|
'Ama'cılar!
Her cümlenin sonuna bir ama eklenebilir. Fakat unutmayın, eğer bunda ölçü kaçarsa, 'ama'ların anlamı farklı yerlere kaymaya başlar.
'Ama'cılık abartılırsa zamanla hiçbir şeyden memnun olmayan sürekli bir vozurdama haline veya yapısal bir mutsuzluğa yol açabilir.
Her şeye bir kulp takmanın ürünü de olabilir bu 'ama'lar. Ya da bardağın dolu değil, boş tarafını göstermek gibi kötümser bir alışkanlığa işaret edebilir bu 'ama'cılık tavrı...
Bu 'ama'lar bir süredir ekonomiyle ilgili değerlendirme ve yazılarda dikkatimi çekiyor. Ekonomideki bazı olumlu gelişmelere dudak bükücü, bazı başarıları küçümseyici bir tutumun simgesi gibi görüyorum, ama ile noktalanan o cümleleri...
Örneğin bir tespit:
Bütçe rakamları, kamu maliyesi son 30 yılın en başarılı çizgisini yakaladı!
Hemen ekleniyor:
Öyle ama...
Bir tespit:
Geçen bir yılda Türkiye'ye gelen 19.9 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye yatırımları son 23 yılın toplamını geçti!
Hemen ekleniyor:
Öyle ama...
Bir beklenti:
Bu yıl da 22 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye gelebilir!
Hemen ekleniyor:
Öyle ama...
Bir tespit:
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları Türkiye'ye yıllardır akmıyor, sadece pıt pıt damlıyordu; yılda 1 milyar doları bile bulmuyordu; 'AB yolu'nun açılmasıyla birlikte son iki buçuk yılda 30 milyar doları geçti!
Hemen ekleniyor:
Öyle ama...
Bir başka deyişle:
'Ama'cılar memnun değil!
Diyorsunuz ki:
Türkiye'nin aş ve iş sorununu çözmek için şart olan doğrudan yabancı sermayenin büyük artış kaydetmesi iyi, olumlu bir gelişme değil mi? Evet, bugün gelenler daha çok mevcut olanı satın alıyorlar; 'yeni'ye çok fazla yatırım yok hâlâ. Fakat düne kadar bu da gelmiyordu. Demek ki bir şeyler iyiye gidiyor ki, akış hızlandı.
Diyorsunuz ki:
Hep böyle değil midir? Önce kısa vadeli borç verirler. Sonra sıra uzun vadeliye gelir. Arkasından 'mevcut olan' daha çok ilgi yaratır. Ekonomide işler düzelmeye devam ettikçe, sıra daha çok yeni yatırım alanlarına gelir.
Bütün bu söylenenlere, 'ama'cıların pek öyle kulak astıkları söylenemez. Bildiklerini okuyorlar.
Evet, işsizlik sorunu duruyor.
Gerçek ücretler düşük.
Gelir dağımı kötü.
Eşitsizlik diz boyu.
Yoksulluk derin...
Bunlar malûm. Bu dertlerin çözüm rayına oturması için atılması gereken birçok adım var.
Ancak kamu maliyesinde hesap kitap tutmadıkça, doğrudan yabancı sermaye akışı hızlanmadıkça, bu sorunların hiçbiri çözülemez.
Ne bileyim, belki de 'ama'cı tavrın altında genlere işlemiş devletçilik, belki partizanlık, belki tarihsel 'kapitülasyon kompleksi'nden kaynaklanan yabancı sermaye düşmanlığı, belki psikolojik bir rahatsızlık, kronik mutsuzluk yatıyor olabilir.
Her neyse...
Her şeye 'ama'lı kulplar takmaktan kaçınsak, bardağın dolu tarafını daha çok görmeye çalışsak daha iyi olmaz mı?
'Ama'cılık kötü bir huy.
Dipnot: TAV'a gelen 5 milyar dolarlık yatırımcı talebi ekonomide bir şeylerin iyi gittiğini göstermiyor mu?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|