Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Şubat 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Seçim tarihi, artık kutudan çıktı...


İlk defa bu köşeden dikkatinizi çekmiştim.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ardından genel seçimlere gidilmesinin yararına dikkat çekmiştim. Mayıs ayından Kasım'a kadar beklemenin hiçbir yararı olmadığını belirtmiş ve ülkede bir seçim gerilimi sürdürmenin gereksiz olduğunu yazmıştım.

Aradan bir süre geçti ve gerçekten de, AK Parti içinde derinden derine tartışmalar başladı. Siyasilerimiz de, bu kadar beklemenin hiçbir anlamı bulunmadığının farkındaydılar. Hemen her konuda kavgaların artacağı ve ülkede işlerin duracağı açıkça ortadaydı.

Sonunda da tartışmalar kamuoyuna yansıdı.

Başbakan'ın açıklaması çok doğal. "Nisan-Mayıs aylarını atlatalım, ardından duruma bakarız" diyerek, Erdoğan da genel seçimin erkene alınabilineceği işaretini verdi. Henüz kesin bir karar alınmadığını, ilerde tartışılacağını söyledi.

Ankara'dan gelen haberlere bakılacak olursa, genel hava , Ali Babacan'ın da dediği gibi, genel seçimin Eylül başına çekilebilineceğini gösteriyor. Herkesin ayrı bir hesabı var. Herkes kendine göre bir gerekçe hazırlıyor.

Muhalefetin bir bölümü 4 Kasım tarihinin değiştirilmesine karşı çıkıyor. İktidarın zaman içinde güç kaybedeceğini ve süre ne kadar uzarsa, o kadar daha fazla eleştiri fırsatı doğacağına inanıyor. Bir diğer bölüm ise, işi uzatmamaktan yana.

Ancak ,son söz iktidar da Başbakana ait.

Muhalefette ise, liderlerin iki dudağının arasında.

Bir de Türkiye'ye Başkanlık Sistemi getirmeye çalışıyoruz. Oysa uygulama çoktan Başkanlığa kaymış durumda…

* * *

CAN ve ORHAN'lardan GURUR DUYUYORUZ

Son dönemlerde çıkan bazı yazıları okudukça içim sızlıyor.

Kimi, Can Dündar'ı aklı sıra tehdit eden Çakıcı'ya sanki hak verirmiş gibi yazılar yazıyor…Diğeri Orhan Pamuk'u yerden yere vuruyor.

Kendi kendime düşündüm:

"Neden bu kadar hoyratız ? Neden insanlarımızı böylesine kolay harcıyoruz ?"

İnsan kaynaklarımıza bir bakın. 70 milyon içinden kaç kalbur üstü insan çıkarabiliyoruz? Kaç düşünür, kaç bilimadamı, kaç sanatçi veya şarkıcı ?

Ancak parmaklarımızla sayabiliriz.

Orhan Pamuk'un Nobel ödülünün keyfini dahi çıkartamadık. Bırakın tebrik etmeyi, Pamuk'a tehditler yağdırdık. Resmen korkuttuk ve ülkeden kaçırdık. Sonra da hakaretler yağdırdık.

Neden ?

Nedir bu kin ?

Bunun ideoloji veya milliyetçilik veya ulusalcılıkla ilgisi olamaz. Bu başka bir şey…Ne olduğunu anlayamadığım bir dürtü. Neden böylesine kötüyüz ?

Sorarım sizlere, kaç tane Can Dündar'ımız var ?

Olaylara yaklaşımı, genel dünya görüşü, sevecenliği ve yetenekleriyle, kaç Can Dündar daha örnek gösterebilir siniz ?

Tam tersine, hepimizin Can Dündar'lara, Orhan Pamuk'lara sahip çıkmamız gerekir. Ona "akıllı ol" deme cesaretini gösteren kabadayılara tepki vermemiz, Pamuk'u tehdit edenlere hadlerini bildirmemiz gerekir.

Allahtan onları sevenlerin sayısı çok daha fazla.

