, muhabirler kovuluyor.
Medya üzerindeki baskı giderek artıyor, postmodern teröre dönüşüyor. Kanaltürk Televizyonu'na uygulanan mali terör bunun son örneği.
Bu gidişe dur denilemezse, hiç kimse kimliğini, kişiliğini, itibarını devlet güvencesinde, hukukun koruyuculuğu altında hissedemeyecek demektir.
Bir şiir
Araştırmacı yazar Ahmet Özdemir'in kapsamlı eseri "Halk Şiirinden Seçmeler" Trend Yayın'da çıktı. Dizelerimiz bu güldestedeki Kuloğlu'nun semaisinden:
"Karşımda salınan dilber/ Bakma beni ağlatırsın/ Beni koyup yad ellere/ Gitme beni ağlatırsın// Şekerden şerbet ezerler/ İnce tülbentten süzerler/ İncili mercan dizerler/ Dizme beni ağlatırsın"
nailgureli@milliyet.com.tr
|
|