Külhanbeylerinin sesleri fazla çıkıyor, korkutuyorlar. Ancak bizler sevgimizle onları kucaklıyoruz. Onu korumak ve kollamak bizlerin görevidir.

* * *

SANSÜR ALIŞKANLIĞI İÇİMİZE İŞLEMİŞ...

Bırakın devlet bürokrasisini, sokaktaki normal vatandaşımız dahi hoşlanıyor. En basit bir olayla karşılaşın, hemen aynı yanıtı alıyorsunuz: "Yasaklayın kardeşim. Devlet yok mu? Yasak koyun bitsin..."

Yasakçılık içimize işlemiş.

Herhalde dünya üzerinde bizim kadar yasaklı yasa çıkaran başka bir ülke yoktur.

En son örneği, Kanal Türk'ün başına gelenler.

Maliye Bakanlığı'nın girişimi, aba altından sopa göstermekten başka birşey değil. Kimse çıkıp, bunun bir sansür girişimi olmadığını söylemesin. Gerçek amacı sansür olmasa dahi, kamuoyunun algılaması açıkça, "Kanal Türk'e gözdağı vermek" şeklinde.

Tuncay Özkan'ın görüşlerini paylaşmıyor olabilirsiniz. Tümüyle karşı çıkabilirsiniz, ancak onu susturamazsınız. Bugün Tuncay'ın susturulmasına göz yumar veya sansür izlenimi verse dahi, bu tip uygulamalara karşı çıkmazsanız, yarın aynı durum sizin başınıza da gelir. O zaman da yanınızda kimseleri bulamazsınız.

Maliye Bakanlığı'nda hangi akıllı bu işe kalkışmış, anlaşılır gibi değil. Iyisi mi, kestirme yoldan vazgeçilsin...

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
AKP ve CHP nereye?
TÜRKİYE "seçim sathı maili"ne girdi. Bütün pa...
Çetin ALTAN
Renkli rüzgârlarda uçuşan yıllar ve dostluklar
Tarihin kendine özgü kovanlarında ballanıp pe...
Melih AŞIK
Uzan'dan Royal'e
Prof. Tarık Altınok, Cem Uzan'ın iktidara yön...
Fikret BİLA
Sezer ve Büyükanıt'ın gerekçeleri belli
Kuzey Irak Kürt yönetimiyle görüşme konusunda...
Hasan CEMAL
Kanaltürk, Kurtlar Vadisi!
Aydınlanma düşüncesinin öncülerinden Voltaire...
Güneri CIVAOĞLU
Bush'a suikast
Filmin adı "Bir Başkanın Ölümü"
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye nasıl bilim ülkesi olur? (2)
Türkiye'nin bir bilim ülkesi olması konusunda...
Hurşit GÜNEŞ
Endeksli bonoya yabancı yağması
Dünkü enflasyona endeksli bono ihalesinin ilk...
Nail GÜRELİ
DP'den AKP'ye, basından medyaya
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 60. yılı içi...
Sami KOHEN
Akdeniz için Ege örneği...
GEÇEN hafta Lefkoşa'nın Rum kesiminde parlak ...
Metin MÜNİR
Molla, bombayı yolla
Boş bir tabut ne kadar çekici ise cephaneliği...
Hasan PULUR
Ölüm...
YAHYA Kemal "Ölüm, asude bir bahar ülkesidir,...
Meral TAMER
İkinci hayat, ayda 10 dolara yaşanabilir
Göz problemim nedeniyle bilgisayar kurdu olma...
Ece TEMELKURAN
Cemresiz
Resmi olarak bugün baharın başlaması icap edi...
Osman ULAGAY
Finans vadisindeki ürkütücü sükûnet
The Economist dergisinin son sayısında yer al...
Güngör URAS
TAV'a ilgi ekonomi için moral ve cesaret verici
TAV, 1997 yılında İstanbul Atatürk Havalimanı...
M. Ali BİRAND
Seçim tarihi, artık kutudan çıktı...
İlk defa bu köşeden dikkatinizi çekmiştim.

© 2006 Milliyet